Fransız Sarayı

Yazar Admin / 08 Nisan 2013. Kategori İSTANBUL'DAKİ TARİHİ YAPILARIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Fransa_Elciligi_Binasi_Fransiz_Sarayi

Fransız Sarayı Galatasaray’da, İstiklal Caddesi’nin(http://www.degisti.com/index.php/archives/502) doğusunda, Nur-i Ziya ve Tomtom Kaptan sokakları arasında yer alır. Saray, Fransa’nın, Bab-ı Ali(http://www.degisti.com/index.php/archives/4425) ve sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti nezdinde, büyükelçilik  Ankara’ya taşınana kadar ilk diplomatik temsilciliğidir. Bugünkü bina, mimar Pierre-Léonard Laurécisque tarafından 1839-1847 arasında inşaa edilmiştir.

Yapının bulunduğu arazi  Savary de Breves’in büyükelçiliği döneminde(1589-1606) Fransa tarafından satın alınmıştır. Breves’in arazi üstüne inşaa ettirmiş olduğu yapı, sonraki büyükelçi Gournay de Marcheville tarafından 1630’a doğru yeniden yaptırılmıştır. Nointel ise 1670-1679 arasında, yeni yapının içinin iyileştirilmesine yönelik bazı değişiklikler yaptırmıştır. 

18.yüzyılın başlarında metruk bir durumda olması ve sık sık tamir gerektirmesi dolayısıyla, dönemin büyükelçisi Bonnac yeni bir bina inşaa edilmesini talep etmiş, bunun üzerine 1721’de İstanbul’a gönderilen mimar Vigné de Vigny yeni bir projeye başlamıştır. Vigny’nin rölevelerine bakıldığında, eski sarayın arazisi, eğimi dolayısıyla cadde tarafından doğuya doğru kademe kademe alçalan, dört teras şeklindedir. Üstten üçüncü terasta, doğu-batı ekseninde uzanan elçilik binası, dönemin Osmanlı sivil mimarisi etkili; dikdörtgen planlı, geniş saçaklı, üç katlı ahşap bir yapıdır. Giriş katında ahırlar ve şarap mahzeni, birinci katta resmi bürolar, tümüyle büyükelçiye ait son katta ise özel dairelerin yanısıra, ahşap kubbeli, sofa işlevi gören uzunca bir mekana açılan kabul ve yemek salonları bulunmaktadır.

Yeni sarayın ise Fransız mimarisine uygun olarak kesme taştan ve Türk tarzında bezemeli olarak inşaa edilmesi planlanmıştır. Vigny’nin çizdiği ilk projede yapı, Avrupa tarzında cepheli, buna karşın  geniş saçaklı bir çatısı bulunan “T”biçiminde bir plana sahiptir. 1723 yılına ait ikinci projede ise cepheye Fransız tarzında üçgen alınlıklı çıkıntı yapan bir bölümün eklendiği ve Türk üslubundaki süslemelerin tümüyle ortadan kaldırıldığı görülmektedir. Ancak bu iki proje de hayata geçirilememiş, Bonnac’dan sonra gelen  büyükelçilerin ısrarlı talepleri de bir işe yaramamıştır.

1767 Beyoğlu yangınında büyük zarar gören yapı, bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra büyükelçiliğe atanan Saint-Priest tarafından, bulunduğu caddeden biraz daha uzağa 1774’de yeniden inşaa ettirilmiştir. Baron de Tott’un planlarına göre inşaa edildiği düşünülen bu saray, günümüze ulaşan gravürlere göre; cepheleri iyon düzeninde gömme ayaklarla bezeli, önünde bir revağı bulunan, dikdörtgen planlı, neoklasik üslupta,büyükçe, tümüyle taştan bir yapıdır. Geçirdiği bir dizi yangından sonra bu bina da harap olmuş, büyükelçiler bir süre sonra Venedik Sarayı’na(http://www.degisti.com/index.php/archives/3553) taşınmış ancak sarayın mülkiyeti 1815’de Avusturya’ya geçince tekrar kendi binalarına dönmüşlerdir. Saint-Priest’in yaptırdığı saray sürekli tamirat görmüştür, ki bunlardan en kapsamlısı Jean-Nicolas Huyot tarafından 1818’de gerçekleştirilmiş olandır.

2 Ağustos 1831’de çıkan büyük Beyoğlu yangınında saray tümüyle yanmış, büyükelçi Guillemot ve halefi Roussin Tarabya’daki(http://www.degisti.com/index.php/archives/7671) yazlık ikametgaha taşınmak zorunda kalmışlardır. 1833’de Beyoğlu’nda yeni bir saray inşaa edilmesi gündeme gelmiş ve projeyi hazırlama görevi mimar Pierre-Léonard Laurécisque’e(1797-1860) verilmiştir. Laurécisque pek tanınmayan bir mimardır ve İstanbul’daki  Fransız Sarayı dışında bir yapısı bilinmemektedir. 1 Mayıs 1839’da inşaatına başlanan yapı, ödenek yetersizliğinden çalışmalara sık sık ara verilmesi nedeniyle ancak 1847 yılında tamamlanabilmiştir.

Fransız Sarayı, Louis-Philippe döneminin mimari özelliklerini yansıtan, oldukça yalın bir yapıdır. Binanın ısıya dayanıklı olması için Malta’dan açık sarı renkte kireç taşı getirilmiştir. İlk yapıldığı dönemde, Karaca Çıkmazı’nın sonunda  bulunan, öne doğru çıkıntılı, gömme sütunlarla bezeli anıtsal giriş kapısından bahçeye, oradan da at nalı biçimindeki iki rampayla binanın bulunduğu terasa geçilmekteydi. Merdivenler ve bir rampa vasıtasıyla inilen zemin katta, büyükçe bir kabul salonu, bekleme salonu, vestiyerler, bilardo salonu ve bir yemek salonu bulunuyordu. Birinci katta katiplerin, çevirmenlerin ve elçilik ataşelerinin büroları, ikinci katta ise büyükelçi ve eşinin özel daireleri ile konuk odaları yer almaktaydı.

Kırım Zaferi, İmparatoriçe Eugenie’nin İstanbul’u ziyareti ve Sultan Abdülaziz’in Fransa’yı ziyareti gibi olaylar, Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkilerin gelişmesine vesile olurken; büyükelçilik, Laurécisque’nin inşaa ettiği binaya sığmakta zorluk çekmeye başlamış, bunun üzerine büyük kabul salonunun üzerine asma kat eklenmiştir. 1874’de Charles Jean Melchior de Vogüé’nin büyükelçiliği döneminde, elçilik tercümanları ana binadan çıkartılarak kuzeybatıdaki küçük terasta inşaa edilen Dramagonlar isimli yeni binaya yerleştirilmişlerdir.

Bina bugünkü görünümüne 1908-1913 arasında, başmimar Georges Chadanne yönetiminde gerçekleştirilen geniş kapsamlı onarım çalışmaları sonrasında kavuşmuştur. Ana giriş kuzey cephesine alınmış,iki yandaki öne doğru çıkıntılı bölümlerin arasına inşaa edilen ekle, cephenin düzeni tümüyle değiştirilmiştir. Zemin kattaki bekleme odaları mutfak olarak yeniden düzenlenmiş, salonların bir kısmı yerine kare planlı, üzeri artnouveau bir camekanla örtülü, mermer sütunlar ve gömme ayaklarla süslü, büyükçe bir salon yapılmıştır. Diğer yemek ve kabul salonlarının dekorasyonunda bir değişikliğe gidilmemiştir. Güney cephesindeki terasa açılan yemek salonunun duvarlarını Josse Perrot’un tasarladığı halılar süslemektedir.

Fransiz_Sarayi_Istanbul

 

 

Kaynakça:

Tibet Aksel,Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi

panoramio.com

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

(1) YORUM

  • Emre Kırıcıoğlu
    30 Nisan 2014 at 19:50 |

    Değerli sayfa müellifi;
    Yayınlarınız takdire değer. Bu sayfada ayrımına vardığım ufak bir hata var. Çevirmenler için kullanılan ve Tercüman sözcüğünün İtalyancaya oradan da diğer batı dillerine geçmiş olan “Dragoman” sözcüğü yerine “Dramagon” ifadesini kullanmışsınız.
    Saygılarımla…

YORUMLARINIZ

Kategoriler

Son Yorumlar

  • Emil Kokaz: Biraz önce gönderdiğim mesajda ”’ertemür” yazısını ”retenue” olarak okuyun...
  • Emil Kokaz: 1965 te mezun oldum, aslında 1964 te lise bitti ama babamın vefat etmesi üzerine eylül ayındaki ikmal...
  • M . Halis Köktaş: “Mucize varmıdır yokmudur bilmem..” Yok; “Budha şöyle dedi” yok;...
  • Nesrin Cengiz: Bende doğma büyüme Mecidiyeköylüyüm 1955 doğumlu, o güzel günleri yaşamış olmanın mutluluğu içindeyim,...
  • Süleyman Altınok: Saçmalamayın mimar Sinanın kabri kendisine benzer bir heykeli yapılabilmesi için Mustafa Kemal...

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter

altbolum

© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank