Bab-ı Ali

Yazar Admin / 24 Nisan 2011. Kategori GENEL OLARAK İSTANBUL'UN DEĞİŞEN YÜZÜ, İSTANBUL'DAKİ TARİHİ YAPILARIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Bab-ı Ali,  basitleştirilmiş şekli ile Babıali, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Sadrazamlık  binasına ve daha geniş anlamıyla da Osmanlı hükümetine verilen isimdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, XV. ve XVI. asırda devletin sivil bürokrasisi ve bu bürokrasiye bağlı birimler oldukça küçük olduğundan, devlet yazışmaları sadrazamın şahsi konutlarında yapılırdı. XVII.yüzyıldan sonra devletin örgütleniş şekli değişip gelişince, devlet işleri yönetiminin tek bir merkezden yürütülmesi kararı alınmış ve bu amaçla Bab-ı Ali kurulmuştur. “Yüksek kapı”, “yüce kapı” anlamlarını taşıyan Bab-ı Ali, sadrazam konağını işaret etmektedir. Sadrazam konağına, anlamı genişledikçe “Paşa Kapısı” ve “Bab-ı Asafi” denmeye başlanmıştır. 1808’deki Alemdar olayından sonra yeniden yaptırılan binaya, dönemin padişahı II. Mahmut ( Mahmud-ı Adli) dolayısıyla Bab-ı Adl ya da Bab-ı Adli denmiş,19. yüzyılın ikinci yarısında kelime, Bab-ı Ali ‘ye dönüşmüştür.

Bulunduğu yerde daha önce çeşitli sadrazamların konutları yer alan Bab-ı Ali’nin, inşasına 1755 yılında başlanmıştır. 3 Temmuz 1756 tarihinde resmi açılışı yapılan Bab-ı Ali, 1808, 1826 ve 1839’da geçirdiği yangınlar sonrası tekrar inşaa edilmiştir. Stefan Kalfa’nın, kat döşemeleri hariç kargir inşaa ettiği Bab-ı Ali, yatay kuruluşlu, yalın ampir cepheli yapılarıyla günümüze ulaşmıştır. Barok üslubunda saçaklı ve örtülü bir zafer takı görünümündeki kapısı, sadrazam ve hükümete odaklanan yürütmenin sembolik ifadesini yansıtırken, karşısında yer alan Gülhane Parkı Alay Köşkü’nden ( http://www.degisti.com/index.php/archives/1625#more-1625) daha alçak mimarisiyle de hiyerarşiye vurgu yapmaktadır.

Yapı, birbirlerine kuzeybatı- güneydoğu doğrultusunda bağlı geniş sofalar çevresinde dizilmiş odalardan oluşmuştur. Yaklaşık 220 m. uzunluğundaki bu bölümlerin iki ucunda alçak, ortadaysa yüksek bir bölüm yer almaktadır. Söz konusu alçak bölümlerin kuzeybatısında Sadaret, güneydoğusunda Hariciye Nezareti bölümleri, bunların arasındaysa Şura-yı Devlet daireleri sıralanmıştır.

Yeni oluşumla birlikte Bab-ı Ali, sadrazamın ikametgahı olmaktan çıkarılmış, tamamen devlet dairesi olmuştur. Topkapı Sarayı’nın(http://www.degisti.com/index.php/archives/956) önemini yitirdiği tarihten sonra Bab-ı Ali’nin Alay Köşkü’ne bakan gösterişli kapısı işlevini yitirmiş, Hariciye’nin bulunduğu Ankara caddesine bakan güney kapısı önem kazanmıştır. Çünkü artık Osmanlı Devleti’nin işleyişini sürdüren hükümetin ismi Bab-ı Ali olmuştur. Hariciyenin önem kazanmasıyla da, haberin yakınında olan gazeteciler buralara yerleşmiş; böylece uzun yıllar Türk basınını ifade eden Bab-ı Ali deyimi oluşmaya başlamıştır.

Sonraki yıllarda Bab-ı Ali içine ana kitleden başka iki önemli yapı daha inşaa edilmiştir. Bunlardan biri mimar Gaspare Fossati tarafından tasarlanıp yapılan ve Hazine-i Evrak Nezareti’nin kullanmış olduğu arşiv binasıdır. Fossati’nin duvarları kargir, kat döşemeleri, merdiven, kapı ve pencere kanatları demirden olan ve İstanbul Tersanesi’nde üretilmiş olan binası, Türkiye’deki ender Palladyen tasarımlardan biridir.

İkinci yapı ise yaklaşık 1910’da, Ankara Caddesi tarafında, I. Ulusal Mimarlık üslubunda yapılan ve yine arşivin kullandığı küçük bir yapıdır. Ana Bab-ı Ali yapısı, 1878 ve 1911’de iki yangın geçirmiştir. İlk yangında Şura-yı Devlet’i barındıran kesimin ve güneydoğu ucunun bir kısmı yanmış sonrasında hızla onarılmıştır . İkinci yangında Şura-yı Devlet ile Dahiliye Nezareti yeniden yanmış ve bir daha yapılmamışlardır. Sadaret ve Hariciye bölümleri bu yangında kurtarılmıştır. Böylece ortaya, birbirinden bağımsız iki  yapı çıkmıştır.

Bab-ı Ali’nin bulunduğu bina, önce Büyük Millet Meclisi’nin İstanbul Temsilciliği’ne verilmiş, sonrasında Sadaret Dairesi İstanbul Vilayet Konağı, Hariciye bölümü Defterdarlık olmuştur. Yapılar içinde eski mekan düzeni bugün yalnızca Sadaret Dairesi’nde korunabilmiştir. Vilayet Konağı, 1980’lerin sonlarında ve 1997 yılında  eski görünümüne kavuşturulmak amacıyla bir dizi restorasyondan geçmiştir.

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

(1) YORUM

  • Alp TARI
    10 Temmuz 2013 at 18:45 |

    Vilayet binasinin Ankara caddesi girisi yokus uzerinde olmasi nedeniyle pek karsilayici ve cekici degildir.Alay Kosku karsisindaki gorkemli Bab-i Ali ( Buyuk kapi=Sublime Porte) nicin Vilayet’in ana giris kapisi olarak kullanilmaz?Eger ana bina bu kapiya uzak deniliyorsa ana bina ile bu kapi arasindaki binalardan ortadaki ana binaya donusturulebilinir.

YORUMLARINIZ

Kategoriler

Son Yorumlar

  • ENGİN: BEN BU YOKUŞU ÇOK İYİ BİLİRİM ÇÜNKÜ O YOKUŞUN BAŞINDAKİ OKULDA OKUDUM YENİ HALİDE ÇOK GÜZEL VE ÇOK GENİŞ...
  • Ramazan: İçeriğiniz ve emeğiniz teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca sitenizi yeni keşfetmekten dolayı çok üzgünüm....
  • Sevinç Çokum: Eşim Rıfat İzzet Çokum’un doğduğu ev, Cezayir Sokağında 3 numaralı evdir, sokağın başında, Madam...
  • Arif: İyi akşamlar.konuyu hortlatmak gibi olacak ama aradan geçen senelerde ş İşler iyiye gideceğine kötüye gitmiş....
  • digi: Tezer abi , ben de mektepliyim , sizden 9 sene sonrayım , sanırım piç sinan, rahmetli barış abilerin...

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter

altbolum

© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank