Moda

Yazar Admin / 04 Kasım 2011. Kategori GENEL OLARAK İSTANBUL'UN DEĞİŞEN YÜZÜ

 

 Moda, Kadıköy ile Fenerbahçe arasındaki bir burunda yer alan tarihi semttir. Bu güzel semte verilen isimler arasında, surlar içideki kara anlamına gelen “Motta” kelimesinin de geçtiği görülür.

Moda’da yaşadığı bilinen ilk uygarlık Fenike uygarlığıdır(M.Ö.1200-539). Yapılan kazılar sonunda ortaya çıkmıştır ki, Moda Burnu’ndaki Kalkedon şehri, Fenikeliler(Kenaniler) tarafından, Karadeniz kıyılarında kurdukları şehirlere hareket etmeden önce, ihtiyaçlarını sağladıkları merkez olarak kullanılmıştır.

M.Ö. 675 yılında gelindiğinde, Anadolu’nun Ege kıyılarından gelen ve Yunanistan’a inen Akaların bir kolu, iki Fenike şehri olan Karhadon ve Kalkedon şehirlerini alarak, bugün Bahariye, Mühürdar ve Moda olarak bildiğimiz yerlere yerleşirler.

 Osmanlı dönemine gelindiğinde ise Moda, özellikle Avrupa’dan gelen azınlıkların 19.yüzyılın sonlarına doğru yoğun bir şekilde yerleştiği yerdir. Daha çok gayrimüslimlerin, Levantenlerin,İngiliz ailelerin güzel köşkler inşaa ettirip, yaşadıkları bir sayfiye semtidir Moda.

  Batılılaşma hareketlerinin yoğunlaştığı bu dönemde Osmanlı ileri gelenleri, Rumlar, bürokrat, sanatçı ve bilim insanları bu semte akın etmeye başlayınca, semt, insanlar arasında Moda adıyla anılmaya başlanmıştır.

Günümüzde Küçük Moda denilen Moda’nın doğu tarafı, 20.yüzyılın başlarında genellikle Fransız Levantenlerin kapalı bir hayat sürdüğü sakin bir mahalle görünümündedir. O dönemden kalma batı kökenli okullar, kiliseler, konaklar da bu süreci yansıtmaktadır.

 Semtteki çoğunlukla iki-üç katlı Avrupai tarzda inşaa edilmiş bahçeli evler, 1960 yılından itibaren yerlerini, geleneksel tarzın karşıtı, bitişik sıralı binalara bırakmıştır.

 Geçirdiği değişimlere rağmen Moda, bugün de kendine özgü bir orta üst sınıf ve entellektüel semti olma özelliğini korumaktadır. Fahri Korutürk, Mehmet Naim Talu,Necmettin Karaduman, Barış Manço, Edip Akbayram, dünyaca ünlü piyanistimiz Ayşegül Sarıca(Sarıca Arif Paşa Konağı),Moda ile bütünleşmiş ünlü isimlerden bazılarıdır.

Rahmetli Barış Manço’nun evi, tarihi Moda İskelesi  ( http://www.degisti.com/index.php/archives/6758 ),  Kadıköy Anadolu Lisesi, Mahmut Muhtar Paşa Konağı (http://www.degisti.com/index.php/archives/8398 ), Saint Joseph Fransız Lisesi, All Saints Moda Kilisesi  ( http://www.degisti.com/index.php/archives/9155 )  semtte dikkati çeken yapılardan sadece birkaçıdır.

Moda’ nın önemli yapılarından biri de, bir zamanlar Atatürk’ ün “Burada bir yat kulübü kurulsun!” diye denizden görüp, beğendiği ve sonra İngiltere Prensi Edward, İran Şahı Rıza Şah Pehlevi ve Irak Kralı Faysal’ ı ağırladığı, bir dönem Nadir Nadi’ den Falih Rıfkı Atay’ a, Münir Nurettin Selçuk’ dan Nejat Eczacıbaşı’ ya kadar seçkin üyeleri olan Moda Deniz Kulübü’ dür.

 İstanbul’un nezih semtlerinden biri olan Moda, bir nebze olsun koruyabildiği mimarisiyle, denize nazır çay bahçeleriyle, tarihi sayılabilecek balıkçı restoranlarıyla, 1Kasım 2003’de tekrar hizmete giren tarihi tramvayı ile nostaljik bir semt olma özelliğini korumaktadır.

 

Aşağıdaki fotoğraf Sayın Kerem Saltok’a aittir.

                                                                                                 

 

Kaynakça:

G.Önce, Kendine Özgü Bir Semt Moda, Kadıköy Belediyesi “Kültür ve Bilim Hizmetleri” Dizisi:2, İstanbul 1998, s.11-12-23-24-25-26-29-32

H.Hürel, Semtleri, Mahalleleri, Caddeleri ve Sokaklarıyla A’dan Z’ye İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, İstanbul 2010, s.540-541

modaplatformu.com

cengelkoyde.com

 

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

(48) YORUM

  • Admin
    04 Kasım 2011 at 01:11 |

    Moda’da hem şehrin merkezindesiniz, hem de şehrin karmaşasından uzaktasınız. Ben Moda’ya her gidişimde kendimi Büyükada’da gibi hissederim ve mutlu olurum. Umarım zaman benim bildiğim,sevdiğim Moda’yı olumsuz yönde değiştirmez…

  • ayfer
    04 Kasım 2011 at 20:56 |

    Moda deyince aklıma Barış Manço gelir. Ne de olsa ilk ondan duymuştum adını. Tek bir bölümünü bile kaçırmadığım 7’den 77’ye programının sonunda çıkar “Bana her konuda ama her konu da yazmayı unutmayın. Barış Manço 81300 Moda…” derdi. Ruhu şad olsun!

  • Süheyl Açıkel
    09 Kasım 2011 at 08:40 |

    Merhaba,

    İşte köşemize bir konuk,aramızdan biri. Sn Tunç Müstecaplıoglu Moda için neler anlatıyor,aynen hatirladigimiz gibi, severek okuyacaksiniz…

    Bizimle anilarini bu guzel uslup içinde paylaştığı için Tunç Bey’e
    çok teşekkürler. Süheyl Açıkel

    MODA YOLUNDA

    Hikayeyi tekrar edeyim sana
    Gayret gayret hatırlasana
    İlk görüştük senle biz Moda’da
    Moda Moda Moda yolunda

    Rahmetli Ermeni kökenli Belçikalı sanatçı Mark Arian’ın (1927-1985) bu güzel şarkısını, yabancı şarkılara Türkçe söz yazmanın mucidi, müzisyen, aranjör, Julio Iglesias gibi eski bir kaleci olan Fecri Ebcioğlu (1926-1989) Türkçeleştirmişti.
    O zamanlar 20 yaşında olan Ajda Pekkan da, üçüncü 45’liğinde 1966 yılında bu şarkıyı seslendirmişti.
    O yıllarda muhtemelen Ajda da, 65 yaşında 20 yaş halinden daha çekici olacağını tahmin etmiyordu.
    Kadıköy ve Moda hakkında bir şeyler yazasım geldi her nedense.
    Öyle ciddi bir araştırma yazısı falan değil tabi ki.
    Fenikeliler’e kadar gidip, Kalkedon şehrini filan anlatmaya kalkarsam, yazının altından kalkmam iyice zorlaşır.
    Oralarda yaşayan herkesin bir Moda’sı vardır aslında.
    Okuyacaklarınız da biraz benim Moda’m işte.
    Yaşantımın 20 yılı Kızıltoprak-Kalamış civarlarında geçti.
    Annem beni Zeynep Kamil’de dünyaya getirdikten sonra, o zamanki ilk evlerine, yani Bahariye’ye dönmüş.
    Hani biraz zorlarsam, ucundan kıyısından Modalı bile sayılabilirim aslında.
    Kadıköy Spor Kulübü diye bir kulüp vardı Moda Cem Sokak’ta.
    Necdet amcam da bir dönem başkanlığını yapmıştı.
    Yaz aylarında bahçesinde, Lefter, Can Bartu minyatür kale maçlar oynar, GS-FB basketbol takımları hazırlık maçları yapardı.
    Benim için anlamı büyüktür.
    1962 yılında sünnet düğünüm orada olmuştu, ilk kez orada bir masa tenisi turnuvasına katılmıştım.
    İlk turda set bile alamadan elenince hıçkırarak ağlamaya başlamıştım.
    Beni yenen abi, beni kulübün karşısındaki Elif pastanesine (1963 doğumlu) götürerek pasta ikram edip teselli etmişti.
    Sonra, 1976 yılında Efes Pilsen firması Kadıköy Spor Kulübü’nü devralıp basket serüvenine başlamıştı.
    Ünlü dondurmacı Ali Usta’yı tanıdığımda henüz ustalık ünvanı yoktu.
    Şimdiki dükkanını çaprazında küçük bir dükkanda, lezzetli pideler yapıp satıyordu.
    Sonradan dondurmacı oldu, bir İtalyan gibi dondurmalar üretmeye, hatta günde bir ton satar hale geldi.
    Şimdiki dondurmacı dükkanının yerinde ben çocukken bir paten sahası ve yazlık sinema vardı.
    Sendeleye düşe paten kayardık.
    Kırıntı ile ilk kez orada tanışmıştık.
    Kolombo Restoran da vardı 70’li yıllarda.
    Tarih sırasını mazur görün şimdi de daha eskisini anlatasım geldi.
    Annem beni Kadınlar Plajına götürürdü.
    Tahta iskeleden çengelli iğneyle balık avlar ve hayli balık tutardım.
    Bunu nasıl başardığımı yıllar sonra anneme sormuştum.
    Meğer annem, üzülmeyeyim diye diğer balıkçılara rica edip oltamın ucuna balık taktırırmış.
    O yıllarda, denizdeki yoğun sandal trafiğinden dolayı yüzmek hayli zordu.
    Kayıkçıların yarısı gezme amaçlı kürek çekenlerden oluşurken, diğer yarısı da seyyar satıcılardan oluşurdu.
    Balık-ekmekten, meşrubatçıya, mısırcıdan, mayo satana kadar çeşitli kürekli dükkanlar dolaşırdı moda sularında.
    Lozan Plajı diye bir plaj vardı mesela.
    Merdivenlerle inilen bu plajın, bir de Plaj Voleybolu sahası vardı.
    Yukarı çıkan kızların bacaklarına bakmak önemli gençlik heyecanlarındandı.
    Manzara, Marmara apartmanlarının arasında Golden adlı bir disko vardı.
    İlk aşkımla, Golden’de her Cumartesi günü uniseks (bir örnek kıyafetin fiyakalı halidir kendileri) giysilerimizle “Do You Love Me” adlı şarkıda dansa kalkıp, şarkı boyunca nefessiz kalana dek öpüşmek de hatırladığım hayırlı geleneklerimizdendi.
    Bahsi geçen sevgilimi, 1920’den beri varolan Kadıköy Kız Lisesi’nin önünde beklerdim.
    Okulda bir çok güzel kız olduğu söylenirdi, ama ben diğerlerini hiç farkedemedim.
    Çünkü sadece onu bakardım.
    Sapık sanmayasınız diye daha entellektüel bölümlere geçiyorum hemen.
    Efendim bir Moda Deniz Kulübü vardı mesela, hala da var.
    1910 yılında İngilizler tarafından kurulan Yacht Club’ın devamı diye bilinir.
    1935 yılından beri yaşıyor.
    Annemin camiyle pek alakası yoktur.
    Ancak; ayazma, yatır, türbe, Telli Baba gibi yerlere mum dikmeden de edemez.
    Çocukluğunun Aya Ekaterini Ayazması da Moda’dadır.
    İçinden şifalı su çıktığı varsayılır.
    Kökeni, İ.S. 294’e kadar gittiği varsayılsa da resmi bulunma tarihi 1924’tür.
    Belki de, bir meyhanenin içinden geçilerek gidilen yegane ayazmadır.
    Meyhane deyip de geçmeyelim sakın.
    1934 doğumlu Koço, bir meyhane klasiğidir.
    Hızlı servisi, güzel mezeleri ve manzarası ile, her Modalı’nın hayatının bir parçasıdır.
    Ortodoks Rum, İngiliz Anglikan, Ermeni Surp Takavor, Katolik İtalyan kiliseleri ile, bir dinler ve hoşgörü mozağidir Moda.
    Adeta Mardin’in Istanbul modelidir.
    Saint Joseph’i de anlatmadan geçmeyelim.
    Bu disiplinli papaz okulu 1864’den beri binlerce parlak öğrenci mezun etti bol basket potalı avlusundan.
    Tüm dünyada 875 bin öğrencisi var Kutsal Yusuf Saint Joseph’in.
    İki adet toprak kortlu Moda Tenis kulübü de klasiklerindendir Moda’nın.
    Her santimetre karesi değerli olan bu özel semtin bir tür akciğerlerindendir.
    Barış Manço 81300 Moda adresini tüm Türkiye ezberlemişti bir zamanlar.
    1943 doğumlu Manço, 1999 yılında aramızdan ayrıldıktan sonra evi müzeye dönüştürüldü.
    Müzik dünyasının olduğu kadar, Moda’nın da sembol isimlerindendir.
    Mühürdar’daki tiyatro üstadı Haldun Taner (1915-1986) büstüne de değinmeden geçemeyeceğim.
    Haldun bey sırtını güzelim manzaraya çevirmiş, mimar dayım Modalı Aydın Kunt’un eski ofisine bakıyor her nedense.
    Moda benim için biraz da Aydın Kunt’tur, İbrahim Çağlar’dır, Levent Çiner’dir.
    Aaa bu Hilton da ne zaman dikildi buraya.
    Adı da pek fiyakalı doğrusu.
    Hilton Double Tree Moda..
    Tam da, 1979 kasımında petrol tankeri Rumen İndependenta’nın infilak ettiği denize bakıyor.
    Uykusu ağır sayılan ben bile, sabah 5.30’daki patlamanın şiddeti ile Bostancı’daki evimdeki yatağımdan havaya sıçramıştım.
    Herkes deprem korkusuyla canını sokağa atmıştı.
    27 gün boyunca yanan tankerde, 94.600 ton ham petrol, zaten hayli pislenmiş Marmara’nın doğal yaşamını daha da mahvetmişti.
    O zamanlar çevre örgütleri bu denli güçlü de değildi zaten.
    “kaza tabi ne yapsın adamcağızlar, zaten 43 gemici ölmüş Romenler şimdi acılı” denip kapanmıştı olay.
    Çirkin yaratık tankerin adı da bağımsızlık anlamına geliyordu.
    Kaza sonrası otomobil gibi çekilip götürülemediğinden, yıllarca birlikte yaşamıştık bu tanker leşi ile.
    Tarihçi Kitabevi’nin geçmişi çok gerilere gitmese de, sanki Moda’nın eski bir dükkanı gibi oturuverdi hemencecik yerine.
    Sahipleri Nevin-Necip Azaoğlu Alanya’dan arkadaşlarımdır.
    Her hafta, birbirinden ilginç konukları konuşmacı olarak davet ederek tarih sohbetleri yapıyorlar.
    Gitmeyene hararetle tavsiye ederim.
    Ara sokalarda açılan yeni cafeleri de unutmamak lazım.
    Moda, artık Tünel’deki o güzelim, içinden yaşam fışkıran ara sokakları andırıyor.
    Tünel’in, Beyoğlu belediye başkanının absürd kararı öncesindeki, yaşayan haline benzetiyorum haliyle.
    Kadıköy’ü de yazmak istiyordum ama bu kadarı şimdilik yeter.
    Haydi, herkes bana kendi Moda’sını anlatsın..

    Tunç Müstecaplıoğlu
    28.10.2011

    • Şule Hekimoğlu
      03 Ağustos 2012 at 22:45 |

      Yorumların çoğunu okudum .evet herkesin algıladığı anlattığı Moda kendine göredir hikayesi anıları yaşadıkları….Hala buradayım karakol sokak eski Mühürdar bahçesi çevresine denk gelen yerde…meyve ağaçlarını süslediği mis çiçeklerin altında o dönemin gençlerinin dans ve parti düzenlediği romantik hoş günlerin yaşandığı tabiiki bir zamanlar …..şimdi yerinde apartmanlar ve üç beş ağaç nefes alıyor …Ben hala Modaya her çıktığımda ayrı bir soluk ve keyif alırım nedense …alıştığımdanmı ,eski hikayelerini yaşanmışlıkları merak ettiğimden mi bana gizemli hoş ve renkli gelmiştir her zaman hatta buradaki sokakta ki her evi her aileyi kişileri tanıyıp geçmişlerini anlatmasını isterim hala böyle bir duygu istek beslemekteyim içimde :=)………Moda 70 li yılların lezzeti ruhu ,Evet Moda plajı ..küçük moda dediğimiz yer plaja inerken duyduğumuz ve beni hep heyecanlandırmış olan denizden gelen insan cıvıltıları bağırış deniz şırıltısı sesleri ve banttan yayılan müzik sesleri öyle zaman zaman kokusu gelir burnuma :=) küçük moda gazinosu ağaçlar altında bir zamanlar pandellinin işletmesindeymiş …nasıl güzel bir atmosferi vardı unutmam hiç …Moda deniz klübü eski bina şu anda harap vaziyette …hafta sonu partiler eğlenceler davetler ,iskeleden denize girilirdi yıl 1974 tarihi Moda iskelesi …açık hava sinemamız Modanın hoş gençleri akşam toplanır bizde takılırdık onlara :=) sanki Moda bir tatil köyüydü :=)) ister tenisinize gidin ister lozan plajı kumda voleybol oynayın mayonuz altınızda havlunuz kolunuzda akşam üstü evinize dönerdiniz tatil zamanı Moda da :=) böyleydi güzeldi tat vardı …Ben hala seviyorum hatta eskisi gibi olmasını istiyorum ..yeni nesilin de o güzellikleri yaşamasını ……

      • nilüfer hızer özgün
        26 Şubat 2013 at 17:29 |

        Şule hanım, o kadar güzel anlatmışsınızki , inanın burnuma plajın kokusu geldi , bunu ancak yaşayan bilir …evet Moda sizinde söylediğiniz gibi gerçek bir tatil köyü’nü andırırdı , ey benim gençliğim … iyiki yaşamış iyiki o günleri görmüşüz …sevgiler ….

    • Tuğrul
      17 Temmuz 2016 at 20:10 |

      Saint Joseph Lisesinin alt tarafında, bugün Kadıköy Anadolu Lisesinin bulunduğu arazide çamlık bir parsel vardı. İçinde birkaç ağaç kulube bulunuyordu. O arazinin adı nedense Alman Kampı idi. Arazi denizden epey yüksekte idi ama, deniz kenarında bir beton iskelesi ve o iskeleye inen bir dekovil hattı mevcuttu. Benim hatırladığım zamanda dekovil hattı kullanılmıyordu ve paslanmış durumda idi.

  • Admin
    09 Kasım 2011 at 11:49 |

    Çok güzel bir yazıydı.Okurken kimi zaman hüzünlendik, kimi zaman gülüp, vay be dedik… Sizlerin gözünden Moda’yı görmek bambaşka.

    Bu çağın getirdiği teknolojiden memnunuz ama insaniyet ve görgü adına iki kardeş de o yıllarda yaşamak isterdik açıkçası.

    Moda’yı tanıyan tanımayan birçok kişi, bu yazıyı okuduğunda, gözünde eski ve yeni Moda’yı daha rahat canlandırabilecektir. Hatta adeta Moda’yı sizinle birlikte yaşayacaktır…

    Yüzümüzde hoş bir gülümseme ile güne başlamamızı sağladığınız için teşekkür ederiz Süheyl Bey.

    Sizin aracılığınız ile Tunç Bey’e de çok teşekkür ederiz. Saygılarımızla…

    Filiz-N.Çiğdem Gündüz

  • Oral Kurtay
    18 Ocak 2012 at 15:43 |

    Bayan Ayşegül Sarıca kesinlikle “dünyaca meşhur” pianist olarak tanıtılabilir, yazmışınız da, ancak onu yazdıktan sonra hemen yanına gene “dünyaca meşhur” olan Bayan İdil Bireti yazmamak olmaz bana göre.
    Bu konuda daha benzerlerini öğrenmek için “Moda Cad Sezer eczanesi” sahibi Bay MELİH SEZER ile görüşmenizi öneririm.

  • tanju öner
    04 Mart 2012 at 11:42 |

    AH moda: nerde eskisi nerde yenisi rumu ,ermenisi birsürü arkadaşım vardı hiç biri ortada yok.Moda kulubünün o garip hali eski modanın bittiğini anlatıyor zaten…

    • Alkmini Diamandopulo
      17 Mart 2012 at 18:56 |

      1952-1981 yılları arasında hayatımın en mutlu günlerimi yaşadım Modada. Kocam doktordu, çok severlerdi. 1976 de vefat etti. Ilave etmek istediğim bir husus : Moda caddesinde, Kız Lisesinden,Kadiköy yönune doğru (60-70 metre)ilerlerisinde, Zeynep Menemecioğlu hanımefendi oturmaktadir. Atatürk ün ilk Adliye Bakanı Hasan Menemencioğlunun dulu (merhum şair Oktay Rıfatın ablası, Nazım Hikmetin kuzini)çok sevdigim ve hürmet ettiğim Modanın tarihi bir şahsiyetidir.Allah ona daha çok çok yıllar bahşetsin.

      • Dimitri
        25 Mart 2012 at 14:21 |

        Sayin Alkmini Hanim,
        55-65 yillarinda her sene evinize 2-3 kere gelir ve =KALANDA=lari soylerdik..Doktor Aleko cok saygideger ve sevilen bir kisiydi.. Zannedersem benden daha genc bir de kiziniz var..

        • Salih Bozok
          26 Şubat 2017 at 14:28 |

          Sayin Alkmini hanim
          çocuklugumun ve yeniyetmeligimin önemli bir bölümünü Moda’da yasadim. Esiniz, bizim aile doktorumuzdu, ve çocuklugumda geçirdigim tüm hastaliklarin tedavisini ona borçluyum. Ailemizden biri hastalandimi hemen kosar gelirdi, ona sonsuz güvenimiz ve saygimiz vardi.

  • ece migal
    10 Mart 2012 at 09:48 |

    moda benim için yatıntımın en güzel en kötü en hızlı en heyecanlı velhasıl en doyumsuz anılarımın yeridir gençliğim ilk aşkım yaramazlıklarım cezalarım düşlerim kaybettiklerim kazandıklarım babam evliliğim kızım her taşını her binasını sevdiğim ve hatırladığım sedalımdır.

  • Reşit Çengeloğlu
    10 Mart 2012 at 14:13 |

    Moda semti bahsi söz konusu olup Kadıköyspor/EP anılmadan geçilmez.

    Keza sevgili Apostol’un Babası ve Amcasının işlettiği Şarküteri Milka Moda Caddesinin başlangıcı olan AS sinemasından yukarı çıkış esnasında boşluktaki devasa Manav sonrası sağ kanat hizasında MİLKA.

    Sevgili Apostol, Sevgili Pano Natof vede emektar Bibili sizler bu semt için çok şey ifade ediyorsunuz. Sizleride unutmamak gerekir.

    • Tamer Yiğit
      06 Haziran 2012 at 09:41 |

      Üstadım Pano bey ile Bibili gibi isimleri unutmadığınız ve unutturmadığınız için sonsuz teşekkürler. Benimde anlatacaklarım var bu semte dair ve paylaşacağım sizlerle.

      • aylan izmirli
        29 Ekim 2016 at 00:38 |

        Pano ile Bouclier oynardik Petit Courda bu ara aslen onlarin babasinin mandrasi,arka bahcelerinde inaklar vardi Yokuisdan Modaya donmeden kosedeki dukkandi.

    • LN
      10 Kasım 2015 at 06:11 |

      Hello Reşit Çengeloğlu !
      I wrote to you on Facebook about the Natof family. Can you please check your “Other” Facebook inbox ? Thank you!

      Sincerely ,

      LN

      Merhaba,
      Facebook’ta bir mesaj yazdım . Facebook’ta “Diğer” kutunuzu kontrol edin .
      Senden bir cevap için umut !

      Saygılarımızla ,

      LN

  • kerem saltok
    03 Haziran 2012 at 15:18 |

    Moda ,sevgili Moda..artık eski özelliklerini kay
    betmiş olsada,doğup büyüdüğümüz,acılarıve sevinç
    lerimizi yaşadığımız..şimdi uzaklarında olduğumuz Moda…
    Bugün iskelesinden başlayıp anlatmaya çalışalım
    Moda iskelesine gün sabah akşam tarifeli vapur
    ların yanaştıgı zamanı hatırlarım..hatta ilk yandan çarklı vapur,galiba “Suhulet”i orada görmüştüm.Çünkü o iskelenin bordürlerine genelde önce mendillerimizi yayarak sebilhane bardağı gibi dizilir oturur bir yandan geçen cinsi latifi keser öte yandan o yıllarda her yaz Moda Deniz
    kulübüne getirtilen İtalyan orkestralarını dinlerdik…o devirde üç aşağı beş yukarı herkes
    birbirinin ile hiç değilse göz aşinası idi..zaten yabancı pek barınamazdı…denizde kulübün önünde
    meşhur “İpar” kotrası sonra “Caniko “oldu..kulüp
    üyelerinin gittigi raft ve koyun içinde yoleler
    öte tarafta “Tanyaş”ların kayıkhanesı,baba Tanyaş ve oğulları (en küçükleri Osman sınıf arkadaşımdı)…o devirde epey tantanalı insanlardı…bir ara baba Tanyaş Cafer ağa muhtarlığıda yaptı idi….İskeleye inen yokuşa çıkarken sağda
    meşhur “Koço” hakikaten çok iyi mezeler yapan
    bütün garson ve idarecisi “Rum”lardan oluşan bir
    mekan idi…şimdi maalesef kürtlerin elinde…
    solda şimdilerde terk edilmiş yanlız bırakılmış
    Moda Deniz Kulübü…bütün elitlerin mekanı yanlız şunu ilave edeyim o devirde şimdiki gibi
    her parası olan kapısından bile geçemezdi üye
    olmak için sorulur soruşturulurdu…. caddeye
    çıkmadan evvel,sevgili İsmet paşanın tavassudu
    ile kurulmuş “Lozan Kulüp”anımsayalım daha bir aristokrat idi,Devriye sokağından Moda deniz kulübüne tepeden bakardı……Devriye sokağı deyince aklıma sevgili ilk okul arkadaşım Pıtırcık Acar geldi,birlikte müsamereye çıkardık
    yine o sokakta oturan Moda kız enstitüsünde öğretmen Handan teyze,zarif endamı ve kalınca sesi,oğlu sevgili arkadaşım Mehmet Ali,benden
    küçüktü ilk anım,yeğende kağıttan kayık yüzdürmesi idi….neyse …Moda tenis kordu..o zamanın kalburüstü ailelerinin ve çocuklarının
    devam ettiği kort…..ve çocuk parkı gençlenrin
    ilk aşkları ile genelde buluşma yerleri…o devirde set üstünde bugünkü çay bahçeleri yoktu.
    1960 larda açılan Moda park yazlık sineması kim
    bilir kaç film seyrettikti…….
    Caddeye çıkınca sağda meşhur konak ozamanda şim
    diki gibi kapalı ve suskun…az ileride solda (şimdi Moda kız lisesi)Ahmet Muhtar paşa konağı giriş kapısı ..biraz ilerisinde “Hayk Aşot Artokun”nun eczahanesi oğlu Karekin kızı Ayda
    arkadaşımdı,Karekin en son Avusturalyaya gitti diye duymuştum ve sağda Moda Kız Enstitüsü ….
    devamında Cem sokak,Kadıköyspor lokali,minikler
    de ve yıldızlarda top koşturduğum yer şimdiki
    “Efes Pilsen”nin ilk lokali antrenörlerimiz Kenan “kavanoz” ve Artun,kulübün köşesinde sonra
    açılan “Kaman “mağazası oğlu “Bora “arkadaşım idi….burada çok önemli bir olaydan bahsedeceğim,Sevgili Atamızın kız kardeşi Sayın
    Makbule Atadan hanım efendiyi,Kaman mağazasının yanındaki binanın sanırım giriş katında görmüş
    mubarek elini öpme bahtiyarlığına ermiştim…
    caddenin sol tarafında sonra açılan elif pastaha
    nesi sahibi sevgili ,merhum Cevdet ağabey,eşi
    sevimli Polonyalı hanımefendi,(daha önce Moda
    Kars pastahanesi olarak aynı sırada az ileride
    hizmet veriyorlardı)…evet bugünlükte bu kadar…

    Admin:
    Sayın Kerem Saltok, ilk yorumunuzdan beri yazdıklarınızı ilgiyle okuyor ve bizimle paylaştığınız bu anılar sayesinde dönemin İstanbul’unu gözümüzde çok net canlandırabiliyoruz. Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz.

    • kerem saltok
      12 Haziran 2012 at 15:55 |

      Sevgili Admin,
      Öncelikle böyle harika bir site hazırladığınız için candan kutlarım…bana gelince her nekadar yaş kemale erdi isede hala hafızamda birçok şey canlı duruyor ama ataletten yazmaya üşeniyorum
      keşke birisi olsada ben anlatsam o yazsa ….
      sevgi ve selamlarımla

  • Tamer Yiğit
    06 Haziran 2012 at 09:50 |

    Herşey arama motoru Google’ye ‘’Bibili, Pano bey, Efes Pilsen Moda Tesisleri ve Basketbol Okulu’’ diye yazmam ile başladı ve benim bu sayfaya böylece yolum düştü..Moda semti bende de derin izler bırakabilmeyi başarmış bir semt’dir. Her ne kadar doğma büyüme 42 senelik zeytinburnu semti mensubu biri olsamda. Sene 1982; eve alınan Günaydın gazetesinde gördüğüm bir ilan dikkatimi çeker: ”Efes Pilsen yetiştirmek üzere .. .. yaşları arasında gençleri kabul ediyor” şeklinde. Babam ile ilk önce Güngören’de bulunan fabrikasına gittik. Basketbol şubesi sorumlusu Pano bey’in yanına çıktık (pano gibi dev bir adam olduğunu hatırlıyorum). Pano bey bize kadıköy moda’ya gidip kaydınızı orada yaptırın dedi ve babam ile ben böylece Moda’nın yolunu tuttuk. ki ben Kadıköy ilçesine sadece kuyubaşı semtine anneanneme giderdim ailem ile, onun dışında bu taraflara daha önce hiç gelmemiştim..

    O sene 1982 yazını orada geçirdim. İlk kayıt yaptırdığımız gün bende dahil o gün orada yaş ortalaması 12, 13 olan akranım sayılan çocuklar ile idmana çıkmamız söylendi. Ancak yanımda ne şort vardı ne başka bişey. İşte orada imdadıma yetişen biri çıktı karşıma Bibili 🙂 Sevimlimi sevimli olan bu adamcağıza Bibili diye sesleniyordu herkes. Ufağından büyüğüne kadar herkes bibili bibili diye çağırıyordu. Toprağı bol olsun hiç unutmam şöyle bir iyiliği olmuştu: yanımda malzemem olmadığından dolayı içeriye gidip bana lacivert renkte bir şort getirmişti ve bende onu giyip sahaya çıkmıştım. Bazı çocuklar bibili ile dalga geçerlerdi hep ve bende bu duruma oldukça bozulurdum..

    Kayıt olduğum o yıl derslere gelip bazı şeyleri öğretenler içinde, dönemin ünlü oyuncuları Efe ve Mehmet’de vardı. Hafta içi hergün Zeytinburnu sahilden hat numarası 81 olan Yeşilköy-Eminönü iett otobüsüne binip sirkecide iner ve karşıya kadıköy’e geçer, oradanda minübüse binip moda’ya Efes Pilsen Basketbol Okulu’na gelirdim. Dönüş yolunda birde Bakırköy’den bir arkadaş bulmuştum kendime onunla dönerdik. O arkadaş ile birlikte moda’da denize girerdik eve dönmeden önce. O yıl 1982 dünya kupası vardı İtalya’nın şampiyon olduğu. Dünya Kupası maçları Kadıköy iskelesine kurulan dev ekrandan izletilirdi vapur bekleyen yolculara.

    Kadıköy iskelesi’nden bir hatırladığım şeyde o sene iskele bakıma alınmıştı ve gelişte bazen vapurdan Haydarpaşa’da inmek zorunda kalıyordun. Haydarpaşa demişken ‘’indepenta’’ tankerinin enkazınıda atlamamak lazım. 1982 yaz ayı boyunca merak ve hayret içinde vapurdan enkazına bakmışımdır her seferinde. İstanbul için gerçekten talihsiz bir kazaydı bu..Konumuz Moda idi ama ben hatıralara daldım 🙂 İşte 1982 senesinin moda semtinin 12 yaşında bir çocukta biraktığı tatlı hatıraların kalan tortuları bu kadar..

    Yolumun buralara düşmesini sağlayan değişti.com kurucularına ve yazarlarına, yine yazar arkadaşlardan sn: Süheyl Açıkel ve Sn: Reşit Çengeloğlu’na ayrı ayrı teşekkür ederim. Bugün bu semte dair anılarım oldukça depreşti. Herkese Selam ve saygılarımla.

  • kerem saltok
    12 Haziran 2012 at 16:32 |

    yine birşeyler anlatmaya çalışayım….Tamer Yiğit bey,Kadıköy sporlu,Panodan bahsetmiş aynı
    yılların insanlarıyız ben ondan daha sonra bahsedecektim,Milka meze evi,ağabeyleri Koço,Pano ve o…Pano bizimle aynı devirlerde basket oynardı ama bizlerin gözünde bir ilahtı
    nitekim sonra Efes Pilsende antrenörlük yaptı,sanırım şimdi Bordum gibi bir yerde oturuyormuş.
    O senelerde son tramvay hatlarından biride Kadiköy-Moda hattı idi…Modada meydanda ring
    yapar…Moda caddesinden Enstitünün önüne kadar
    gelir,oradan sağa Cem sokağa sapar,Cem sokağın sonunda sola iyibir gıcırtı ile Şair Nef-i sokağına döner biz Bahariye durağında hah tramvay geliyor derdik,oradan Moda İlk Okulu (28 inci ilk okul)yanından,Bahariye meydanına
    ve Bahariye caddesine çıkardı.O zamanlar Bahari
    ye meydanında havuz yoktu o ortadaki adada birkaç ev ve ünlü bir avukatın villası vardı
    Biz yine dönelim Moda caddesine,Kars pastahanesini geçince solda Rızapaşa sokağı ve o sokakta Rızapaşa karakolu vardı(son zamanlara kadarda vardı)hatırlarım bahıs üzerine o karakolun yanında park etmiş bir arkadaşımın Hudson marka arabasını çalmıştım (o gün için ne macera ama)neyse merd-i kıptı ye girmeyelim…Rıza paşa sokagının diğer köşesinde Moda caddesinin ilk direkli apartmanı
    altında merhum aktris Nuran Aksoy’un babasının
    kuru temizlemeci dükkanı vardı..karşısında iri yarı bir Bulgar vatandaşımız Argironun mandıra
    dükkanı vardı..tereağı genelde ondan alınırdı,
    o dükkanın yanıda Ağabey sokağı,köşesindeki apartmanda arkadaşlarım Önder,Feryal ve daha alt kattada Aksel’ler otururdu ha birde unutmadan
    söyliyeyim Erkin Koray o sokakta oturur ancak
    bizim gruba selam bile vermeden kös kös gider gelirdi….bu arada ilave edeyim sevgili merhum
    Bariş Manço ile tanışır sevgili Erol Evginle göz
    aşınalığımız vardı Modadan.Ağabey sokağı geçince
    sağda bakkal Fotinin dükkanı karşısında bir çokta iyi hatırlayamadığım bir ahşap ev vardı ,
    evin sahipleri Ermeni olduğunu oğullarının adı
    nın Sarkis olduğunu ve bizden epey büyük olduğunu anımsıyorum…şimdi geldik solda Leylek
    sağda Badem altı sokaklarının köşesine ….ötesi
    daha sonra…..

  • kerem saltok
    23 Haziran 2012 at 23:33 |

    Birşeyler daha anlatmaya devam edelim,ha unutmadan birşey ilave edeceğim Modayı anlatır
    ken Koço lokantasından bahsetmiştim…evet işte
    o Koço lokantasının kapalı kısmının altında,bahçe kapısından girilen bir ayazma vardır tabii yeni yetmelirin çoğu bilmez ama eskiden Modalı gençlerin çoğu oraya gider dilek tutardı,,,tabii bu, ye ye, devrinde böyle romantik
    olaylar kalmadı.yav ile başlayan her cümle
    herneyse …biz gelelim konumuza…..
    “Leylek”sokakla “Bademaltı”sokağında kalmıştık
    şimdi hala geçiyorsa Bahariye dolmuşları,Mühür
    dardan döner,Moda spor lokalinin önünden kıvrı
    lır Leylek sokağa girerlerdi…her neyse..
    “Leylek” sokağı ile “Moda” caddesinin kesiştiği
    köşede Mustafa diye bir adamcağızın bakkal dük
    kanı vardı,görünüşünden olsa gerek,adını “Pis Mustafa”ya çıkarmışlardı…yanında bir arsa kadar boşluk sonra Dimitri’nin ekmek fırını vardı yanıdada müdavimlerinin “6.koğuş “dedikleri ,Yorgo’nun
    meyhanesi vardı..tabii biz tıfılların girmesi kat’iyen kabul edilmediğinden içini yıllar sonra,sevgili İsmail amcayı (annemin amcası Em.Dz.Mak.Yarb.küçük İsmail bey,Allah gani gani rahmet etsin onlar bu memleketin naf’i evlatları idi)bazı akşamlar ,iş dönüşü eve
    götürmek için uğradığımda görebilmiştim
    Neyse,fırın ve meyhanenin karşısında köşede bir
    büfe,yanında bir manav vardı,oğullarından biri
    nin adı Orhandı ancak manavın ismi hatırımda değil,manavın yanında eski eşya satan,ya Rum ya Ermeni bir vatandaşımızın dükkanı vardı adı
    sanırım Taki idi…ve yanında hala mevcut oğulları ve torunları tarafından halen çalıştırılan bina yenilendi ama iç dekorasyonu aynen muhafaza edilmiş olan eczahaneyi o devir
    dekorasyon ve mobilyalarına meratlı olanların
    gidip görmelerini özellikle tavsiye ederim
    (NOT:Eczahanenin ve sahibinin ismini çokda
    iyi bildiğim halde şu an söyleyemiyorum,aklıma gelince ekleyeceğim.).Eczahanenin yanında bir
    eskici daha vardı..o zamanda 40/50 metre ara ile
    niye iki eskici vardı bilemiyorum..Geçelim karşı
    ya..meyhanenin yanında Ermeni vatandaşımız bir berber vardı,ben orada hiç traş olmadım ama çenesi epey düşük esmer kısa boylu bir adamcağız
    dı,berberin yanında Eğinli Mustafanın oldukça
    büyük bakkaliyesini iyi hatırlarım zira bazı alışverişler oradan yapılırdı…evet…sonra o devirde tek pastahanemiz (daha Kars, Elif pastahanelerinin açılmasına yıllar vardı)Stasüli
    nin pasta salonu,filizi yeşil ahşap doığramaları
    ortada dört beş üzeri cam masa hezaren sandalya
    lar…pastaları bayağı iyi idi dondurması ise
    şahane…tabii o devirde on tane pastahane,onbeş
    tane dondurmacı yoktu bulduğumuzla yetiniyorduk….evet bugünde bu kadar…

  • kerem saltok
    30 Haziran 2012 at 22:48 |

    Evet geçen gün unuttuğum eczahane Sn.Nejat Sezer beyin eczahanesi idi…görülmeye değer bir
    mekandır….asıl geçen sefer unuttuğum bir başka kişi Rızapaşa sokakla Leylek sokak arasında kalan yerde oturan ,Sn.Ömür Göksel’di
    efendiliğini pek beğendiğimizden sınıf arkadaşı
    mız P…. hn.la flörtüne ses çıkarmazdık.
    Bu geçen günkü yazıya ektir…..

    • ayşen
      23 Şubat 2013 at 20:20 |

      kerem bey cevap biraz geç ama yeni gördüm ömür yazları eşi hülyala palamutbüküne geliyor….pe sınıf arkadaşımdı herkezin yolu açık olsun

  • kerem saltok
    01 Temmuz 2012 at 23:23 |

    Evet dostlar bugün 1 Temmuz bizim devrin insanları için kabotaj bayramı…şimdinin poposunu denize dönmüş insanları için birşey ifa
    de etmiyor…o yıllarda,1940-1980..Haziranın son
    günlerinde bir römorkör eşliğinde bir maçuna gelir platformunda taşıdığı 10-12 tane şamandıra
    yı Moda koyunun ağzına bir sıra halinde denize
    indirir demirlerini sabitler giderdi anlardık
    o zaman yine 1 Temmuzda şenlik var.. 29-30 Haziran günü,bayrak ve flamalarla süslenmiş, askeri ve sivil gemiler bir bir yerini alırdı o şamandralara bağlanarak…1 Temmuz hepimiz için önemli idi bizler her ne kadar denizciliğin ancak “d” harfine vakıfta olsak bu bizim bayramımız derdik…O gün Moda
    koyu,şarpi,pirat,snipe,finn,dragonların yelken
    Fenerbahçe ile Galatasarayın kürek yarışı ile
    geçerdi,Moda plajında yüzme yarışları,Evin Ilgar
    Canan Ateş (rahmetli)mutlaka dereceye girerlerdi
    Millet birbiri ile dostane bir hava içinde çoşkulu bir gün geçirirdi..o zamanlar Türkiyede
    bir kabotaj mefhumu vardı şimdi yeni yetmelere
    sorun bakalın kabotaj hakkı nedir bilen var mı?
    Asıl acısı ne bir radyo ne bir televizyon bugün
    1 Temmuz Kabotaj bayramımız diye iki satır bir haber bile yapmadılar…hoş bir tek yolcu gemisi bile olmayan Türkiyenin kabotaj bayramı nesine…Sevgili Mine Kırıkkanat ne güzel yazmıştı…G……denize dönmüş millet diye hiç
    kızmayın gerçekler acıdır…acaba bu gün Moda koyunda Kabotaj bayramı için bir tek yaprak kıpırdadı mı…..

  • Reşit Çengeloğlu
    14 Temmuz 2012 at 12:05 |

    İstanbul’lu olmak ne demek ..?
    Bu aşağıdakilerin sadece %50 kadarını yapabilmiş bir Asitaneli olarak (Yaş sadece 54)kimsenin eline su tutacak değilim ancak hakikat dediğimiz bir şey varsa, oda bu aşağıda betimlenenlerdir derim…

    Sevgilerimle,
    Reşit Çengeloğlu

    Şimdi yazacaklarıma , bazı genç dostlarımız gücenecek belki amma , İstanbul’u iyi tanıyan ağabeylerine sorduklarında bunların gerçekten önemli olduğunu öğreneceklerdir yerlisi olan bizler bile tam olarak saramamışken bu güzel şehri..

    Bir defa,Yani-Taki-Aleko-Yasef-Dikran-Anastas-Rober-Akabi-Raşel-Serkiz-Koço-Bedros,Jirayr vs gibi ekaliyet dediğimiz İstanbul yerlisinden arkadaşları olmamış,onlarla kahvede,maçta Tavernalarda,okullarda, beraberce ağlayıp gülmemiş dostlarımız İSTANBUL’LU sayılmaz.

    Küçüksu’da kurulan Mısır Kazanlarından Alibeyköy’ün sütlü kaynamış mısırlarından yemek nasip olmamış, Çengelköy salatalığını bostanından koparıp tatmamış Gülhane parkında Karagöz Hacivat oyunu seyredememiş,çiçek pasajının “entel Cavit’i” ile sohbet edememiş,Tepebaşı çocuk tiyatrosunun zevkine varamamış, Sulukule’de Raks evlerine gitmemiş,Kara trenlerin içinde kovalamaca oynamamış,Kumkapı’da rakı sofrasına dostça oturup yine dostça kalkmamış akşamcılar,Moda daki KOÇO yu bilememiş ve nefis mezelerinden tatmamış dostlarımız İstanbul’luyum diyemez.,

    Kapalıçarşı’nın tüm kapılarından girip çıkmamış,Tahtakale , Sirkeci ve Beyazıt arasında bulunan o gizemli eski iş Hanların en az 10
    tanesinin adını ezbere bilemeyen ve o Hanlarda özellikle hangi esnafın bulunduğunu öğrenmemiş,Taksim Eftalafos Kahvesinde nargile içmemiş veya içenleri seyretmemiş dostlarımız,Beyoğlu’ndaki Abanoz sokağını,yüksek kaldırımın sosyetik aşiftelerini bilmeyen,Yeşil Çam sokağının eski halini,oraya yakın aport da iş bekleyen Figüran Kahvelerini ve oralardaki sohbetlere şahit olmamışlar,Tepebaşı’ndaki Müzisyenler Kahvesini ve organizatör SARI Orhan’ı bilmeyenler.Sarıyer sahilinde balık, Pendik Hilmi Gazinosunda pilaki yememiş olanlar Süreyya plajında denize girememiş Adaların tümünü gezememiş Gaskonyalı Toma’yı ve Bostancı’da Saksonyalı Vedat’ı tanımamışsan , Rahmetli Sanat güneşimiz ZEKİ MÜREN’i Gar gazinosuna izleyememişsen, Notre dame de sion Fransız kız okulu önünde,kız araklama teşebbüsünde bulunmamışsan, Beyoğlu’ ndaki Atlantik’de, Sosisli veya Rus salatalı Sandviç yememişsen, İmam sokaktaki meşhur Çağlayan saza gitmemişsen,yine Beyoğlu Rebul eczanesinden Limon kolonyası almamışsan, Bakara’dan İskarpin alıp ,Gömlekçi Daniş de ısmarlama gömlek diktirmemişsen, Galatasaray’ daki Zara dan giyim aksesuarı almamış veya o nefis vitrinleri seyredememişsen,Kurbağalıdere’nin o meşhur kokusunu da duymamışsan, İstanbul’lu sayılmazsın.

    Adamo’ yu,Peppino di Capri’yi ve Luis Alberto Del Parana orkestrası LOS PARAGUAYOS’u Kervansaray da ,Roberto Lorano’yu Taksim Belediye Gazinosunda dinlemek şansına sahip olamamışlar,ÇİROZ ‘u 2 kuruşa Balık pazarından alıp yiyememiş veeeeeeee Haliç’de Torik balığı yakalayıp Lakerda yapmamış olanlar, Beyoğlu’ndaki İNCİ pastahanesinde Porifiterol, Saray Muhallebicisinde Tavuk göğsü tatmamış,Taksim İşkembecisini ve de Balat’taki meşhur işkembecileri bilmeyen dostlarımız sadece istanbul da yaşayanlar diye tanımlanırlar..
    LEFTER’İ, TURGAY’I, BABA RECEP’İ..CAN BARTU’yu ve METİN OKTAY’ı Mithatpaşa stadında seyredememiş olanlar, para az olunca Duhuliyeden, hiç olmayınca Gazhane sırtlarından maç seyretmiş olmayanlar, Mithatpaşa stadında kurulan Güreş minderlerinde 8 siklette Dünya şampiyonu olan SERBEST GÜREŞ Milli takımımız aslanlarını Yaşar Doğu.. Hamit Kaplan.. Müzahir Sille , Celal Atik vs yi göremeyenler, Harlem Globtroters basketbol takımının gösterisini ve Buz revüsünü Spor ve Sergi sarayında seyretmemiş olanlar,Tramvaya asılarak seyahat etmeyen, Beyoğlu’nun o gizemli Apartmanlarının içini merak saikası olarak da olsa, gezmemiş olanlar,Beyoğluspor Klübünün Rumlara ait bir Lig takımı olduğunu bilmeyenler ,Ramazanlarda oruç tutanın, tutmayanın nasıl kardeşce yaşadığını tatmamış olanlar,Beyoğlu Ağacami de her hafta Mevlüt okunduğunu ve Mevlüt şekeri almak için rum, ermeni, musevi sınıf arkadaşlarının nasıl da muzipçe oyunlar yaptığını görmeyenler ve bu anlattıklarıma daha binlerce ilave olacak İstanbul’un özelliklerini bilmeyenler İSTANBUL’LUYUM diyemezler..Yani kısaca..Heybeli’de mehtaba çıkmamışsan, Kalamış’dan bir tatlı huzur almayı denememişsen, Boğaziçi’ndeki şen gönüllere uzanamamışsan veeee ..Aşk yuvası Çamlıca’da sevgilinle birlik de bir İZ bırakmamışsan. İSTANBUL’LUYUM diyemezsin.. Sadece “İstanbul’da yaşıyorum veya yaşadım” diyebilirsin…

  • kerem saltok
    17 Temmuz 2012 at 23:47 |

    Sayın Reşit Çengeloğlu ile aynı fikirdeyim….. aklıma gelen bir anekdodu aktarmak istiyorum,ta
    mamen yaşanmış bir olaydır..Olay Moda caddesinde
    geçer…Emekli Mimar…E.bey ikide birde Rızapaşa karakoluna adam dövmekten düşer…komser sorar..bey efendi gördüğüm kadarı ile aklı başında görmüş geçirmiş bir zat
    sınız niye bu hallere düşüyorsunuz…Mimar E..bey…komser bey nasıl dövmiyeyim kan beynime
    sıçrıyor..malum emekliyiz sabah çıkıyorum evden
    alış veriş bahane biraz yürüyeyim diye ..şuraya
    buraya uğruyorum mesela bir manava gidiyorum..
    alış veriş yaparken tezgahtakine soruyorum evladım sen nerelisin diye …herif sırıtarak”Modalıyığ ağam”deyince nevrim dönüyor
    ulan sen nerenin modalıssın diye girişiyorum
    doğru bana yakışmıyor ama bunlarınd böyle arsız
    arsız yılışmalarına da dayanamıyorum demiş…..

    • Aylan Izmirli
      03 Ocak 2013 at 01:06 |

      Modadaki Merakli Boyacilar ne oldu ?Nereye Gittiler bir tarafi Avustralyaya gitmisdi galiba?
      Berner Niko benim berberimdi bu ara Panonun babasinin Sutcu dukkanini hatirliyan varmidir aranizda.

      Eski Gunler eski gunler
      Saygilarimla
      Aylan Izmirli

  • kerem saltok
    12 Ağustos 2012 at 22:34 |

    Stasuli pastahanesinin köşesinde kalmıştık galiba dostlar,önümüze çıkan sokağı (yanılmıyorsam sağlı sollu Nevres sokağıdır)geçince sağda kağir bir binanın 1.katında bir kadın berberi hatırlıyorum kurutmak için dükkanın önüne konan havlular bir an gözümün önüne geldi…solda ise küçücük bir yufkacı dükkanı,ilk sigaramı bildik bir yer olmasın diye
    oradan almıştım,”Hususi kokulu”filtresiz Pall-Mall”in yerli versiyonu o sigarayı hatırlayan bile kalmamıştır yanında K.Badem ve oğullarının
    lostra salonu matrak bir Rum vatandaş biri küfür
    baz öbürü mesafeli iki oğlu,palazlanınca kimbilir kaç yüz çift papuç boyatmışımdır…sonra babaları vefat etti..son yıllara kadar orada idiler….biraz daha ilerleyince o zamanki adı ile (Yogurtçu park yokuşu)şimdiki Dr.Esat Işık caddesinin başlangıcı,köşede sonradan YeniGün eczanesi olan
    dükkan karşısında şimdi Vakıflar Bankası olan
    köşk….köşeyi geçince sağda karı koca Bulgar sütçüler karşılarında köşede kasap İrfan (dükkan
    galiba hala duruyor ama İrfan herhalde vefat etmiştir…az ileride sağda milli piyango bayii
    (o zamanki adı ile Tayyare piyangosu)karşı köşede bir kahve ve yanında “Milka meze evi”sahipleri,yıllarca alışveriş ettiğim sevgili
    Koli,ağabeyi Koço,Kadıköy sporlu Panonun ağabey
    leri…ve iftiharla söyleyebilirim sattıkları maldan daima hayır gördüm…sağosunlar..
    Geçelim karşıya şimdiki apartmanlardan evvel
    orada,ilk berberim Niko,nur içinde yatsın devamlı kıpırdayan velet beni yıllarca idare etti…malum olaylardan sonra 1956 da Yunanistana göç etmek durumunda kaldı…kalfaları Abdullah sonra Fevzi…bitişiklerinde bakkal Bedri bey,sanırım
    memuriyetten ayrılmış efendiden bir zat idi,kar
    şı köşede şimdi milli piyango idaresi olan yerde
    Dr.Bedri Tapucu’nun kadın dogum kliniği…dostlar daha yazacak bir kaç satır var ama şimdilik izninizle…..

    • Aylan Izmirli
      08 Ocak 2013 at 22:40 |

      Niko once Turkiyedeyken Babamin sonrada Niko ve Fevzi benimde Berberim olmusdu.
      Galiba Nikonun duyduguma gore Kizi donmusd Istanbula.Her ne kadar biz elbette Isgal Istanbulunu gormedigimizden sadece ekaliyetlerle icice guzelce gecindigimiz Cumhuriyet gunlerini hatirliyoruz ve butun Rum ve ermeni Modali nesilerimizle iyi gecindigimizi hatirlariz.

      Fakat eski Kadikoylu olan Buyujk Teyzem ve Enistemin bana anlattiklarina gore Isgal zamani Modadaki ekaliyetler bizim eski Istanbullu Turklerio oyle pekde iyi davranislarda bulunmamislar.
      Iyi hatirlarim 6/7 Eylulde evimize bir buyuk Teyzemin evine yaptigimiz o kepaze tutumlar yuzunden siginan azinlik bir aileye kucak acmis Kadikoylu buyuk Teyzem ve Enistem,bize bunlarin ailesi gecmisde Isgalde digerleri gibi hakaret etmemislerdi demislerdi yani pek konusmazlardi Isgal Kadikoyu icin ama o ara Kadikoydeki azinliklarin Turklere karsi tutumlarininda iyi olmadigi kanisini bende uyandirmislardi.
      Ama benim zamanimda asla ve asla en kucuk bir anlasmazli aramizda olmamisdi Rum veya Ermani asiili Kadikoylulerle.

      Bu ara Milkayi acan kardeselerin Babasinin sutcu dukkanini cok iyi hatirlarim kadikoye inerken Nikonun bulundugu sokaga donmeden yani Milkanin sokagina donmeden sag koldaydi ,saka degil ama ben orada ayni Sifa sokaginin basinda at ahiri gibi ,babalarinin orada sutcu dukkanin arkasinda inek ahiri odugu kanisindayim.Sifadaki At ahirini cok iyi bilirim zira ismi aklimda kalmamis Paytoncunun evi oradaydi ve cok iyi bilirim.
      Fakat Bulgar sutcunun inek ahirini gormedim ama sutcu dukkanin arkasinda oradaki kokudan aoldugu kanisindayim .

      Son olarakda tam asagida sonraki Riviera otelinin onundeki cesme zamaninda aslinda tam Sifa sokagi onunda Seferin yetisdirdugu Bakla tarlasi onunde imis sonra Arnavut kaldirimi ile yiol yapilirken Riviera onune tasinmis,suyu zehir gibi bir seydi aklimda kaldigina gore.

      Saygilarimla
      Aylan Izmirli

  • kerem saltok
    11 Eylül 2012 at 04:15 |

    Sevgili Admin,beni dürtmeniz iyi oldu şu Moda caddesini hatırlayabildiğim kadarı ile bitirelim artık….
    En son Dr.Bedri Tapucu nun kadın doğum kliniğinin köşesinde kalmıştık (Dr.Bedri Tapucu
    l980 lerin başında İzmitte karşıdan karşıya geçerken bir arabanın çarpması sonucunda vefat etti,iyi bir baba dostu idi,Allah rahmet etsin)
    Moda caddesi bilirsiniz orada bir çatal yapar,
    biz yine alt tarafından caddeye devam edelim
    köşede karşılıklı iki dükkan solda manav sağda
    emlakçı iki evin alt katları sahibi Şükrü, uyanık
    hem manav hem emlakçı…biraz daha yürüyünce
    solda mühürdüra inen bir sokak,az ilerisinde o
    zamanki Hale (şimdiki Reks)sinemasına çıkan
    sağdaki yokuş galiba Sakızgülü sokak..o sokağı geçince sağ kolda önceleri kırtasiyeci olan ,sonra FB.li mikro Mustafa tarafıdan kuru
    temizlemeci olarak işletilen dükkan,karşısında
    Bahariye dolmuşlarının saptığı,köşesinde uzun zamandır bir resim galerisi ve ticareti yapan dükkan olan,yanılmıyorsam Ali Suavi sokağı…
    İleride sağda eski Kadıköy adliyesi vardı çocuk
    luğumda ama sonradan yıkıldı arazisine Caferağa
    kapalı spor salonu yapıldı cadde üzerine de bir ilk okul…o okul yapılmadan öncede orada Kadıköyün meşhur fotografçısı Servanis ‘in atölyesi vardı mesela St.Joseph lisesinin bütün sınıf resimlerini çekerdi zaten bütün kalbur üstü ve ekalliyet ailelerinin fotografçısı idi,
    ileride solda Mühürdar caddesine inen yokuşun başında o zaman büfe tabir edebileceğimiz gazete,içki vs.satan iriyarı gençten bir Rum vatandaşımız vardı………Caddenin devamında sağlı sollu mobilya beyaz eşya satan dükkanlar
    vardı hatta hatırlarım benim bısıkletim oradaki
    Sabri,Süreyya,Orhan Dülger,isimli üç Karadenizli kardeşin çalıştırdığı bir dükkandan alınmıştı…..Hepsine Allah rahmet etsin….
    Galiba Moda caddesi için yazacaklarım bu kadar
    ama merak etmeyin başka semtleride anlatıp biraz
    daha başınızı ağrıtacağım……………

    Admin: Sayın Kerem Saltok, değerli yazılarınızı başka başlıklar altında da görmek, bizi mutlu edecektir…

    • Aylan Izmirli
      08 Ocak 2013 at 22:45 |

      Peki ama Turkiyenin ilk Aslan Avcisi Sait Beyin oturdugu Yogurtcu Park yokusunun basinadiki solunda oturdugunu veya Sifali Dr Mahmut Atanin oglunun Buyuk Teyzemden duyduguma gore Fransiz Lejyonunda oldugunu duymusmuydunuz?

      Saygilarimla
      Aylan izmirli

  • rıfat diker
    27 Aralık 2012 at 21:02 |

    moda deniz kulübü
    moda beatles kulübü
    mine,fatoş,selim,bülent,kazım,murat,nihat,mehmet yoleler,metin,raft,fruko,opera sineması,kırlangıç balığı,mona palas,molnarın kızı,romero orkestrası,karşıda belvü,yandan çarklı vapur,köşeli tramvay,biblolu ingilız taksi,tenis,sokak arası futbol,deniz kulübü inşaatında dekman,moda burnu yarlarında halatla tırmanma,bilyalı trotonet,moda yangını,laki plaki,6 7 eylül vsvsvsvsvs ve sonunda kahverengi bir moda koyunu görmek mi olmalıydı diyor insan bi tarihte.

  • Aylan Izmirli
    08 Ocak 2013 at 22:48 |

    Molnarin kizimi dediniz elbette tam Sifa sokagi karsisindaki apartimanin ikinci katindaydi.
    Saygilarimla
    Aylan Izmirli

  • ayşen
    06 Şubat 2013 at 17:28 |

    sayın aylan taylan izmirli neyiniz olur ben mahmut ata d.has doğmuşum 43 doğumluyum şifayla ilgim devam.

    • Aylan Izmirli
      21 Şubat 2013 at 20:03 |

      Aysen beni tan imadinsa ayibi sana aitir.Taylan 39 Dogumludur ben ise 44 .Sifadan seni cok iyi tanirim burasi sayesinde Mustafa Berdani Canadada buldum ve telefonlasiyoruz sen ne taraflardasin ben Canadada Alberta Edmontondayim.Arada sirada geliyorum ve Sifada turluyorum eski gunlerin hatirasi iste.
      Bu ara Ata ile yazisiyoruz Face Bookdan buldum onuda.
      Sevgilerimle
      Aylan Izmirli

  • ayşen
    23 Şubat 2013 at 20:09 |

    tanımaz olurmuyum garanti olsun diye ben şifadakilerin bir kısmı ile görüşüyorum ben kışın antalyadayım kızım burda yaşıyor yazın datça palamutbükündeyim istanbulu terk edenlerden hoşcakal

    • Aylan Izmirli
      21 Ocak 2014 at 01:07 |

      Istanbulu terketmekde haklisin bende geldigimde en fazla bior fafta kalip bu ara Turgut Reise geciyoruz ailece.Mustafa Berdani bizim eskilerden buldum yazisiyoruz birde elbette her yaz geldigimde Kel Bulent ve bazi eski aerkadaslarla Kocoda bulusup eski gunleri hatirliyoruz.Bu ara bu kadar her seyi bilen Kerem Saltokù cikaramadim É
      Saygilar
      Aylan Izmirli

  • kerem saltok
    09 Mart 2013 at 00:11 |

    Sevgili Ayşen ,hatırlamana sevindim,bende zaman zaman Palamut büküne geliyorum,Bük kafe Ertuğrulda kalıyorum,ayrıca ben tekneyi satmadan 2 yıl Palamutbükü barınağında tutmuştum
    ancak şimdi çok uzun süre araba kullanamıyorum
    bir daha Palamutbüküne ne zaman gelmek kısmet olur bilmem,bizim sevgili Betülden haber alabiliyormusun son olarak eşi ile Bodrumda oturduğunu biliyorum ancak eşinin vefatından sonra ne yaptı?……………

  • ayşen
    09 Mart 2013 at 14:44 |

    merhaba ben 20 sene yaz kış palamutta yaşadım şimdi yazları gelirseniz berrak beni bulur betülden hiç haberim yok keşke görsem selam

  • Ahmet Tarık Uzunkaya
    07 Kasım 2013 at 16:52 |

    Resmin solundaki yapı,sanırım Moda İlkokulu.
    Ne güzelki hala yerli yerinde.Sağdaki yapılardan ayakta kalan var mı acaba?

    Bu yorum, siyah-beyaz son fotoğrafa yapılmıştır.

  • Kerem Saltok
    07 Kasım 2013 at 22:28 |

    Sayın Ahmet Tarık Uzunkaya son siyah beyaz foto
    grafta Moda ilk okulu (28.okul)sağ köşesi tramvayın geldiği Şair Nef’i sokağını,ona dikey Bademaltı sokağını ve Baharıye meydanını görüyorsunuz,sağ alttada Yogurtçu park yokuşun Moda caddesinde gelen bölümü……

  • Kerem Saltok
    07 Kasım 2013 at 22:32 |

    Sevgili Aylan İzmirli,
    Üzülerek sana bir haber iletmek zorundayım berber Fevzi geçen yıl 74 yaşında kalp krizinden vefat etti….

    • Aylan Izmirli
      29 Ekim 2016 at 00:46 |

      Cok uzuldum vefatina ,peki sevgili Kerem siz nerede oturuyordunuz ? Cevap verip beni aydinlatirsaniz memnun olurum.

  • Yılmaz Övünç
    31 Mart 2014 at 19:01 |

    Mühürdar caddesinde bir zamanlar çok ünlü mühürdar gazinosu vardı.Haftanın belirlı günlerinde karagöz oynatılırdı.Kapalı kısmı da vardı.Ayrıca Demir bir merdiven ile deniz tarafından aşağı içilir ve oradaki kısımda da oturulurdu.Manzara harika idi.Uzun yıllardan beri oralara gelmediğim için son durumu bılmıyorum.Acaba o eski zamandaki konumunu hatırlayanlar var mı?

  • Yılmaz övünç
    12 Ağustos 2015 at 00:34 |

    50’li yıllardan mühürdar caddesini Hatırlıyorum.manav Sefer bey vardı , aynı zamanda Emlakçılar da yapardı.Çok muhterem bir insandı.Moda istikametine doğru onu biraz geçince Bulgar sütçü derdik Koço nun şarküterisi vardı.Peynir,zeytin ,tereyağının en iyisini satardı.Yazları oradan Alıp yediğim vişneli dondurmanın tadını hiçbir yerde bulamadım. Moda çocuk parkının hemen yanında denize yukardan bakan ilk Çay bahçesi açılmıştı.Oradan Moda burnuna doğru Yürürken sol tarafta bahçe içinde güzel bir bina ve Bahçesinde azgın iki bulduk köpeği vardı. Gelen geçeni korkutmak için havlayarak bahçenin parmaklıklarına saldırırlardı.Geceleri moda klübünde müzik vardı. Vapur iskelesinin üstü akşamları piyasa yeriydi. Genci , yaşlısı Kadıköylüleri orada görmek mümkündü.Klübün önündeki deniz de müzik dinlemeye gelenlerin sandalları ile dolardı.Hele mehtaplı gecelerde tadına doyulmaz güzellikler olurdu.
    Hey gidi günler hey , aradan yarım asır geçti neler gördük neler yaşadık. Ama şimdi o Zaman’ları Ve o Zaman’ların insanlarını hasretle anıyorum. Ve o Zaman’ların kıymetini yaşarken anlayamadığımız için hayıflanıyorum.

    • Aylan Izmirli
      29 Ekim 2016 at 00:48 |

      Komisyoncu olmadan simdiki caminin bulundugu yogurtcu park yolusunun asagiya inerken solu ve Sagindaki bizim arsayi kiralar ve Bakla yetistirdi o yuzden orala Bakla tarlasida denilirdi.

  • Gülay ertan
    28 Mayıs 2016 at 22:09 |

    Çocukluğumun ve gençliğimin aşkı Modadır.Moda ilk okulunun önünden geçerken, Moda çocuk bahçesine torunlarımı götürdüğm zaman kalbim daha hızlı çarpar,ama o kadar çok şey yok oldu ki ,doğduğum ev dahil olmak üzere Bazı hatıralar da sadece resimler de kaldı moda plajı gibi….
    Moda bir aşkdır….

YORUMLARINIZ

Kategoriler

Son Yorumlar

  • hgvn: inanki her sey açık
  • hgvn: çok güzellllllllllllllllllllllllll
  • Sercan: Şuan kapalı ne zaman açılır
  • Hülya: Ben de size katılıyorum. 1 kaç defadan sonra anladım. Caminin tarihçesine göre sebataylar için yapıldı ise ;...
  • Sezin Özdemir: Fenerbahçe Spor Klübüne İsmini vermiş olan Fenerin bulunduğu yer Deniz Kuvvetlerine bağlı Degaussing...

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter

altbolum

© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank