Kalamış

Yazar Admin / 15 Mart 2011. Kategori GENEL OLARAK İSTANBUL'UN DEĞİŞEN YÜZÜ

Kalamış,İstanbul’un Kadıköy(http://www.degisti.com/index.php/archives/524) ilçesinde bir semt ve aynı adla adlandırılan bir koydur. Kalamış ismi, geçmişte burada bulunan bodur ve sık sazlardan dolayı rumca sazlık kamışlık anlamına gelen Kalamissia kelimesinden gelmektedir.  Bazı kaynaklarda bu isim Kalamati olarak geçer.

Kalamış koyunun Bizans dönemindeki isminin Eutropos olduğunu söylenmektedir. Eutropos, Bizans döneminde burada yazlık sarayı olan  soylu bir kişi olarak bilinse de, Haldun Hürel onun aslında 4. yüzyıl sonlarında yaşamış bir köle olduğunu söyler.

Günümüzde  Fenerbahçe olarak bildiğimiz ama eskiden Kalamış olarak anılan bölgedeki burna, 16. yüzyılda bir deniz feneri yapılmasının ardından burası bağçe-i fener, yani fener bahçesi adını almış.( http://www.degisti.com/index.php/archives/4249 )Bu isim söylene söylene Fenerbahçe’ye dönüşmüştür.

19.y.y. ın ikinci yarısından itibaren varlıklı ailelerin buraya köşkler,yazlıklar yaptırmasıyla Kalamış’ın görkemli dönemi başlamıştır. 1927 yılında Fenerbahçe Spor Kulubü’nün burada düzenlediği yaz balosuna, o sıralar İstanbul’da olan Atatürk, 3. Kolordu Komutanı Şükrü Naili Gökberk Paşa ile birlikte katılmıştır. 1930’lardan 1960’lara kadar Kalamış’ın popüler yerlerinden biri de Belvü Oteli ve Gazinosu’dur.

Bugün büyük bir marinası ve parkı bulunan Kalamış’da, Galatasaray Spor Kulübü’nün Kalamış Tesisleri de yer almaktadır.Ayrıca Kurbağalıdere’nin Kalamış koyuna döküldüğü yerde de,Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Dereağzı Tesisleri bulunmaktadır.

Eylül 2012 itibariyle Kalamış fotoğrafları güncellenmiştir.

 

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

(172) YORUM

  • Rıza Omayer
    19 Eylül 2011 at 10:56 |

    Kalamış, Fenerbahçe mahallesi muhtarlığına bağlı bir semtdir.Galatasaray Sosyal Tesisleri,birkaç yıl önce kanal açılarak ada haline dönüştürülmüş olan Fenerbahçe adası parkının uç noktasında bulunmaktadır. Dili varmayanlara duyurulur.

    • Admin
      19 Eylül 2011 at 11:47 |

      Verdiğiniz bilgi için teşekkürler. İstanbullu olsak da, bu büyük şehirdeki tüm gelişmelerden haberdar olamayız, takdir edersiniz ki…Bir semti en iyi yaşayanı bilir diye düşünüyoruz. Keşke her ziyaretçimiz bildiklerini, gördüklerini bizlerle paylaşsa, biz de doğruları buradan öğrenebilsek.

    • Yilmaz Kazanci
      05 Ekim 2011 at 10:57 |

      Rıza Beyin açıklaması fanatik FB lilik kokuyor. Yazık.

      • Nebhan DOĞRUMAN
        08 Ekim 2011 at 13:22 |

        Rıza bey’in açıklaması % 100 doğrudur. Bu gümkü coğrafyada GS tesislerinin bulunduğu yerin Kalamış ile hiç ilgisi olmayıp orası FENERBAHÇE’ dir. Neyazık ki bazı kimseler bu semtin adını telaffuz edememektedirler. bu durum da bir vakıa olup fanatiklikle ilgili değildir. Yrıca fanatiklik olsa ne olur? hakikat değişir mi?
        Saygılarımla. Nebhan Doğruman

    • Methi Somçağ
      26 Nisan 2012 at 23:09 |

      Rıza bey kardeşim, Bunu FB liler haliyle kabullenemezler ancak güneşi de balçıkla sıvayamazlar…

      • Methi Tacar
        22 Mart 2014 at 12:56 |

        Sayın SOMÇAĞ,

        Az sayı’daki METHİ ‘lerden biriyim.
        Merhaba !

        Ailem, anne tarafım Deapo durağı Toraman Sineması yanında yoldan yüksek -şimdilerde kötü restorasyon görmüş haliyle durur – Romanya kerestesi ile Çerkez Kazım Paşa parası ile yapılmış ahşap yapının temelden sahipleri idi. 47 ‘liyim.

        1952 – 1955 ‘lerde Kalamış İskelesinin solundaki kahve önünden naylon çorap / tel kepçe ile çim-çim ebadı karides avladığımızı hatırlarım.

        Su berrak idi, lağım aktığını hiç izlemedim.

        Gençlik yıllarım Çiftehavuzlar, mezuniyet Mektebi Maarif. Üniversite sonrası teknem Reşit Bey plajı önü sularda salındı.

        1987 ‘lerde Bodrum’a yerleştim.
        Yılda bir kere İstanbul’a geldiğimin en geç 7 günü sonunda kaçadcasına ayrılıyorum.

        Bildiğim Methi’lerden birinin Enver Adakan’ın torunu yelkenci Methi Adakan. diğerinin ise Karacaahmet’te akraba ziyareti sırasında taşını gördüğüm rahmetli olduğu bilgi bab’ında Arz Olunur.

        Methi

        • mehmet murat adakan
          27 Ekim 2015 at 18:48 |

          enver adakan oğlu bendeniz mehmet murat oğlum ali enver yelkenci,2000 ve 2004 olimpiyatları,dünya şampiyonu.
          methi adakan babam enver adakan’ın ağabeysi,oğlu ismet, torunu sizin bahis ettiğiniz methi adakan,o da yelkenci.giritliyiz denizi severiz. saygılar,
          m.m.a.

    • Aclan
      26 Mayıs 2012 at 14:40 |

      Merhabalar,
      Sözkonusu Galatasaray tesislerini bulundugu yerin hemen yanındaki Fenerbahçe Sosyal Tesislerinin bulunduğu arazi Galatasarylılar tarafından Fenerbahçeye verilmiştir. Yani o mülkün sahibi Galatasaraydır.

      • neco
        12 Kasım 2012 at 14:22 |

        fenerbahce tesisleri çok daha önce yapılmıştır.gs bu tesislerin yanını işgal etmiştir.lütfen bilgi sahibi olmadığınız bir konuda yazmayın söylediğiniz şeyi belki rüyada görmüşünüzdür.

      • Alev Tümer
        22 Eylül 2014 at 16:17 |

        Neco nun dedigi dogrudur.Fenerbahce Yarimadada insa edilen ilk klup olan Istanbul Yelken den sonra yapilan 2. tesistir. Galatsaray tesisi daha sonra yapilmistir. Fenerbahce nin insasini bir arkadasimin mimar babasi üstlendigi icin ve bazi sanatci arkadaslarimin da bu yapiya katkisi oldugundan , durumu adim gibi biliyorum.

    • Sezin Özdemir
      22 Mart 2017 at 21:10 |

      Fenerbahçe Spor Klübüne İsmini vermiş olan Fenerin bulunduğu yer Deniz Kuvvetlerine bağlı Degaussing İstasyonunun oldığu yerdir, Fenerbahçe Spor Klübü Faruk İlgaz tesisleri Bulunmaktadır, Galatasaray tesisleri’nin orada Ne ? Hakla bulunduğu bilinmez ! Çünkü bulunulam Mevkii Semt olarak da Kalamış değil Fenerbahçedir !!!! Kalamış’ta doğmuş, büyümüş biri olarak bunu herhalde En iyi bilenlerdenim,

  • fatma Korur
    03 Ekim 2011 at 23:19 |

    ailecek KALAMISLIYIZ…bence istanbulun en guzel mekani..(eskiden oldugu gibi)

    YASASIN KALAMIS

  • fatma Korur
    03 Ekim 2011 at 23:19 |

    CENNET KALAMISIMIZ

  • Herman Hovagimyan
    05 Ekim 2011 at 01:24 |

    Hayatimin 27 seneleri Topkapida gecti, ozamanlar Topkapi bir sahane koy idi, bugun dahi o gecirdigim gunlerin hasretini cekerim, hey gidi eski Topkapi.

    • Meral Akkent
      31 Ocak 2012 at 09:37 |

      Sayin Herman Hovagimyan,

      Topkapi´da uzun yillar oturmus oldugunuz icin size yaziyorum.

      Anneannem ve dedem Saziye ve Lütfü Derefindigi, Topkapi´da Muhallebici Hasan Sokak ve galiba No 5´te oturuyorlardi. Dört kizlari Melahat, Nebahat, Sabahat ve Bedahat´in Araksi, Sirerpi ve Ankine arkadaslariydi. Ben cocukken anilarini anlatirken bu isimleri duyardim.

      Acaba verdigim isimler tesadüfen sizde cagrisimlar yaratti mi? Anilarimin tazelenmesine neden oldunuz. Tesekkürler.

      Acaba cevabinizi okumak icin bu siteyi her daim kontrol mu etmek gerekli. Ben biraz deneyimsizim bu konuda, bu nedenle bilemedim.

      Candan selamlarimla
      Meral Akkent

    • Fatma KUCUKASLAN
      21 Aralık 2015 at 17:24 |

      Birkaç yıl evvel Karaköy’deki Hovagimyan Han ile ilgili araştırma yapmıştım, restorasyon projesi hazırlanırken. Çok çok güzel bir binadır.
      Soyadınız gözüme ilişti ve size yazmak istedim. Bir bağınız var mıydı acaba?
      İyi günler dilerim.
      Saygılarımla,
      Fatma

  • sudi
    09 Ekim 2011 at 13:28 |

    Harika bir site arkadaşım önerdi iyiki önermiş. Emeği geçen herkezi kutlar ve başarılarının devamını dilerim.

  • sudi
    09 Ekim 2011 at 13:48 |

    ben 1946 ylında kalamışda doğdum ve orada büyüdüm. Kalamış sayfiye yeri olmasına rağmen biz yaz kış otururduk bu semtte ve fener parkı değil burası Fenerbahçe parkı idi ve spor kulübü ile alakası yoktur. Burada ilk defa İstanbul Yelken Kulübü açıldı 1952 yılında.

    • Fuat İNCE
      13 Ekim 2011 at 23:06 |

      Sudi doğru söylüyor. Orası Fenerbahçe parkı olarak bilinir. Ben de 1957’den beri çoğu zamanımı oralarda geçirdim. Halen o semtte oturmaktayım. Resimlerde aradığım Kalamış Vapur İskelesi, Kadıköy-Fenerbahçe tramvayı ve bu tramvayın yön değiştirmek için döndürülüşü. Elinde resmi olan varsa keşke gönderse.

    • Ferruh Bazyar
      02 Mart 2012 at 12:38 |

      Kadıköy Vişne sokakta doğdum Dere ağzında denize girildiği ve berrak tuzlu sularda balıkların oynaştığı bir devrede sandalla Kalamış – Moda Fenerbahçe burnu dolaşıp dururken 1960 lardan sonra süratli bir yapılaşma ile siluetin plansız olarak değişmesi ile hızlı bir nüfus artışı gençliğimizin güzel yıllarında ne kadar şanslı olduğumuzu kefalların güneşin doğduğu saatlerde kıyılarında da yattığı Kalamış iskelesi ayaklarının en derin olanlarının dibinden para atıp dalarak çıkardığımızı hatırlıyoruz.Salaş Kahvede geceleri mehtapta ut eşliğinde terennüm edilen güzel şarkılarımız dalgaların hafif mırıltısı eşliğinde ruhumuzu okşardı.
      Bu güne geldiğimizde , süratli şehirleşme ve nufus atışlarını da yermeğe pek hakkımız olmadığını düşünüyorum Yurdumuz insanınında saygı sınırları içinde bu güzellikleri hissetmesi ve bu güzellikleri koruma içgüdüsünün bir an önce gelişmesini dilerim .

      • Aynur
        16 Mart 2012 at 00:44 |

        Ben 1945 istanbul doğumluyum.Babamın görevi nedeniyle İzmire geldik ve yerleştik.Teyzelerim Kadıköy de Karadut sokakta
        hemen girişte ahşap bir binada (arkada bahçesi olan)bir evde otururlardı.Her sene onlara gider kalamıştan kayıklara biner modaya gider ve yüzerdik.Sızin vişne sokak dan bahsetmeniz beniçoook eski çocukluk yıllarıma götürdü..zıra bu ıkı sokak bırbırıne paralel sokaklardı…Şimdi önunden geçerken üzülüyorum .Ama yinede o güzellikleri yaşamış olmaktan dolayı şanslıyım diyorum…Sizin temennilerinize de yürekten katılıyorum…

        • Ferruh Bazyar
          20 Mart 2016 at 13:03 |

          Aynur hanım o devrede arka bahçelerde komşuluk ilişkilerini yaşadığınızı tahmin ediyorum , yazın birlikte yemekler yenir kahveler içilir ,çocuklar birlikte oynarlardı. Arka komşularımız Rum bir aile idi çok zarif insanlardı ,paskalyada bizlere hamur işi güzel çörekler gönderirlerdi ,bayramlarda da biz onlara ikramda bulunurduk. Lilika ve Todori hiç bir zaman unutmadık 6-7 Eylül olaylarından sonra İstanbuldan ayrıldılar.

    • FigenKa
      05 Mart 2012 at 15:36 |

      Evet İstanbul Yelken Kulübü…Yelken yarışları yapılırdı. Babam Feyyaz Tolay genellikle birinci olurdu:))

    • Faik Şerefhan
      13 Kasım 2013 at 10:27 |

      Sudi bey ben de doğma büyüme Kalamışlıyım ve 1948 doğumluyum. Babamın görevi nedeniyle çocukluğum vapur iskelesinde geçti. Ayrıca Yelken Kulübündenim. Sizi nedense anımsayamadım. Tel.im: 532-217 9464 Esen kalın.

      • Koray
        03 Ekim 2014 at 14:20 |

        Sevgili Faik. Bizim şefik amcanın oğlu. Bizlerinde çocuklu oralarda geçti. Tevfik paşa sokak. Oraları bu duruma getirenleri lanetle anıyorum

    • Mehmet Fuat
      29 Eylül 2014 at 18:39 |

      Evet, Sudi bey haklı. Fenerbahçe Parkı’nın FB Spor Klübü ile alakası yoktur. Bu alakasızlığın en belirgin örneğini de, şimdilerde hurdaya çıkartılan (şükür ki Rahmi Koç sahiplendi!) ‘Fenerbahçe’ künyeli Şehir Hatları gemisinin iç mekan koltuklarının sonradan ‘sarı-Lacivert’ olarak tasarlanmış olmasıydı.. Geminin ismini futbol klübünden aldığını düşünen yetki sahibi işgüzar bir çalışanın, olayın ne olduğunu bilmeden vermiş olduğu cahil bir karar maalesef..

  • Mustafa TATLICI
    18 Ekim 2011 at 21:40 |

    Kalamış ve Fenerbahçe denilince, Fenerbahçe plajını hatırlarım, işgal edilen güzelim sahillerimiz aklıma gelir, Neyseki bu günlere geldik sahillerimize kavuştuk.
    Bizlere bu güzellikleri ikram eden sayın yetkililere ve emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim, ne mutlu bu günleri görebilenlere. Saygılarımla.

  • Soner Kromer
    19 Ekim 2011 at 17:43 |

    Fenerbahçe hala o eski günleri hatırlıyorum , Fenerbahçe plajı : Büyük Fikret , taka Naci abilerimiz bizlere 1948 1955 senelerinde abilik ederlerdi , bizlerde onlara son derece saygılı idik , maalesef 1955 ten sonra Delikanlı olduk ve Moda plajına gitmeye başladık , yine o senelerde Kurbağlı derede Sandalcı Ahmet vardı , Moda iskelesinden midye çıkartıp öglenleri yerdik eve gitmezdik , hey gidi günler hey , maalesef 28 Şubat 1963 senesinde İsviçreye gittim ve hala oradayım ve istanbulu terkettim kimse bana kızmasın benim bıraktığım İstanbul yok artık. ipini koparan Istanbula göç etti.

    • Gökhan
      02 Kasım 2011 at 11:20 |

      Soner Kromer Bey’e teessüf ederim. “İpini koparan İstanbul’a gelmiş” diyor. Ya ne olacaktı. Siz Başka yerlerde gezerken sizin dönmenizi mi bekleyeceklerdi? Ayrıca; Kalamış Kalamış diyoruz da; eski halini hiç anımsayanınız var mı? Dürüst olalım. Tahta Upuzun ve sanki dokunsan yıkılacak bir iskele. Etrafı yosunlarla kaplı. Civardaki köşklerin lağımlarının açıldığı denizde leş gibi bir koku burnunuzun direklerini sızlatırdı. Tabii insanlar kendi pisliklerini görmeye bilirler.Hatta içinde de yüzebilirler. Ben Kalamış’ın bu günkü halini daha çok seviyorum.

      Fener burnuna gelince; 60 ‘lı yılların sonlarına kadar orada bahçe olduğunu hatırlamıyorum. Sadece FB Spor kulubünün Kamp yaptığı Motel ile küçük bir tesis vardı. Uç ta o bölgeye Fener denmesine sebep olan Fener ve yanında Deniz Kuvvetlerinin kullandığı DG İstasyonu vardı. Arada GS.’nin Küçük bir tesisi ile BJK’ ye tahsis edilip , çok beğenilmediği veya ilgilenilmediği için zamanla işgal edilen kayalık bir deniz kenarı vardı. Sonraki yıllarda Fenerin bulunduğu alana hafriyat dökülmek sureti ile bir operasyon yapıldı. Anımsıyorum O zamanlar hafriyat tepeciklerinin arası esrar – eroin – LSD gibi uyuşturucu satıcı ve kullanıcıların otağ kurduğu bir yer olmuştu. Arabası olan genç zamparalar da o hafriyat yığınları arasına arabalarına aldıkları kız arkadaşları ile gelir, manzara!! seyrederlerdi.

      Çok da makbul bir yer olduğunu söyleyemem. Sonradan dolgu ve tesviye işleri tamamlanarak bu günkü imrenilen halini aldı.

      Yine sonradan yapılan Marina ve Kanalizasyon şebekesi ile eskiden Kalamış’ta oturanların bölgelerine sahip çıkamayarak rant uğruna sattıkları araziler , ipini kopararak gelen!! yurttaşlar tarafından satın alınarak değerlendirildi ve bu günkü modern yapısına kavuşturuldu.

      Bunları neden anlatıyorum? Çünkü yaşım 66 ve ailem İstanbul’lu (Bir tarafımız sadece.) Yıllardır Üsküdar’da oturuyorum ve İstanbul’u seyrediyorum. Benim gözlerim bunları gördü ve anlatmak zorunda hissediyorum kendimi. Tabii sorulursa!! Yoksa geveze İhtiyar olmak istemiyorum. Bu günlük bu kadar. Hoşçakalın ,sevgi ile kalın.

      • semra birinci
        11 Kasım 2011 at 21:25 |

        Ben de 66 yaşındayım , bütün çocukluğum Kalamış ve Fenerbahçede geçti, şimdi o kocaman marina sadece üzüntüden gözloerimi yaşartıyor o sizin beğenmediğiniz tahta iskeleyi tekrar orada görebilmek için neler vermezdim . Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz oralarda yaşamamışsınız. Benim Fenerbahçe burnunda kurulu luna parkta 3-4 yaşlarındayken çekilmiş resimlerim var. Yüzmeyi Kalamışta öğrendim. Uzun lafın kısası güzel insanlarla dolu, doğal sıcacık Kalamışın yerinde yeller esiyor şimdi.

        • Gökhan
          26 Ocak 2012 at 11:57 |

          66 YAŞIN KEYFİNİ SÜRMEYE ÇALIŞINIZ. O SICACIK DEDİĞİMİZ TAHTA İSKELE ZAMANI ODUN SOBASINDA ISINIRDIK.ŞİMDİ DOĞAL GAZ!A TERFİ ETTİK. TAHTA İSKELELER MARİNALARA DÖNÜŞTÜ. YARIN NE OLUR BİLİNMEZ?. TERCİH SİZİN.BEN DOĞAL GAZI YEĞLERİM. GENÇLERE YOL VERELİM. BİZDE TIPKI ESKİDEN TRAMVAYLARA ASILIKP GİTTİĞİMİZ GİBİ GENÇLERLE YAŞAMAYA ALIŞALIM. MUTLULUK O ZAMAN , İSTANBUL O ZAMAN.
          SEVGİ İLE KALIN HOŞÇAKALIN.

          • Önder Yılmaz
            09 Mayıs 2013 at 06:19 |

            GÖkhan bey çok gereksiz ve biraz da saygısız şeyler söylüyorsunuz. Kent sosyolojisi ve kültür kodları üzerine bilginiz olmadan tabiri caizse gelişi güzel konuşuyorsunuz. Sizin için tek yapabileceğim üzülmektir.

          • Faik Şerefhan
            13 Kasım 2013 at 10:39 |

            İyi günler Gökhan Bey. Sanırım aynı yaşdayız ama nedense vapur iskelesinden “tahta iskele” diye söz ediyorsunuz. O iskelenin girişi tahtaydı. Babamın görevinden ötürü ben iskele üzerindeki lojmanda doğdum büyüdüm. Sanırım keyfiniz bayağı iyi. Size doğal gazlı evinizde sıcak günler diliyorum.

      • Çetin Evirgen
        08 Ocak 2012 at 01:43 |

        Ben 73 yaşındayım Anadoluhisarı’nda doğmuş olmama rağmen ömrümün büyük bir bölümü Kalamış’da geçti. Vapur iskelesinin ucundan bakıldığında dipteki yengeçler bile görünürdü.İpini koparanlar doluşmazdan önce ben Kalamış’da ne pis bir deniz gördüm ne de fena bir koku duydum.Kurbağalı bile kokmazdı.Bizim sevdiğimiz Kalamış’ı görmüş ve yaşamış olsaydınız bugün kan ağlıyor olurdunuz.

      • Aylan Izmirli
        29 Mayıs 2013 at 00:31 |

        Fenerbahce burnundaki Hamam,i hatirliyan varmi icinizde?

        • Aylan Izmirli
          29 Mayıs 2013 at 00:33 |

          Bir hatam olmasin ben Fenerbahce Plajini degil sahiden orada bulunan kapali ki Hamami belirtmek istedim.

      • İbrahim Tanyeri
        13 Şubat 2014 at 13:51 |

        Gökhan bey merhaba
        Size sonuna kadar katılıyorum.Bu tatlı su entellerine söyleyecek bir şey bulamıyor insan.Selamlar.

    • Kemal Mel Gurkan
      11 Kasım 2011 at 19:40 |

      Sayin Soner bey kardesim,ben de o bahsettiginiz yillarin heyecanini tattim,aynen sizin gibi kardeslerimle Moda Iskelesininin ayaklarindan midye cikartir ve sahilde ates yakar bir sac uzerinde pisirir yerdik ve birayla cok iyi giderdi,Moda ve Fenerbahce plajinin da mudavimlerindendim.Babam Taka Naci ve Manav Zeki zamanlarindan Altunordu amator kume futbol takiminin antrenorlugunu yapardi,Fenerbahce de Milli takimda yillarca top kosturmus oldugunu resimlerinden biliyorum,adi Suleyman Gurkan dir,ben de sizin gibi uzun yillar evvel USA ya yerlestim ve icimde cok buruk bir his ile yasiyorum,sadece Istanbul degil turkiye degisti,esen kalin.

    • Ercan Demir
      16 Mart 2012 at 15:59 |

      İsviçrelilerde sizin için ipini koparan gelmiş diyordur 🙂

    • Aylan Izmirli
      03 Ocak 2013 at 00:44 |

      Dere agzindaki ikinci sandalcinin ismi Teyfik idi ogly Deniz Harp okulana gidiyordu.Bu ara Fb Basri tam karsimizdaki evde oturuyordu .35 yil once biraktim Sifayi bencede eski Sifa ve Kadikoy yok artik.

      • erkan
        01 Kasım 2016 at 15:12 |

        Dere ağzında ki birinciMustafa amcaydı..oğlu Ömer yardımcısı Eşvak amcaydı..İKİNCİ Teyfik kaptandı oğulları sabahattin,saadetttin idi..çok güzel sürat teknesi yaparlardı.. ahşaptan..çok profosyonel kullanırdı Sabahattin ağbi…dere karşında sadık amcanın kıyı kahvesi,yanında FB kayık yelken kulübü vardı..kayıkçı ali amca..yoğurtçu parkın üstünde Modaya çıkarken köşe bakkal PARK bakkaliyesi..Sami.. (onun yeğeniyim)karşısı Riviera otel.. FB li Basri,,Allah rahmet eylesin…Onun SABAH sepetini ben götürürdüm..iki gazete alır..RahmetliSami dayımla çok şakalaşır..tam bir İstanbul delikanlısıydı..!anlatmakla bitecek gibi değil… çok güzel bir semtti !!! İstanbula gittiğimde bazan gidiyorum oralara…nerde eski moda,kalamış,bahariye,dalyan…??*

    • Gökhan
      11 Şubat 2013 at 14:32 |

      Soner Bey ;
      Siz İsviçre’de iken, İstanbul’un sizi beklemesini düşünmek ne kadar saf bir duygu? Hangi güzel kadın o kadar sadık olabilir? Şimdi yaşlandı artık. Kendisini beyendirmek için kat kat makyaj yapıyor. Zevkleri de değişti şüphesiz, Artık ipini koparıp gelenlere kendisini teslim etti. Sevindirici ki; yine de sevgili bulabiliyor. Siz nasılsınız?

    • fikret okten
      31 Ağustos 2013 at 13:50 |

      Ipini koparan istanbula goc etti, lafina bir aciklik getirelim.
      Fatih Istanbulu 1453 de ele gecirdikten 4 sene sonra Istanbul Osmanlinin baskenti oldu.
      Fatih ,saltanati sirasinda, Anadolu ve rumelinin muhtelif yerlerinden gelen Turk, Ermeni, Rum ve yahudileri Istanbulun muhtelif yerlerine yerlestirdi.Simdi hangi tarihten sonra gelenleri Istanbullu sayip, hangi tarihten sonra gelenleri ipini koparip gelmis kabul edelim?

    • Özer Benol
      02 Eylül 2013 at 22:20 |

      Saygıdeğer hanımlar, beyler, görüyorum ki herkes yaşına göre İstanbulun bu şahane köşesi için bir anısını paylaşmış, bildiğini yazmış. Ne güzel. Hem nostalji olmuş hem eskilerin güzellikler yeni kuşaklara aktarılmış. Eski de güzeldi ama yeni yerlerin de yeni oluşumların da güzelliklerini gö ardı etmememiz lazım. Herkes gençliğindeki zevki arıyor ve o zaman daha güzel di diyor. Doğrudur. Şimdiki gençler de bu duruma güzel diyor. Çünkü onlar da gençliklerini şimdi yaşıyorlar. Ama İstanbul’un bütün semtlerinin, bütün güzelliklerinin ayrı bir tadı vardır. Ben onu bilir onu söylerim. Hem ipini koparan gelmiş ne demek. İstanbul’ gelecek kimseleri seçmeye mi tabi tutacaktık. O ipini koparmışlar gelmeseydi bu mega şehirde bazı hizmetleri kimler yapacaktı? Gelor, gidor lara mı yaptıracaktınız? Kabahat yeni gelenlerde mi?

    • İbrahim Tanyeri
      13 Şubat 2014 at 13:44 |

      Beyefendi
      Size abi’lik eden büyüklerinize saygı gösterdiğinizi
      söylüyorsunuz ama çeşitli mecburiyetler so-
      nucu İstanbul’a gelen vatandaşa da İPİNİ KOPARAN
      tabirini kullanıyorsunuz.Siz de İsviçre ye ipinizi kopararakmı gittiniz diye sorarlar adama.Ayıp oluyor.

    • Aylan Izmirli
      03 Nisan 2014 at 23:02 |

      Ben Kadikoy sifada neredeysebutun gencligim gecdi bu isminiz bana yabanci hic gelmiyor.
      Basel Isvicreye giden akrabalarim Bulent ve Ismet Agbiler vardi oradanmi cikaramiyorum fakat isminiz dedigim gibi hic yabanci degil,yaslilik iste yetmis olduk artik.

      Istanbula gelince kim ne derse desin eski gunleri ve mekanlari ariyorum ama son gittigimde benim Sifam kimse kizmasin ama eskisinden cok daha guzel ve temiz.
      Bunu Kadikoye icine soylerim Yogurtcu Park yokusu Arnavut Kaldirimi iken daha iyiidi diyenlere biraz hatiralarini guzellestirecek imajlar yaratmamalirini soylemek isterim.Su anda Istanbul Denizinin pisligi haric benim gordugum kadariyla Kadikay hele carsi cok guzel ve TEMIZ eskiye nazaran derim

      Saygilarimla
      Aylan Izmirli

  • ayşin
    31 Ekim 2011 at 13:45 |

    merhaba ben çocukluğumu bahariye-kuşdilinde, liseyi modada ve her yaz tatilimi (plaj,eski belvü gazinosu, askeri kamp vb)fenerbahçede geçirdim. üniversite ve akademik yaşam nedeniyle iki kez istanbuldan ayrıldım, döndüm: kalamışta oturuyorum:)) depreme dayanıklı yeni binalar, güvenlikli siteler modasına karşın; todoriye, marinaya, fenerbahçe parkına, sevgili fenerbahçemin satdyumuna, soley pastanesine yakın kalamışta..istambul benim bildiğim özlediğim şehirse, bildiğim özlediğim semtlerde yaşamalıyım diye düşündüm.

  • OKTAY KAYLAN
    02 Kasım 2011 at 15:43 |

    Bu güzel siteye bugün bir arkadaşımın FB li Cengiz Tatlıcan’ın gönderdiği maille tanışıp üye oldum.Hakikaten Istanbul’u tanıtan muhteşem bir site.Öncelikle kurucuları tebrik ederim.Sonrasında da KALAMIIŞ ile ilgli yorumları ve cevapları okuduğum zaman EFSANE HALİNE GELMİŞ TÜRK SANAT MÜZİĞİNDE ÜNLÜ BESTEKARLARIMIZA İLHAM KAYNAĞI OLUP ŞARKILARDA HALA YAŞAYAN KALAMIŞ’ı Ülkemizin Futbol aleminin olmazsa olmazı olan 2 güzide kuübünün isimlerini kullanarak polemik konusu haline getirmek yanlış olur.Ancak herkes de şunu kabul etmeli ki FENERBAHÇE’nin 1907 de Kuşdilinde kurulması ve KALAMIŞ tarihçesinde belirtildiği gibi deniz fenerinin arkasında ki bahçe ve parkdan ‘Bahçe-i Fener’ ifadesinin zaman içinde FENERBAHÇE semtinide belirtecek şekilde yerleşmesi KALAMIŞ’ın adını geri plana atmaz.
    1950 lı yıllardan bu yana yazları gelip özellikle ,öğretmen olan babamın Istanbul MAARİF mÜDÜRLÜĞÜ tarafından, Kadıköy deki ilkokullardan bize tahsis edilen sınıflarda kurduğumuz pansiyonvari yaşamımız da Fenerbahçe plajında ve KALAMIŞ Koyundan kiralayıp Moda koyundaki Kadınlar plajının açıklarında yüzme ve balık avlama günlerim FB Faruk Ilgaz Tesislerimize gittiğim anlarda hala gözümün önüne o günlerin hatırası gelir.

    • Aynur
      16 Mart 2012 at 00:51 |

      Oktay kalamışta denıze gırıp,kayıkla modaya çıktığımız günler ne guzelmiş..o zaman teyzemler kadıköyde oturuyorlardı bende annemle onlara her yaz giderdik ..hey gidi İstanbul HEy….

  • KudretOzay
    03 Kasım 2011 at 00:15 |

    Ben eski Bakirkoyluyum.Ancak etkilendim.Cunku,ayni ornekler Bakirkoy icin de gecerlidir.

  • Süheyl Açıkel
    03 Kasım 2011 at 15:09 |

    Ben 1948 yılı doğumluyum. Çocukluğum Zicirlikuyu,Levent taraflarında geçmiş olmasına rağmen hemen hemen her bayram anne tarafımızdan büyüğümüz Feyyaz Dayı’yı Kalamış’taki çocukları Refet Ağabey ve Zühal Yengemizin yanında ziyaret ederdik . Oğulları Yaman benim akranımdı.
    Kızları İnci ablamla yaşıttı. Refet Ağabey balığa meraklıydı ve arife gününden yakaladığı kırlangıç balığından Zühal Yenge muhakkak büyük tencere balık çorbası yapar, gelen misafirlere balık çorbası ikram edilirdi.
    1950 yıllarda Bayramlar yaz aylarına isabet ettiğinden biz çocuklar muhakkak sahilde dolaşmağa,oynamağa çıkardık. Kalamış sahilini mahalle sakinlerinin sandallarını çektikleri ahşap tekne kızaklarıyla hatırlıyorum. Sahilin yosunlu deniz kokusu hala burnumda tüter. Kalamış koyu ise kumsaldı ve daha o yıllarda kirlenmemiş olacakki dip pırıl pırıl gözükürdü.Ailece sandaldan denize girilirdi.
    Sonraki yıllarda kirlenmeyle birlikte parça parça yosunlar görülmeye başlamıştı. Artan nüfus ve inşaatlarla o dar sahilin paylaşılması zaten mümkün olmazdı. Bugün Kalamış Parkında yaşam alanları daha geniş.
    Bunları sırf eski Kalamışlıların gözlerinde biraz daha eski resimleri canlandırmaları için anlattım. Sevgiyle kalınız.

  • M.Ercüment Yüzgen
    10 Kasım 2011 at 16:32 |

    Sayın Soner Kromer’e hürmetlerimi ve takdirlerimi sunuyor, gıpta ettiğimi itiraf ediyorum. İstanbul’dan tam zamanında kaçmış. Bendeniz 1947 İstanbul doğumluyum. Menderes zamanında başlayan ve henüz tamamlanmamış olan ikinci İstanbul işgalinin bütün safhalarını bugüne kadar yaşadım. Siyasetçiler taşı toprağı altındır diye oy potansiyeli olarak bütün anadoluyu buraya kanalize ettiler. Şu andaki halinden memnun olanlar eski İstanbul’u bilmeyenlerdir. İstanbul’da kaç İstanbullu kaldı ki artık. Utandığım, planlı bir baskı gören esas yerlileri ve durumu müsait olanlar terkedip gittiler. İşgalciler İstanbul’u büyük bir lahmacun-kebap köyüne çevirip kendi kültürlerini yerleştirdiler.
    Kalabalığından,trafiğinden memnun olanlara mübarek olsun İstanbul.
    Zamanında M.M.O.B. Demirel’e köprüyü yapmamasını söyledi. Göçü teşvik edersiniz,Boğazı köprülerle doldurmak zorunda kalırsınız, başedemezsiniz dedi ama, dinletemedi İspartalı’ya. Mecliste İstanbullu İstanbul milletvekili var mı? kaç tane? İstanbullu İstanbul belediye başkanına rastladınız mı? Sokakları,mekanları bir kenara bırakın, İstanbul aksanı ile düzgün türkçe konuşan kaç spiker tanıyorsunuz?
    Netice itibarı ile gençlik aşkım İstanbul’un bütün semtleri değişimden nasibini aldı.
    Çok yazdım ama, kusura bakmayın içim dolu.
    Saygılarımla,
    Ercüment
    Not.Fransızlar da Paris’i büyütüyorlarmış ama, eski Paris’e hiç dokunmadan.

    • Asuman Karaarslan
      09 Şubat 2012 at 21:11 |

      Yazdıklarınıza katılıyorum.Haklısınız.İstanbul İstanbulluktan çıktı,göçerler ,asalaklar,işsizler ve olaylar şehri oldu artık.Dilerim bu günleri de aramayız…

      • Admin
        09 Şubat 2012 at 23:02 |

        Sayın Asuman Karaarslan,

        Öncelikle belirtmeliyiz ki; biz daha önce bu konuda bütün ziyaretçilerimiz için bir açıklama yapmıştık: ” Yorumlarımızı yaparken kelimelerimizi nereye gideceğini düşünerek seçelim lütfen” diye…İstanbul’a sadece kendi cephenizden bakmayınız. İstanbul ve İstanbullular belirttiğiniz sıfatları hak etmiyor.

    • Ercan Demir
      16 Mart 2012 at 16:13 |

      Sizden dahada önce Çanakkale savaşında istanbullular ile anadoludan gelenler problemsiz aynı cephede savastılar şehit oldular.. ne zamanki istanbula geldiler kötü oldular. Oradaki milletin çocuğu doğuda asker olup ölünce sorun yok ama istanbula gelince ipini koparmış oluyor.. Yazık.. Vatanı ötekiler berikiler diye bölecek kelimeler kullanıyorsunuz..

      • Fikret
        22 Nisan 2012 at 06:21 |

        ipini koparmış tabiri bulunduğu topluma uyum
        sağlamayan etrafı rahatsız eden,çağadaş olamamış
        ve olmak istemeyen anlamında olup esas olarak
        kendini ötekileştirendir.

    • Tezer Olcayto
      20 Nisan 2012 at 02:11 |

      Ercüment beyin hissiyatına aynen katılıyorum. ben 1943 İstanbul Şişli doğumluyum. Baba tarafım 7 göbekten beri Beykoz’ludur.Rahmetli babamın gençliğinde, boğaz vapurlarında herkesin yeri varmış. Kimse kimsenin yerine oturmazmış, çok ayıpmış. Örneğin Ahmet by o gün gelmedi ise, yeri boş kalırmış,etrafındaki dostları arkadaşları akşam dönğşte hep beraber eAhmet beyin evine uğrar, hal hatır sorarlarmış, ne oldu neden gelmedin bugün, bir şeye ihtiyacın var mı? diye. Benim çocukluğumda da yani 1948-1950-1952 yıllarında da İstanbul’da taş çatlasa 50-75 otomobil ya vardı, ya yoktu. Bunların çoğunluğu da özel otomobillerdi. Tek tük taksi vardı etrafta. Şişli de ana caddede otururduk ve kızenimle pencerede geçen otomobilleri sayarak oyun oynardık. sağa gidenler snin sola gidenler benim diyerek. 1 saatte bir veya iki araba araba geçerdi belki.Dediğiniz gibi 1950 de Demokrat Partinin iktidara gelmesi ile, yatağını yorganını sırtına vuran taşı toprağı altın diyerek Istanbul’a geldi. Genelde bahçe içinde köşk şeklindeki evlerin yıkılıp apartman düzenine dönülmesi ile de kapıcılık mefhumu ister istemez ortaya çıktı ev aldı başını yürüdü. Bir gelen arkadan akrabasını getirdi yerleştirdi. bir göz odada yıllarca 10 kişi kalanları bilirim çoluk çocuk. Netice itibariyle bu günlere gelindi. Devletin arazileri yağmalandı. Bir yer çeviren bir gece kondu yaptı üzerine. Sonra 9 günlük Bayram tatilleri başladı. bu tatillerde 3 katlı yapılar çıktılar kağıt gibi duvarlar ile bu gecekonduların yerine. Bu kapıcı dediğimiz insanlar, kapıcılıktan başka her işi yaparak, bir evde 5 nüfus çalışarak, bütün masrafları apartman tarafından karşılanarak, araba aldılar, ev aldılar, arsa aldılar. Biz hala kiradayız. demek ki bizler onlar kadar akıllı olamamışız. Keşke bir kapıcılık da ben ayarlasaydım kendim için diye düşünmüyor değilim.
      Konuşulan İstanbul lehçesi Türkçeye gelince, rahmetli babaannem geloorum, gidoorum diye konuşurdu. Bizler de aldığımız eğitim (Galatasaray Lisesi mezunuyum)ve annemizden ve babamızdan öğrendiğimiz Türkçemizle iftihar ediyoruz. Dediğiniz giibi TV deki spikerlerin yaptıkları hatalardan da illallah diyoruz. Ancak bir tanesi hariç. Çünkü o da annesi ve babasından iyi Türkçe konuşmayı öğrenmiş ki Türkçeyi en iyi konuşan genç nesil tv spikeri ödülünü kazandı. Türkçesi ile iftihar eddiyorum, çünkü benim kızım kendisi ve saygın bir kanalda her akşam ana haberi okuyor.
      Aslında İstanbul ile ilgili o kadar çok şey var ki hangisini anlatayım. Sayfalar dolar kitap olur. Hanımların şapkalar ile (türban değil) beyefendilerin şapka, baston veya şemsiyeleri ile Beyoğluna çıkışları ve Lebon veya Mrkiz pastanelerinde boy göstermeleri, Tokatliyan Otelinin altındaki Degütasyon Lokantasında devrin tanınmış kişilerinin her akşam yemek yemeeri,rakı içmeleri, O zaman Hilton yok, en büyük otel park otel ve pera palas, buralardaki bar sohbetleri….Hepsi birer mazi oldu işte.
      Şişliden Moda’ya, Caddebostan’a,Yeşilköy’e Sarıyer’e yazlığa gidilirdi o zamanlar.
      Yetti daha fazla yazamayacağım…. Saygılsr, sevgiler. Tezer OLCAYTO.

      • gül buçukoğlu
        21 Eylül 2013 at 20:09 |

        tebrikler yazdığınız her şey yerliyerine birebir oturuyor.annemle babamın düğünü tokatlıyanda olmuş mesela.

  • eser
    11 Kasım 2011 at 22:02 |

    Fransizlar yanliz Parisi degil butun sehirlerini buyutuyorlar ama aski binalari yikmadan. Ben 1930 da yapilmis bir evde oturuyorum senelerdir dis cepheye hic dokunulmaan ici tamamen yikilip yeniden restora edildi , cevremdeki butun binalar ayni. Yeni yerlesim bolgeleri sehrin disina insa edilmis durumda. Nedense turkiyede eski binalara karsi bir dusmanlik var,o guzel binalarin yok olmasi beni cok uzuyor. Sayin Ercument Yuzgen bey inanin hepimiz cok doluyuz. Saygilar

  • Nesimi
    16 Kasım 2011 at 12:51 |

    75 yaşındayım , Haydarpaşa-yeldeğirmeni doğumluyum. demem o kien az’ından şükürler olsun KADİKÖY!lüyüm…TÜM ÇOCUKLUĞUM-GENÇLİK YILLARIM 1954 E KADAR : 17 yaşıma kadar ıkul harici günlerim h e p FENERBAHÇE olarak bildiğim semtte geçerdi . Hatırlıyabildiğim kadar 1950 lerde bile FENERBAHÇE Plajı vardı ve yüzmeyi orada öğrenmiştim . Tahta iskelerile çocuk-yetişkin kısımları ayrılmıştı..ve yukarıda ifade edilen Tramvay ile o büyük ağaca kadar gider sonrasında da güzelim köşklerden yaya ilerleyip Plaja girerdik..ço
    ıkışımızda Rahmetli Ana^cığımla Kalamışa yürür –bazı arkadaşların – beğenmedikleri tahta iskele önündeki çay bahçesinde beraberimizde getirdiğimiz nevalemizi çay-gazoz ile yer ve Rahmetli,nur içinde yatsın Üstat Münir Nurettin’in sesinden gramofonda “Kalamış” şarkısını huşu içinde dinler ve Saygı ile sanki kendisi konser vermiş gibi alkışlardık : o zamanki saygı ,sevgi …!!!!???????daha fazla yazamıyacağım….. ancak NEREDE O ZAMANLAR NEREDE O İSTANBUL DİYECEĞİM…….. Saygılarımla

  • melih
    21 Kasım 2011 at 20:13 |

    Gökhan Bey FB nin kamp yaptıgı yer Belvü Oteliydi.Orası küçük bir motel degil zamanın en ihtişamlı yerlerinden biriydi ama maalesef istanbula gelen işgal kuvvetleri ne onu bıraktı,ne fb plajını,ne dalyanı ne de sosisli sandviç büfelerini.Kendi kültürlerini getirip etrafı kebaçı ve lahmacunularla doldurdular.Bu zavallı işgalciler istanbulda yaşadıklarını sanıyorlar ama nerdeeee onların hayal gücü bile buna yetmez

    • Gökhan
      26 Ocak 2012 at 12:03 |

      FB’NİN 1965-75 YILLARI ARASI KAMP YERİ BURUNDAKİ ŞU AN LOKAL OLAN YERİ İDİ. SANIRIM TARİHLER KONUSUNDA BİR YANILGINIZ VAR. ZİYA’LAR,ALPARSLANLAR HALA SAĞ.

  • Admin
    21 Kasım 2011 at 23:22 |

    Kalamış maddesini hazırlarken böyle kutuplaşmalara temel olacağı hiç aklımıza gelmezdi doğrusu. Kelimelerimizi,nereye gideceğini düşünerek daha dikkatli seçelim lütfen…

    Site Yönetimi

    • M.Ercüment Yüzgen
      04 Aralık 2011 at 18:01 |

      Sayın Site Yönetimi,
      Kelimeleri dikkatle seçerek yazdığım yazıyı denetimden geçirip yayınladığınızı sanıyorum. Yazdıklarımdan rücu etmiyorum, hissettiklerim ve fikirlerim aynıdır. Lakin, yazdığıma pişman oldum uyarınızı görünce. Keşke baştan dikkatle kontrol edip silseydiniz ve muaheze edilmek durumunda kalmasaydım.
      Bu durumda, vaki hatanın mesuliyetinin tamamen üzerime yıkılmaması gerektiğini düşünüyorum.
      Her iki yazımı da silerseniz daha iyi olur kanaatindeyim.
      Bir daha görüşmemek umudu ile.
      Saygılarımla,
      M.Ercüment Yüzgen

  • Admin
    04 Aralık 2011 at 18:38 |

    Sayın M.Ercüment Bey,

    Biz yapılan her yorumu çok dikkatli bir şekilde okuyup, yayımlıyoruz. Olumlu ya da olumsuz her eleştiriye açığız çünkü. Tabii saygılı olmak şartıyla…

    Site Yönetimi olarak uyarımız özellikle size değil, buraya yorum yapan ve yapacak olan tüm ziyaretçilerimize idi. Neden üzerinize aldınız bu uyarıyı anlayamadık?

    Bir daha siteye girmeyecekseniz bu sizin tercihiniz. Biz kimseye gelin de, gidin de demiyoruz. Saygılarımızla…

    Filiz – N.Çiğdem GÜNDÜZ

  • 22 Aralık 2011 at 01:59 |

    1955-1957 yillarinda, KURBAGLI DERESININ agzindan pisi baligi tutardik.SERPMECI de ilarya tutardi!
    Bazen sandal kiralar, KALAMIS PLAJININ önune gider, iri KEFALLER kovalar ve vururdum.
    Botla kalamistan biraz MODA´ya dogru yol alir, SIRTI ile iri KIRLANGICLAR tutardim!
    Kaldimi geriye birsey !?

  • Genç Köylü
    23 Aralık 2011 at 16:24 |

    Ben İzmirliyim. İstanbul’u öğrenmeye orada oturan akrabalarım sayesinde Kalamış’tan başlamıştım. 50’li yıllarda teyzemin büyük kızı Kurbağalıdere’den kayık kiralayıp bizi Kalamış koyunda yüzmeye götürürdü. Daha sonraları lise çağlarımda İstabul’a geldiğimde Fenerbahçe veya Caddebostan dolmuşlarıyla Kadıköy’e giderken yolcuların dolmuş şoförüne ücret öderken “Buyrun efendim!” diye para verdiklerini hayretle gözlemlemiştim. Dolmuş şoförüyle, ‘buyrun’lu, ‘efendim’li konuşma, duymaya alışkın olmadığım bir tarzdı. Şoförlerin yolcularına da hitap tarzları aynı nezaket içindeydi. Bayılmıştım! Şimdi ise İzmir ve genel olarak Ege’de İstanbullular (İstanbul’da oturan ve bizim taraflara tatile gelenler)kabalık sembolü sayılıyorlar.
    Üniversite yıllarımda da Kalamış iskelesinin karşısındaki kır kahvelerinde çok keyifli anılarım oldu. Yıllar sonra, Fenerbahçe burnunu, Kalamış’ı tekrar görmek istedim. Aksilik bu ya, günlerden Pazar’ı seçmişim, Fenerbahçe burnunda yangın var sandım. Meğerse kesif duman mangallardan geliyormuş! Üzüldüm, bir daha da oralara gitmedim. Halbuki, Belvü’de bir akşam üstü çaya gitmeyi isterdim. Acaba hala aynı mıdır?

    • NURSEN KARŞI
      12 Şubat 2012 at 18:19 |

      Ben Genç Köylü’nün teyzesinin kızıyım.Kadıköyde büyüdümKızıltoprak Orta Okulu(şimdi lise olmuş)nda okudum.Kadıköy-Fenerbahçearasında işleyen tramvayları kullanırdık.Yazın Kurbağalı dereden büyüklerimiz sandal kiralar,açıkta denize girerdik.İnsanları, güleryüzlü sandalcıları,sahildeki çayhaneleri hala insanın içini titretiyor.Uzun zaman olduayrılalı,şimdi ne halde bilemiyorum.Hatıraların sıcaklığı ömür boyu unutulmuyor.

  • ayşen
    02 Ocak 2012 at 10:44 |

    Ben 1943 şifa doğumluyum kadiköylüler bilir sugazelin n kızıyım sandalımızı bağladığımız yerler şimdi yürüyüş yolu kızım1965li şifanın önünde denize sokardık akşamları sandalla gidip belvü moda kulübü önünde müzik dinler sandalda dans ederdik oysa şimdiiii maziye gitmek kötü yaptı sonra gene yazarım saygılar mazideki kadiköylüler

    • Mustafa Berdan
      06 Şubat 2012 at 20:34 |

      Sevgili Aysen,merhaba ben Mustafa Berdan,Kalamis la ilgili yazinda ismini gorunce tum eski Sifa’daki hatiralarim canlandi.Bu arada Nebhan da bir yazi yazmis.Eski arkadaslarimizdan sadece Betul’u,Nuzheti her yaz Bodrumda goruyor eskilerdan bahsedip bazen guluyor bazen huzunleniyoruz.Ben,esim ve oglum sekiz senedir Kanadada yasiyor yazlari bir iki ay Turkiye’ye tatile geliyoruz.Sana e-mail adresimi de yaziyorum”musberdan@gmail.com” Seni esini ve kizini sevgi ile kucakliyorum.Hoscakal….
      Mustafa Berdan

      • Aylan Izmirli
        02 Ocak 2013 at 23:56 |

        Aysen Ve Mustafa yazilarinizi oluyunca cok sevindim.Mustafa ben 35 yildir Canada Edmontondayim sen ne taraflardasin?
        Ikinizde Sevgiler
        Aylan Izmirli

      • reyhan alper
        13 Kasım 2013 at 18:56 |

        Ne enresandırki bumaili aldım ve tanıdık isim buldum.Biz bu sene Darkayı tamamen yeniliyoruz ve o arada sizi ve eski günleri andįk.Nerde eski Kadıköy,çok iyi olmuş oralara kaçmanız,bizim Cem de gelecek galiba,siz hangi şehirdesiniz,müracaatlarına cevap geldi ve o da prosodürlere devam etme kararında.İznikte bizim evi Hüseyin usta yapıyor ve Beni de Kanadaya istedi Mustefa abi diye sizden konuştuk.Mutlumusunuz oralarda,Zeynebin oğlu ile benim Ali pek iyi anlaśıp gõrüşüyorlar,eşine çok sevgilerimle,

    • atila ergenekan
      08 Mart 2012 at 07:25 |

      Sayin Aysen hanim,
      Biz de Mahmut Ata hastehanesinin karsisinda otururduk 1948-1954 arasi.Halen en eski arkadaslarim Sifa sokagindandir.Gursel Kacalay,Tunc Kantemir ordalar.Kayihan Aric Viyanada,Aygen Toruner Kanada da.Seyhun Kocaman (Florida)ancak 1980 sonlari Vefat etti.
      Agabeyiin Dogan Bey hatiliyorum.Baban Nuri bey cok sen espriler dolu bir zat idi.Kizkardesim Altinay ve erkek kardesim Mete Feneryolunda lar.Ben Portland Oregondayim 1975 ten beri.
      Sana ve ailene selamlar.

      • murat ahman
        17 Kasım 2012 at 11:35 |

        seyhun bey boca raton beach club de çalışırdı orta boylu tombik sempatik iyi bir insandı öğrenciliğimde gece gündüz çalıştığım pompano beach deki izzet bici ye ait mobil e gelirdi .

      • ayşen
        22 Şubat 2013 at 21:14 |

        atila bey merhaba seyhuna üzüldüm nur içinde yatsın bunca sene sonra eskileri anmak dostlardan haber almak çok hoş abim ismen hatırlamanıza çok mutlu oldu sevgiler

        • Aylan Izmirli
          15 Ağustos 2013 at 02:35 |

          Merhum Seyhunun Babasi Hakim Bey degilmiydi,eski esyalara merakli olan ve o yasda gobegiyle Alman Kampinda bizlerle top pyniyan.
          Ben kendisine neden Hakim sifati verilgini bilmem zira emekli Asker idi galiba ama belkide Askerde Hakim idi.

          Canadan Sevgiler
          Aylan Izmirli

          • Aylan Izmirli
            23 Eylül 2013 at 20:17 |

            Bugun bu konuda yazdigimi okudum ve hatali oldugunmu gordum.Hakim Bey denilen merhum galiba Betul’un babasi idi Seyhunla alakasi yokdu ama ayni apartimanda bir ara oturdular galiba.
            Saygilar

  • Reşit Çengeloğlu
    04 Ocak 2012 at 11:02 |

    Güzel bir site. Varlığından NY ikamet eden çocukluk arkadaşım vasıtası ile oldu. Asitanemin eski güzelliklerini özümleyerek 2 gün boyunca içeriğinde dolaştım durdum. Bazı yorumların içeriklerinden üzüntü duydum. Bu Yorum sahiplerine say deseniz ;

    Bir kendim,
    Bir Annem Babam,
    Birde onlardan öncesi..

    Eeee daha fazlası ? Yok .. Çıkartamadım, bilmiyorum, hatırlayamayacağım.

    Sayın Yorumcular Asitanenin gerçek sahibi, eğer soy ağacınız içerisinde Kutsal Roma ve Doğu Roma uzantısı Rum-i vasıf yok ise beyhude serzeniş içerisindesiniz.

    Bakın geriye Övündüğünüz Osmanlı bile bu Asitanenin gerçek sahibi değil. Malum onların Asitane aşkı sadece MS 1453 ile beraber başlamakta.

    Günümüz Asitanelisi bu şehrin ruhunu yakalayabildiği müddetçe bizdendir. Gerisi Laf-u güzafdır.

    Sevgilerimle,

    • Haldun
      06 Ocak 2012 at 17:36 |

      Altıncı nesil İstanbul ve 1954 doğumlu biri olarak bu son yorumun önünde saygıyla eğiliyorum.

  • Kamil Samir
    18 Ocak 2012 at 21:48 |

    Ne yazıkki yorum yazanların hiç biri Kalamış deyince Todori ve onun müdavimi Selahattin Pınardan bahsetmemiş. Ben ilk gençlik yıllarımda talebeyken hemen her ay arkadaşlarımla Todoriye gider bilhassa duvarın dibinde ve denizin yanındaki masaya kurulur “kafayı çekerdik” Kışın içerde duvarda Selahattin Pınarın resimleri olan yerde otururduk.Gene ne yazıkki bugün “ipini koparanın dolduğu” bu yerlerde şu varlıklı halimle bile malesef yılda bir kere bile gitme olanağım zor oluyor.
    Saygılarımla.

    • Ahmet
      29 Mayıs 2013 at 19:28 |

      Todori deniz kenarinda hic olmadi, herhalde denize yakin denmek istendi.

      Guzelim Kalamis – Fenerbahce semtlerinden tatli tatli sohbet varken isi FB – GS yarisina cevirmek, ” ipini koparan ” gibi asagilayici kelimeler kullanmak, bilir bilmez 1950’li yillari konusmak ne katar bu guzel hatiralara acaba ?

      • Kamil Samir
        12 Haziran 2013 at 23:36 |

        Ahmet Bey Todori denizden kaç metre uzakta idi?

  • 20 Ocak 2012 at 12:26 |

    1950 Şişhane doğumluyum. İki yaşındayken Kalamış’a taşınmışız. Sahilde, bugün yerinde yeller esen tarihi bir ahşap evde kiradaydık. Oynarken bahçemizdeki süs havuzuna düştüm diye rahmetli annemden ilk dayağımı yemiştim. Todori’de geçen güzel günleri hatırlattığı için Kamil Bey’e
    teşekkürler. Tüm İstanbullulara Muğla Dalyan’dan sevgi ve saygılarımla.

  • erden
    23 Ocak 2012 at 14:47 |

    1946 anne ve baba tarafından 4 nesil İstanbul’lu ve doğma büyüme Feneryolu’luyum.Kalamış’tan üstelik şimdi bir açık kanalizasyon olan Kurbağlıdere’nin ağzından sandal kiralar ve denize girerdik.Sandalla Moda koyuna kürek çeker o zaman Moda iskelesi dibinde olan Moda Deniz Kulübündeki müzik ve dansları izler veya karşı sahildeki Belvü’den sanatçıları dinlerdik. Sandaldan denize girmek başka bir yerde eşi olmayan bir olaydı. Etraftan mısır meşrubat vs. satışı yapan sandallar geçerdi. Yat limanı olmadan sahildeki yalılar denize o kadar yakındı ki bazen önlerinden ıslanmadan yürümek mümkün olmazdı. O yalılar şimdi denizi dahi göremiyorlar. Tahta iskeleden 1-2 saatte bir kova dolduracak kadar balık tutardık ama verecek kimse bulamazdık. Zira balık çok boldu ve makbul sayılmazdı. Deniz gözlüğü ile bakınce sığ sularda bile kocaman Kırlangıçlar yatardı.Sadece o bölge için açık, yazlık tranvaylar çalışırdı. Fenerbahçe ismi fenerden kaynaklanmaktaydı hatta doğrusu Fener Bahçesi dir. Ne varki o yıllarda bakım ve güvenlik olmadığından pis ve düzensizdi, gece gezmek cesaret işiydi. Nur içinde yatsın Çelik Gülersoy sayesinde bu günkü o güzel ve düzenli haline kavuşmuştur.

    • tanju öner
      04 Mart 2012 at 01:05 |

      Unuttuğum insanlar ve unutamadığım anılar, hepsinii kalamışın yosun kokusunu çok özledim ,moda iskelesini ,dalyanda – kalamışta yüzdüğüm denizi, fenerbahçesinde bindiğim salıncakları hep geri istiyorum…

  • doç.dr. yalçın kaya
    23 Ocak 2012 at 19:54 |

    böyle bir siteyi inanılmaz buluyorum. bu kadar mükemmel bir şeyi hazırlayanlaran yüreğine sağlık. zamanda yolculuk yaparak hemde hiç bir bedel ödemeden istanbulun saflık temizlik doğallık ve eski güzelliklerine seyehat etmemizi sağlayan steyi hazırlayanların yüreğine sağlık. sıksık ziyaret edeceğim. ve bu güzellikleri tekrar tekrar yaşayacağım. bu güzellikleri benimle beraber yaşayan tüm istanbul severler için de ayrıca seviniyorum. tüm istanbul severleri çok seviyorum. yıllar önce istanbulda yaşadım şimdi istanbulda değilim fakat istanbul benim hep gönlümde. huzurunuz ve muhabbetiniz bol olsun tüm zamanların bütün güzellikleri sizinle olsun.

  • Olun Kilti
    25 Ocak 2012 at 01:38 |

    Ankara’da dogdum ama cocuklugum ve gencligim iki sehir arasinda gecti.
    Ne 40li, 50lili yillarin guzelim Ankara’sindan ne de Istanbul’undan
    eser kaldi. Ankara’nin guzel bag evlerinin, meyve bahcelerinde armudun,kaysinin,uzumun cevizin vs vs inin en guzelini yerken bunlarin
    boylesine hizli yok olup gidecegi hic aklimizdan gecmedi, bag evlerinin mumbit meyva bahcelerinden sonra kisin tertemiz duzenli parklari
    guzel villalari ve duzenli imar edilmis apartmanlari hep tanidik ve asina insanlara rastladigimiz guzel pastahane ve restoranlarin nerdeyse tamami yok olmus. Gencligimin gectigi Yeni sehir Karanfil Sokaga seneler sonra gittigim zaman evimizin yerini bulmakta cok gucluk cektim! Ne sokaktaki guzelim agaclardan eser kalmis ne de butun sakinlerini tanidigimiz binalardan!!!! Temiz aile muhiti olan semtin yerini bilardo salonlari ve kebabcilar almis!
    Istanbulda cocuklugumun gectigi Rumeli Hisar’in Necip Bey bagindan eser
    kalmadi, insallah civarda az bucuk kalan bir iki koruyu koruyabilriz. En guzel anilarimin oldugu Kabatas da sahane manzarali “Curuksulu Mahmut Pasa Konaginin yerinde yeller esiyor. Hem disi fakat ayricalikla ic dekoru kolay kolay tekrarlanamiyacak yapiya sahipti. Elimizde kala kala buyuklerimizin sahane atmosferli dugun resimleri kaldi!!!!

  • Tufan Ertekin
    26 Ocak 2012 at 21:24 |

    Böyle bir semtte, sabahlara kadar gürültü yapan marina dans barlarının olması ve milletin vurdumduymazca o mekanlarda gürültüye ortak olması, utanç verici… Halbuki Kalamış’ta huzurun tadını çıkarmak için o kadar çok alternatif var ki…

  • Haluk Yürügen
    02 Şubat 2012 at 20:24 |

    1937 İstanbul doğumluyum ,5-6 yaşındayken rahmetli amcam beni arkadaşının oturduğu Kalamışa götürürdü gezmeye,orada vapur iskelesinin yakınlarında denize girerdik,ince beyaz kumların onduleleri üzerinde yüzmek olağanüstü zevk verirdi bana.Daha sonraları 1950 lerde yazlığa gittiğimiz Caddebostandaki şirin iskeleden ,yandan çarklı vapura binip Kalamış,Moda ve Kadıköy iskelelerine uğrayıp Karaköydeki okuluma giderdim.Bazen vapur Kalamışın sığ iskelesinde hafifçe kuma otururdu.Bence Kalamış o zamanlar daha keyifli idi,İstanbulun diğer semtleri gibi.

    • Zeynep Bilgin
      06 Şubat 2012 at 18:30 |

      Haluk bey, onduleli kumlar tarifiniz nasıl içimi ısıttı bilemezsiniz. Ben de Kalamış’la ilgili anılarımı anlatırken her seferinde illa onu vurgularım, o bembeyaz, pırıl pırıl, dalgalı kumları.
      Babam her koşulda pikniğe pek meraklıydı. Sabahtan nevalemizi alıp ailecek dere ağzından kiraladığımız bir sandalla; kardeşimle benim boyumuzu geçmeyecek, arada bir gelen vapurları engellemeyecek bir noktada demirler, akşam çökene kadar, biz yüzüp kumda oynarken onlar da sandalda yiyip içip keyif yaparlardı. 63 yıllık ömrümde Meksikalara kadar epey yer dolaştım, o kalitede suya rastlamadım desem yalan olmaz. Bu, temizliği ve kumlarının ötesinde Marmara’nın tuz oranları vs. ile ilgili olmalı.
      Fenerbahçe’de eski hamamın olduğu yerde bir kır gazinosu, hemen onun yanında da kayık salıncakları vardı. O zamanlar kır gazinoları size küçük bir ücret mukabili masa kiralar, siz kendi getirdiklerinizi yerken onlardan da soğuk su ve meşrubat alırdınız.
      49 doğumlu, Modalıyım. Bu piknikler sayesinde Kadıköy yakasında bir çok yerin eski halini hatırlıyorum. Bugüne göre çok daha doğal ve güzeldi, bence bu kesin. Ama ben annemin yakınmalarını da hatırlıyorum, kendi çocukluğundaki Kadıköy’ün çok değiştiğine dair. Hiçbir şey durduğu yerde durmuyor, değişim kaçınılmaz. Ama temiz olsun diye betonla kaplama anlayışının sonucudur bugünkü şikayetlerimiz.

      • Aylan Izmirli
        03 Ocak 2013 at 00:53 |

        Kalamisda benim zamanimda yani Ellili yillarda uc yerde iyi kum vardi.
        1-Tam dere agzindan cikinca soldaki Deniz hamaminin onundeki Kum
        2-Tam Kalamisda tasin sag tarafinda iskelete yakin
        3-Kalamis iskelesinin saginda

        Carkli Vapur Islerdi o zamanlar Kalamisa
        Cok yaslandik galiba beni bayagi Nostaljik yaptiniz
        Saygilarimla
        Aylan Izmirli
        yain soluviki yerde iyi kum vardi

  • bukalemun61
    04 Şubat 2012 at 13:23 |

    Sayın Rıza Omayer in satırlarından fanatik Fenerbahçelilik çıkarabilmek için herhalde fanatik Galatasaraylı olmak lazımmış.
    Sayın Omayer in satırları son derece seviyeli ve yerindeydi.
    Bu satırlara “yazık” diyebilen sayın Yılmaz Kazancı ya ancak esefle insaf diyebiliyorum…

  • 09 Şubat 2012 at 18:13 |

    Kalamış,
    aklıma rahmetli MÜNİR NURETTİN SELÇUK’un
    güzel uygulaması geldi

    Ben İskenderun doğumluyum
    aklıma gelen bir gazetede donmuşolan boğaz ‘ın üzerinde yürüyerek
    geçilişi idi

  • 12 Şubat 2012 at 23:35 |

    Kalamış-Fenerbahçe’yi çok severim.Çocukluğumun ve gençliğimin tam 24 yılı Kalamış’da geçti.(1966-1991) Kalamış’dan sandala biner,Fenerbahçe ve Moda açıklarından denize girerdik.Hıdrıllezde komşularla sahilde dileklerimizi denize atar,kumlara dileklerimizi çizerdik.Her akşam güneşin batışını penceremden veya sahilden izlerdim.Köhne’de,Orhanın Yeri’nde,Belvü’de,Fenerbahçe Burnunda İnci’de otururduk.Kalamış Koyu’nda 1 Temmuz Kabotaj Bayramı kutlanır,tekneler-yelkenliler-gemiler gelir gösteriye katılırdı.Yat Limanındaki demir parmaklıklar yoktu.Denizi doldurup,cadde yaptıklarında çok üzülmüştüm.Kalamış Parkı’nın Dereağızı tarafında küçük bir lunapark vardı.Şimdi çalışma bölgesi olarak seçtiğim Fenerbahçe ve Kalamış’ın eski havası olmasa da yine de çok güzel.selma er.

  • nerses cem tanieloğlu
    13 Şubat 2012 at 05:02 |

    muhteşem bir site hazırlamışsınız elinize sağlık doğma büyüme modalı olduğumdan her şeyi okadar güzel hatırlıyorum onlar geride kaldı hepsi resimlerde kaldı modada doğup büyüyen ancak bu güzellikleri bilir. moda plajı moda iskelesi şato kalamış sahil full kum git git su bir karış elinize sağlık koymuş olduğunuz resimler harika istanbul harika ama eski istanbul çok daha güzel teşekkürler elinize zevkinize sağlık. nerses cem tanieloğlu

  • kerem saltok
    13 Şubat 2012 at 17:49 |

    Öncelikle Sevgili Ayşn,sevgili Mustafa Berdan,Sevgil Nebhan Doğruman Mer
    haba,Merhaba bunca yıl sonra burada karşılaşmakda varmış…..
    Nerede o basamak tahtası ile yengeç kovaladığımız güneşin kum üzerinde
    hareler çizdiği günler,birilerinin beğenmediği ama bizlerin sandalla gözlerinden altından geçtiğimiz Kalamış iskelesi,katledilyen kayıkçı
    Ömer,öte tarafta salaş ve “aman yarabbi”diye kuru yemiş satıcısı,hatta
    şimdi yelken federasyonu olan,ikinci kata çıkış merdiveni unutulan villa
    ve daha niceleri hepsi gözümün önünde ama ancak hayali ile yaşıyoruz
    dostlar için mail adresim :keremsaltok@hotmail.com….taniyan tanımayan
    bütün Dere ve Kalamış’lılara sevgi ve selamlar……

  • Dr Cent Berkel
    13 Şubat 2012 at 22:36 |

    Taksim dogumluyum,kisin Taksimde yazin Erenköyde (Etemefendi cad ) otururduk. Oralarda büyüdük. Sonradan Marmara yelken klübü plan , Erenköyde Mehmet ,in kahvesinden veya Caddebostanda Ressit beyin plajindan denize girerdik . Tahta iskeleler ozamanlar Erenköy, Salamis ,Moda gibi yerlerin , soluklanma,tanisma ve Flört yeleri idi. Sadece onlarmi , ozamanin bütün Istanbulu kayboldu. 35 senedir Yurt disindayim , Istanbulu taniyamiyorum.

    • fikret okten
      30 Ağustos 2013 at 21:18 |

      80 yasindayim. Ankarada otururduk.Yazlari Erenkoy Hamam sokakda oturan Amcam Ratip sipahinin evinde olurduk. Marmara yelken kulubunun kurucularindandi.
      Once Mehmet efendinin kahvesinden denize girerdik. Sonra orasi Marmara yelken kulubu oldu. Kahvenin yanindaki yaliya Irak krali 2inci Faysal gelirdi. 1958 de Irak da yapilan darbede idam edilmisti.
      Darbeden once Kralin yaliya gelisi,surat motorunu kullanisi, Mehmet efendinin kahvesinde oturan Erenkoylulerin ilgisini cekerdi.
      Hatta yalida oturan ailenin kizi ile nisanli oldugu soylenirdi.
      Iste boyle bir Erenkoy anisi.

  • şahin
    13 Şubat 2012 at 22:41 |

    ellerine sağlık diyorum

  • Goktug Vensurel
    13 Şubat 2012 at 23:51 |

    Selamlar,
    Yukaridan ikinci fotograf Kalamis degil,
    Salacak’a benziyor…

    Admin: Merhaba Göktuğ Bey, yararlandığımız kaynakta orası Kalamış olarak belirtilmişti. Eski Kalamış’ı bilmiyoruz, bu sebeple burası Kalamış değildir de diyemeyiz. Bunun cevabını eski Kalamış’ı bilenlere bırakıyoruz…

    • göktuğ vensürel
      23 Haziran 2015 at 00:16 |

      Biraz geç oldu yanıt için ancak orası kesinlikle Kalamış değil. Ve de gerçekten Salacak’ta duvar üzerinde bir ahşap ev vardı. Büyük ihtimalle orası…
      Ben 1944 den 2009 yılına kadar Kalamış’ta yaşadım.
      Selamlar
      göktuğ vensürel

      • Admin
        23 Haziran 2015 at 13:16 |

        Sayın Göktuğ Vensürel,

        Verdiğiniz bilgi üzerine, bahsi geçen fotoğrafı Kalamış makalesinden kaldırdık. İlginiz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla…

  • kerem saltok
    14 Şubat 2012 at 16:58 |

    Sayın,öktuğ Vensurel,
    Üstten ikinci resimde gördüğünüz yer,cephenizi Kalamış iskelesine doğru verdiğiniz zaman solda kalan,daha sonraları “Salaş” isimli çay bahçesinin olduğu yerdir…..
    Bilgilerinize….

  • Kaya Türkden
    14 Şubat 2012 at 18:15 |

    Uzun yıllar evveldi..
    Ben bile zor hatırlıyorum;havagazlı lambalarla aydınlanan sokakları..Zenginlik kavramının bambaşka olduğu bir ortam..Her evin ortalama üç-dört dönüm bahcesi vardi,meyve ağaçları ile donanmış..İnsanlar çok saygılıydı…Sabah işe gidenler,Kadıköy vapurun da
    selam verirlerdi, fötr şapkalarını başından çıkararak..Yandan çarklı vapurların koltukları ve perdeleri fesrengi kadıfe idi..Tarihi bir resim izlenir gibiydi ortam…Beylerin ve hanımların giyim ve kuşamları son derece modern ve son Moda ya uygundu…
    Yazsam anlatacak çok şey var…Ama hepsinin okunacağına inanmıyorum…

    Admin: Sayın Kaya Türkden, inanın biz yazınızı zevkle okuduk ve sayenizde o resmi gözümüzde canlandırabildik.

    Saygılarımızla…

    • Aylan Izmirli
      02 Ağustos 2013 at 00:13 |

      Sifa sokaginin solundabulunan ara sokakda bir gaz lambasi vardi Aysenlerin tam evi onunde her aksam biri Kadikoy merkezinden gelip ,uzun sobasi ile ateslerdi o lambayi.
      Hic anliyamadigim bir sey butun Sifada normal elektrik lambalari varken neden o ara sokakda gaz lambasi bulunmaktaydi?
      Saygilar ve Sevgiler Kanadadan
      Aylan Izmirli

      • Nebhan DOĞRUMAN
        05 Ağustos 2013 at 17:04 |

        Sevgili Aylan, bu sorunu ben aydınlatayım.
        Bilmem bilirmisin, Ayşen’ in babası Nuri bey amca, uzun yıllar Kadıköy Gaz şirketinde Müdürlük yapmışdı. Oradan emekli olduktan sonra SUGAZEL şirketini kurmuş… Sokaklarda ki gaz lambaları elektrik lambaları ile değiştirildiği yıllarda, Gaz şirketi, Nuri bey amcaya olan saygısından ötürü tam onun evinin karşısındaki o lambayı söktürmeyip, yerinde bıraktırmış; ve her akşam bir adam gelip o lambayı yaktı sabah gelip söndürdü. (Hatırlarsan biz de Ayşenlerin yanında ki evde oturuyorduk.) Burada çok önemli bir şey var, o yıllarda bir devlet idaresi emektarına sevgisini saygısını gösterebiliyordu. Biz Şifa’ya 1949 senesinde taşınmıştık. O lamba vardı, Zannediyorum 13 – 14 sene sonra bir gün sessizce söküp yerine elektrik lambası taktılar. Herhalde gaz şirketinde Nuri bey amcayı tanıyanlar, sayanlar artık göçmüşlerdi…
        Herkese ve de Şifalılara, Kalamışlılara kucak dolusu sevgilerimle

        • Aylan Izmirli
          15 Ağustos 2013 at 02:11 |

          Sagol Nephan kardesim ,elbette Evinizi iyi hatirlarim ve Sugazelide Kadikoyde cok iyi bilirim Aysenin Babasinin idi.
          Bu ara o cikmazda bizim Teysemin akrabalari olan Sadettin Amcamin akrabalarindan Sadettin cikmazi kondugunu yeni duydum.
          Bildigin gibi Sifa sokaginin tam sinir al;irsan asagi kismi yani sizin oturdugunuz ev ve ta sahile kadar Gursel Agbiler ve Ata klinigi dahil Babaannemin Babasinda ve Amcasina kalmis oradada Dedem Ismail Hakki Izmirli bu arsayi 5 bolmus iki tanesi Yeyzem Saliha Sungur digeri Baba Annem Kadriye Izmirliye diger kisim ise uce bolunup Sadettin,Namiye ve Bulent agbinin annesine birakilmis.
          Zamaninda Teyzem ve digerlerei parca parca istimlak edip satmislar.
          Bana teyzem hani asagida Riviera Otelinin onundeki aci suyu olan Cesme vardiya ,iste zamaninda onun tam Sifa sokaginin agzinda bulunan kapinin onunde bulundugunu sonra yol yapilirken asagiya tassindigini soylerdi.

          Bu ara belki bilmezsin Trocki ilk Istanbula geldiginde bir iki hafta Merhum Mehmet Dirusularin bulundugu evde kalmis.Yani sokagin sag kolunda sondaki Atanin kliniginin karsisindaki evde ,adaya gitmeden once.

          Ben derimki eski9 bir Spartakist olan ve sonra Meclisdede girmi9s olan Rahmetli Osman in Babasi buyuk bir Almanya tahsilli VBehbi Saridalin Spatikis olusunda rolu oldugu kanisindayim.

          Bu ara son olarakda Teyzem Kazim Beylerinin tam denize bakan kisminda Bizanslardan kalma gencliginde acikca gorulebilen bir tersane izleri oldugunu soylemisdi.

          Eski gunleri hatirladik iste….

          Sevgiler
          Aylan Izmirli

  • muhittin tan
    15 Şubat 2012 at 10:02 |

    kadıköylü ve modalı (eşim tarafından)olan bir kişi ve ozamanları hatırlayan, eski kalamış iskelesinden denize atlayan biri olarak o güzel günleri unutmak mümkünmü..

  • Ali Yıldız
    15 Şubat 2012 at 13:00 |

    güzel bir çalışma.tebrikler.

  • Tuncay Satır
    15 Şubat 2012 at 15:06 |

    Caddebostan ile ilgili resimlere neden rastlayamadım?

    Admin: Tuncay Satır Bey, daha önce bu soruyu başka bir madde başlığı altında da sormuştunuz ve bizde sorunuzu cevaplamıştık.

    http://www.degisti.com/index.php/archives/524

  • Goktug Vensurel
    16 Şubat 2012 at 01:19 |

    Kerem bey,
    Merhaba.
    O ikinci fotograf Kalamis degil. Zira Kalamis’ta 1944 den 2010 yilina kadar kesintisiz yasadim.
    Ancak cevremi kavrayablmem sanirim 50 li yillarda basladi…
    Sanirim İstinat duvari uzerindeki ahsap ev bugun de Salacak ta restore edilmis olarak var.
    Ben artik İstanbul da yasamiyorum.
    Bir gidip baksam demem olanaksiz…
    Sevgiyle.
    goktug vensurel

    • kerem saltok
      20 Şubat 2012 at 14:08 |

      Sayın Göktuğ Vensürel,
      Aynen bende artık Kadıköyde yaşamıyorum,yaşayamadım 24 senedir arada
      sırada geldiğimde hasret gidersemde,oraları artık bizim bildiğimiz oraları değil…zaten çoğumuz ya terk-i diyar,yada terk-i dünya etti
      kalan ve bizden olanlara selam olsun…..

  • Nurcan Bergiten
    16 Şubat 2012 at 14:56 |

    Merhaba,

    Öncelikle bu siteyi gerçekleştirenlere teşekkür ediyor ve ellerine sağlık diyorum. Sonra da tüm kalamış sevdalılarının duygularını paylaşıyor hepsine ayrı ayrı hak veriyorum. Ancak hayıflanmak yerine hatıralarımızı paylaşarak mutlu olsak, yeniliklere engel olamadığımız için de olumlu taraflarına baksak derim zira hala oralarda yaşıyoruz.
    Ben de 1962 den beri Feneryolu’luyum. 61 yaşındayım ve DDY mensubu babam sayesinde Feneryolu istasyonunda oturarak bu semti sevdim.İstasyona arkasındaki demiryoluna gelen vagonla taşındık. Zaten o yol Fenerbahçeye hatboyu olarak bilinen yoldan Askeri kampa sefer yapardı. Tabii sonradan iptal oldu. Tüm çocukluğum ve gençliğim Kalamış, fenerbahçe, Dalyan da geçti.
    Resimler tabii ki içimi sızlattı. Hepinizin yaşadığı sahillerde yüzdüm. Açıktan, DDY kampında, dalyanda, moda plajında, fenerbahçe plajında denize girdim. Belvü önünde müzik dinleyip sandaldan denize girerdik. İskele yanındaki çay bahçesinde ve Orhan da çay içip, iskele üzerindeki restaurantta yemek yedim, hele hele Kalamış sahil yazlık sinemasında mikili( o zaman hangi sinemada miki filmi varsa onu tercih ederdik) filmler setrettim, arkasındaki kafede çay içerdik.
    Bunları paylaşarak sanki hepbirlikte oralardaymışız gibi bir heyecana kapıldım. Hepinizi kucaklıyorum.

    Sevgiyle kalın, Sağlıkla yaşayın

  • ümit GÖK
    23 Şubat 2012 at 13:42 |

    İstanbul’un Fenerbehçe Burnu’na dinlenme tesisi yapmak ihtiyacını hisseden başka spor kulüplerine de buyurun deriz. Kaldıki; Merkezleri Galatasaray’daki Hasnun Galip sokağında olan kulüplerin deniz sahillerine inme arzuları doğaldır. Bilindiği gibi “dünya medeniyetlerinin doğuşu” hep sahil yerleşkelerinden doğmuş ve yayılmıştır.

  • DALİLA
    03 Mart 2012 at 10:56 |

    Bu muhteşem siteyi kuran ve emeği geçen herkese yürekten teşekkürler.. sevgiyle kalın … bana çocukluğumu geçmişimi yeniden yaşama şansını verdiniz bu zaman tünelinde sonsuz minnettarım.. anılarda kalan muhteşem İstanbulumu tekrar yaşamak çok ama çok güzel, içim sızlasa da…. sevgiler..

  • nursen
    03 Mart 2012 at 12:09 |

    emegi gecen herkese tsk.ler

  • Türesin
    05 Mart 2012 at 13:58 |

    Güzel bir çalışma.
    Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

  • Zafer
    09 Mart 2012 at 06:52 |

    Yetmişlik ihtiyar delikanlı olarak, o burunda yer alan , kırık dökük iskemle ve masalarıyla eski kahve. Bir yaz akşamüstü, içilen tekel birası ve o kaşar peynirin keyfini hiç unutamam.

  • atila ergenekan
    10 Mart 2012 at 04:52 |

    75 yasindayim.1942 lerde yogurtcu parka inen ilyas sokagina tasindik avrupa yakasindan.4 sene corun ankara dan sonra 1944 te modaya sonra Sifa sokagina daha sonra kiziltoprak ,feneryolu ,kalamista oturduk.1975 ten beri amerikadayim.Kalamis a o adi marinayi yapanlar tam medeniyetsizliklerini ispat etmis. kisiler kusura bakmayin dunyanincok cesitli yerlerini dolastim ,Turkiyenin en guzel koylarindan birini yok ettiler,gorgusuz cahil kaba insanlar.Sifadaki evimizin balkonundan kalamis uzerinden dogan mehtabin koyda yansidigi sular hala gozumun onune geldikce basiyorum kufuru.Kalamis koyu bence bOazdanda guzeldir sahilde bakilinca ufuk aciktir uazakta adalar Istanbul kiyisiarkasindan gunes her sefer degisik batar.Hey gidi gunler.50 sene sonra kalan koyu doldurup park yer yaparlarsa sasmam.Anap in gedirtigi medeniyet.

  • TANZER ALATLI
    12 Mart 2012 at 12:11 |

    BU WEB SİTESİNİ HAZIRLAYARAK.SANAL DÜNYADA ANSİKLOPEDİK BİLGİ EKSİKLİĞİNİ TAMAMLADIKLARI İÇİN,SAYIN:ÇİĞDEM VE FİLİZ HANIMEFENDİLERE CANDAN TEŞEKKÜREDERİM.
    HAYATIM,1947 YILI’NDAN.2012 YILI’NA KADAR, İSTANBUL FATİH İLÇESİ HARİÇ,KADIKÖY’DE GEÇDİ,KALAMIŞ’I İLK YANIDIĞIM VE ANILARIMDA KALAN HATIRALAE ARASINDA,GÜNÜMÜZDE KULLANILMAYAN,KALAMIŞ VAPUR İSKELESİ CIVARINDAKİ,SAKİN,KUMSAL KIYISIYDI.KURBAĞALI DERESİ’NİN,MARMARA DENİZİ VE KALAMIŞ KOYU’NA YAKIN KISMINDA KAYIK KİRALAYAN KAYIKCILARDAN-HATIRLADIĞIM KADARI İLE,SAATİ:2,50-İKİYÜZELLİ-KRŞ.A KAYIK KİRALAYIP,AİLECE DENİZE GİRERDİK. KALAMIŞ KOYU,KIYIDAN,YAKLAŞIK 100-YÜZ-METRE SONRA DERİNLEŞİRDİ,BU SINIR İÇİNDE,YÜZME BİLSİN,BİLMESİN HERKES KORKUSUZCA DENİZE GİRERDİ.RİNK SEFERİ YAPAN,KADIKÖY-FENERBAHÇE TRAMVAYLARI GENELLİKLE,2-İKİ VAGONLU,DIŞ CEPHESİ AÇIK TENTELİ VAGONLARDI. FENERBAKCE FENERİNİN BULUNDUĞU PARK GİRİŞİNDE TRAMVAYANA DURAĞI,KADIKÖY-KALAMIŞ TRAMVAY HATTI DA AYRICA VARDI.
    ANILARIMDA KALAN,FENERBAHÇE FENERİ PARKININ İÇİNDE,YAKLAŞIK20-YİRMİ-METRE UZUNLUĞUNDA-YANILABİLİRİM-DEMİR RAYLI,2-İKİ-KİŞLİLİK KOLTUKLU,ELLE ARKADAN İTİLEN,LOKOMOTİF TRENE BİNER,SEN BİNECEKSİN, BEN BİNECEĞİM DİYE ÇOCUKCA BİR DAVRANIŞLA KAVGA BİLE EDERDİK.
    ANILARI GERİ GETİRMEK ZOR.AMA BU ANILAR,ADETA SİSLER İÇİNDE KALMIŞ YOLUNU BULAMAMMİŞLAR GİBİ AKILLARIMIZDA,ZAMAN ZAMAN AKTİFE OLUYOR. SAYGILARIMLA…

  • NİHAT ÇADIRCI
    15 Mart 2012 at 13:52 |

    Bir Galatasaraylı olarak,malesef pekmez tahinsiz olmuyor diyeceğim.

  • Ugo
    16 Mart 2012 at 23:44 |

    72 yaşındayım..dogma buyume Modalıyım..Saint Joseph’liyim … eski Modayı, Eski Kalamışı Eksi Kadıköyü yaşamak için neler vermezdim…Nerede o zamanki karşılıklı saygı ve sevgi…Güzel komşuluk… Nerede ö güzel insanlar…. Ama herşeye ragmen Moda yine Modadır..

  • SUAVİ TUNCAY
    17 Mart 2012 at 08:45 |

    Böyle çalışmaları yapabilmek yürek ve bilek ister. Sizi kutlarım bir İzmirli olarak. İstanbul Türk ulusunun eski bir başkentidir. Her vatandaşımıza açıktır ama, kirletmemek, bozmamak çıkara yönelik davranmamak kaydıyla. Aslında işte bu olumsuzluğun giderilmesi sadece İstanbula değil, tüm illerimize özgüdür. O halde tarih ve doğa bilinci içinde dürüst ve namuslu vatandaşlarımızın orumluluğu esas olup tüm bu işlemlerin MASTER PLANLAMLAR İLE HAYATA GEÇİRİLMESİNİ bir bilim adamı oolarak gerekli görüyorum sorumluluğunu da vatandaşlara değil, tüm yerel yönwtimlerin başına ve siyasal yöneticiler yüklüyorum. Selamlarımla…

  • s.sırrı kaya
    17 Mart 2012 at 18:26 |

    Ben istanbul da yaşamadım.Uzun yıllar birlikte çalıştığımız beyefendi.74 yıldan beri bu semtte yaşıyor.(Bülent BÜYÜKSOY)her zaman kalamış ve Fenerbahçe den güzel methiyelerele ve eski ye özlemle bahsederdi.Kendisi 17 Mart 1938 doğumludur.Hatta bugün doğum günüdür.İstanbul’a geldiğimde beni ya Tedori’ye yada Zeki Çetin’in Pınar Restaurant’ına götürüdü.Yazdıklarınızın hiç birini görmedim ama sanki oralarda yaşamış gibiyim.(Anlatılanlar sayesinde)Yaşayamamış olmanın verdiği üzüntüyle.Hazırlayan,yazan ve yayınlayan herkese çok teşekkürler.

    Saygılarımla,

    S.Sırrı KAYA

    ÇERKEZKÖY

    Admin: Sayın Sırrı Kaya, sizin aracılığınızla bizde Sayın Bülent Büyüksoy’un doğumgününü kutlarız.

    Saygılarımızla…

  • Ahmet Öztabanlı
    28 Mart 2012 at 21:20 |

    ÇOK GÜZEL BİR ANI HATIRLATMASI OLDU BENİM İÇİN TEŞEKKÜR EDRİM NEYDİ O GÜNLER SAG OLUN.

  • Feride
    10 Nisan 2012 at 17:03 |

    Kalamış ve Fenerbahçe’den bahsederken kimsenin aklına Sahil sineması gelmemiş… Yaz akşamları
    ne güzel olurdu.. Sonra Toraman sineması.. o zamanlar TV yoktu.. herkes akşamları sinemaya gider hem yazın bunaltıcı sıcaklığından kurtulur hem de film seyrederdi…Bir de güzelim yazlık tramvaylar..

  • Hasan Hergüner
    15 Nisan 2012 at 17:54 |

    Ben kendimi şanssız, çocuklarımı şanslı sayıyorum. Nedenine gelince ; O günleri ve güzellikleri, gözümün önüne getirdikçe gözlerim doluyor ,eskiye dönmek istiyorum. Çocuklarıma gelince hiç olmazsa o günleri görmedikleri için şanslılar, çünkü onlarda benim gibi mutsuz olacaklardı. Eski tahta Fenerbahçe stadında FB. li . GS .li BJK .lı herkes beraber karışık oturur, kimse birbirine saygısızlık etmezdi ve yenilen takım seyircileri , yenen takımı alkışlarlardı.İşte işin özeti buuuuuuuu.

  • Zeynep Şardağ
    24 Nisan 2012 at 18:54 |

    1957doğumluyum.kadıköyden tranvaya binip fenerbahçe plajınagidişimizi hiç unutamam.kalamışa vardığımızda rüzgarla birlikte mis gibi deniz kokusunu alırdık.plajın kumu,güzel insanları,kadınlar kısmı,koşuyolundan mahalle arkadaşlarımız,evden getirdigimiz beyaz peynirli,domatesli sandviçler,hep beraber yenilen yemekler,tahta soyunma kabinleri,eve dönerken kabinciden 25kurusa aldığımız bir kova suyla ayaklaımızı yıkamamız,babam(1970’de veft etti),annem,kardeşlerim of of ne güzel günlerdi…

  • nurhan duduoglu
    16 Mayıs 2012 at 13:23 |

    suadiyeye pangaltıdan yazlığa giderdik süper yerlerdi oralar kalamış sahilleride aynen öyleydi.yanlız birşey var sahilin doğanın güzelliğini fenerbahçe tesisleriyle bağdaştırmak bence çok basite indirmek bütün bu güzelliklerin elimizden gitmesine…

  • Serkan cebeci
    16 Mayıs 2012 at 17:41 |

    suadiye eskiden çok çok güzel bir yerdi 🙁 ama malesef oranında içine ettik :((((

  • Erdoğdu Algan
    14 Eylül 2012 at 00:55 |

    İstanbula 1947 senesinde geldim,1950de ayrıldım.1958de geldim,1960 da ayrıldım.1973de geldim 2011de maddi imkansızlıktan ayrılmak mecburiyetinde kaldım.Kalamışın hayranıyım,inanin nekadar kızsakta öyle bir duruşu varki,her türlü yıpratılmaya karşı ben güzelim diyor,Güzel İstanbulun güzel semtleri.

  • amdf
    18 Eylül 2012 at 16:38 |

    Biz de Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık…

  • Rusen gulseven
    20 Ekim 2012 at 10:02 |

    60 li yillarin sonu 70 li yillarin basinda bizlerin acaip , halkin kohne dedigi aksam uzerleri ugradigimiz cay ictigimiz cok guzel bir mekandi.

    (Bu yorum “eski kalamis 13” isimli fotoğrafa yapılmıştır.)

  • naci atacan incili
    29 Kasım 2012 at 11:14 |

    yahya kemal bir semtini sevmek bile ömre edel derken, ne güzel anlatmış.74 senelik moda lıyım kalamış koyundan adalara kadar küçük yelkenli tknelerde bir ömür geçti,bir daha gelsem gene öyle bir gençlik yaşardım…

  • haydar
    18 Mart 2013 at 10:42 |

    iyiki sizin gibi gayretli böyle güzel işlere kendini adamış insanlarımız allah sizden razı olsun

  • Despina kARAKAŞ
    15 Nisan 2013 at 19:57 |

    Ben İSTANBUL UN taşını toprağınıkıyılarını denizini gökyüzünü güneşini yıldızlarınımehtabınıgüneşli yağmurlu karlı günlerini eski vedeğişime uğramış İSTANBUL,UMU Dünyanın hiçbir yeriyle DEĞİŞMEM EYDOSTLAR yerimden yurdumdan uzak bir yerde ölürsem beni İSTANBUL,A Ggetirmenizi rica ediyorum.

    • ioana modi
      07 Ağustos 2013 at 12:11 |

      evet, bu sevgili yerde biz gavurlar da yaşadık. Aşkı nefreti sevişmeyi ağlamayı sevinç üzüntü ve korkuyu, ötekileştirilmeyi, burada yaşadık. Yaşayabildik demek daha doğru. Bunun yüzünden nostalji benim için yetersiz yada çift yüzlü bir duygu. Arkadaşlar, eski komşular, gavurlara “o rum ama iyi insan” tavrıyla bakmayan eski canım sevgililer, farklılığın zenginliğini bilenler, sağolun, sevgiyle kalın (altmışına yakın “eski” bir Moda’lı ve Kalamış aşığı – müsaadenizle takma ad)

      • Aylan Izmirli
        15 Ağustos 2013 at 02:19 |

        Sayin Modi

        Ilk once Biz Gavurlar yakistirmasi yapmaniza inanilmaz uzuldum .Saint Josepde sinifim,izin dorte biri Musluman olmiyan kisilerdendi,benim arkadaslarim hemde samimi arkadaslarim arasinda bir cok Ermeni ve Rum arkadasim bulunuyordu.
        Biz eski Istanbullularhic bir zaman Istanbulluda din ayirimi yapmadik.
        Burada yazilari yazanlarda belli bir yasda olduklarindan ve eski Istanbulu ozlediklerinden yaziniza bu gibi bir yaklasimla baslamaniz beni cok sasirtdi

        IyiGunler Kadikoylu KARDESIM
        Aylan Izmirli

  • murat kerimi
    06 Haziran 2013 at 15:39 |

    sevgili ayşen mustafa aylan hepize kalamıştan selamlar ve sevgiler bizim hiyalere bu nesil biraz zor inanır

  • Aylan Izmirli
    10 Haziran 2013 at 22:33 |

    Sevgili Murat sesini duyduguma cok sevindim ben buradan Mustafanin Torontoda oldugun u ogrenip yazisdim keza Nephanlada .Bu yaz Alman Kampindan denize gireceksen yazda beraberce gidelim…..
    Buralardan bir arzun varsa izmirliaylan@yahoo.ca email at Mert Nasil?

  • murat kerimi
    29 Haziran 2013 at 11:59 |

    sevgili aylan haberinialdım yakında sana yazacağım mert ıyı bodrumda selamlar

  • ayşen
    30 Haziran 2013 at 11:37 |

    murat sizlerden haber almak ne güzel eşin çocuklar nasıl ben kışın antalya yazın datça palamutbükündeyim.

  • murat kerimi
    01 Temmuz 2013 at 11:22 |

    ayşen seni son olarak feneryolunda görmüştüm bizkalamışta oturuyoruz yazında büyükadadayız eğer buralara gelirsen bizi ara telefonum 05322122110 sana ve eşine selamlar

  • soner
    05 Ağustos 2013 at 19:25 |

    İSTANBUL DEMEK AŞK DEMEK CAN DEMEK KAN DEMEK.. YAŞAMIN BİR PARÇASIDIR.. EKMEK GİBİ SU GİBİ..

  • DURSUN
    06 Ağustos 2013 at 09:30 |

    güzel hazırlanmış tebrikler , tenkıtler olabilir
    normal kabul edılmelidir bence , eski istanbulu görünce beton yapılaşmanın tabıatı ne kadar kir-lendirdiği görülmektedir , ö güzellıkler yok
    edilmelimiydi , değermiydi ?………..eski resim-
    ler biraz daha fazla olmalıydı , iyi günler saygılar.

  • A.Alpay Çığman
    03 Eylül 2013 at 03:48 |

    Bende 50 yıllık falan buralıyım, halende 40 yıldan beride Kalamış-FB.de oturuyorum. Bu resimler beni gençliğime götürdü ve anılara çok teşekkürler.

  • Özer Benol
    29 Eylül 2013 at 22:02 |

    Bu çok güzel bir şey. Bize nostalji yaşaıyorsunuz. Teşekkür ederiz.

  • Aysel
    05 Ekim 2013 at 20:01 |

    İstanbulun güzelllikleri görmek istiyorum

  • Tomris Sarhan
    07 Kasım 2013 at 23:56 |

    Arkadaşımdan gelen her zamanki eski İstanbul fotografları diye bakmaya başladığım sitenize yorumları okudukça çakıldım kaldım. Ben de 1956lı yıllarda Kurtuluştan Modaya gelir o meşhur Moda plajında Sevgili Türel (yüzme atlama ögretmeni)in talimatlarıyla eşeofmaları giyer tramplen atlardım. İstanbul’un bütün semtleri adaları o yıllarda altın yıllarıydı. Dostlukları, semtleri anlatanlara teşekkürler.

  • reyhan alper
    13 Kasım 2013 at 19:49 |

    Çok güzel bir site,zaman içinde kaybettiğimiz dostlarımızı bulabiliri.1960 yıllarında doğum yerim beylerbeyinden Moda mühürdara taşındık ve buradan vapurla Avusturya lisesene gittik yıllarca.Maalesef moda arabadan yürüyecek bir yol bulunamaz bir semte dönüştü.Moda kulübü ve raft hatıralarımız unutulmaz,Lozanı ve tatlı hatıraları da unutmamak gerek.Beni hatırlayan varsa yazsın,Mürdardaki meşhurAk apt otururduk,meşhurluğu da Vehpi Koçun apt.diye bilinmesindendi ;ki ona ait değildi.Daha önce de Spor kulübünün yanındaki Emin bey apt.oturduk,o güzelim tarihi binayı yıkıp dandik bir bina yaptılar,içler acısı,hiç kıymet bilmiyoruz,sevgi ile kalınız

    • tarkan gümüşoğlu
      15 Kasım 2013 at 15:27 |

      selam Reyhan hanım…o günleri çok güzel anlatmışsınız…bende fatihte otururdum..suadiye plajına gelirdim…her şey bir başka güzeldi o zamanlar…boş arsalar vardı ve top oynardık…şimdiki gibi internet cep telefonu yoktu..ancak samimi arkadaşlıklar ve dostluklar vardı…sizin gibi bir İstanbul hanımefendisinin yorumunu zevkle okuma fırsatını bana verdiğiniz için teşekkür ederim size…

  • Bora Kutluhan
    26 Kasım 2013 at 13:56 |

    Köhnemiz bizim

    Bu yorum, siyah beyaz 7.fotoğrafa yapılmıştır.

  • Bülent Kaptanoğlu
    26 Kasım 2013 at 23:09 |

    Gençlik yıllarımı ,Kalamış ve Salacakta geçirmiş biri olarak,önsözden sonraki siyah beyaz 1.nci resim Salacak’tır.o dönemlerde her ikisininde doya doya yaşayan bizler bugünkü durumlarına bakınca herhalde kan ağlıyoruz maalesef,

  • Ferit volkan
    01 Şubat 2014 at 18:00 |

    Emeği gecen herkezi eski bir İstanbullu ve Kalamışta büyümüş biri olarak içtenlikle kutluyorum.Ufak bir not kalamıştaki Gs kulübü değil resimlerde görünem Kalamış Yelken Kulübüdür,Başarılı çalışmalarınızın devamını diler ve böylesine zengin bir kaynak yaratttığınız için tekrar tebrikler.

    • Zeynep GOGEN
      12 Şubat 2014 at 10:47 |

      Bende emeği geçen herkesi Kalamışta doğup büyüyen bir İstanbullu olarak kutlarım. Evet Ferit Volkan Bey, bence de Resimdeki Kalamış Yelken kulübüdür.
      Çok güzel günler yaşandı, hatıralar bol.

    • ESER ARKUN
      19 Nisan 2014 at 15:40 |

      Fotograftaki yer Kalamış Yelken Klübünün önüdür.Bu düzeltmeyi benden önce yapan Ferit Volkan Kardeşime teşekkür ederim.Klübün bahçesinde zaman zaman geceleri partiler düzenler,o yaşların heyecanı ile adeta rüya aleminde yaşardık.Kimlermi vardı ? Mesela Ferit Volkan,Sinyor Pari ve kızı Bruna,Surnik Haluk-(Eriş),Ahmet Örs,Tamer ve Zeynep Bars,Arap Aydın,Filiz-Cem Oker,Şaka Ahmet,Mehmet Horoz,Hüseyin Kozluca ve Kardeşi Hasan,Tuğrul ve Ayşe Bornovalı,Fuat Ürkün,Erol Uray.Klübün önünde uzayan Kalamış İskelesinin Dere tarafındaki denize girmenin ayrı bir zevki vardı.Özellikle yürüye yürüye bir türlü derinleşmeyen denizin dibindeki dalga dalga uzayan kum ve üzerine basıp irkildiğiniz yengeçler..!Ben Modalıyım ama Kalamış Yelken Klübünü ve oradaki arkadaşlıklarımı unutmam mümkün değil.

      • Durukan
        16 Eylül 2016 at 10:32 |

        Sayın Beyefendi,
        Elime geçen bir kartpostalda bayan bruna nın ismine rastladım. Sanırım Sinyor denerek babası kastedilmektedir . Merak ettim daha fazla bilgiye nasıl ulaşabilirim. Saygılarımla. Durukan Türe
        Isterseniz kartpostalı paylaşabilirim

  • Ahmet KAPANCI
    05 Şubat 2014 at 12:44 |

    Sevgili ”admin”,yazanlar ve okuyanlar.
    Ben yurtdışında doğdum ve Türk terbiyesi alabilmemiz için Türkiye’ye geldik,yıllar içinde iyi de yapmış olduğumuzu gördük. Nedenleri çok çeşitli ,tamam bazan babam kafasını vururak neden geldim diye düşünürken bazan da ”Allahım iyi ki (memleketimize) dönmüşüz”diye düşüncelerini ve nedenlerini anlatırdı.
    Benim de söyleyeceğim şu,60 yaşına gelmiş biri olarak,şimdilik son kayıp nesil olduğumu yaşayıp gören biri olarak, sizlere ‘aşık’ olduğumu söylemek istiyorum.Sayfanızda belli bir konunun etrafında yazılıp ,çizilenler var,ben sanki nobel’lik bir romanı okur gibi gözlerim şaşı olana ,gülmekten katılana,meraktan acaba kim kime ne cevap vermiş diye meraktan çatlayana kadar,neresi nasıldı,bugün nasıl olmuş diye merakla gözleyip,küfüre yakın yazanlara ,o yazılara cevap verenlerin halet-i ruhiyetine ”hastayım”,bu tabir ne kadar doğru oldu bilmiyorum ama ,konunun dışında biri olarak ,arkası yarın gibi,skeç dinler gibi,güzellik ve çirkinliğin birbirine ne kadar yakın ve özel olduğunu yazmak istedim,eski yaşanmışlıklar ne kadar güzeldir,tanıdık bir isim ya da resim görmek ne kadar güzeldir,bunları anımsamak ,yahu ben hala varım demek,bunları hala yaşıyor olmak muhteşem bir duygu…Hiç bir yorum düşünmeden, kritik yapmadan acaba ne olacak merakı içinde olmak çok ama çok güzel ,sizleri kızdıracak yazı ve yorumlar olabilir,cevap verilmeyecek hatta kaale alınmayacak konuları yazmaya gerek bile duymadan ve bunun için üzülmeden, GS ya da FB ‘li olmanın rekabeti,ama bu rekabetteki çirkinlikleri görmeden yazmaya devam etmenizi ,benim de takip edebilmem için Allah’dan derman ve zaman dilediğimi,okuyanların sadece okumalarının yetmeyip ,ya ben de varım,biz de vardık diyebilmelerini ,bunları yazmalarını rica ederek son cümlemi demek istiyorum,babamların da Fenerbahçe’de 3 katlı bir konakları olduğunu, Amerikan Lisesinde bir yıl kadar okuyabildiğini sonra ,maalesef savaş dolayısı ile RODOS’a dönmeleri gerektiğini vs vs vs ….
    Herkes hayatını yaşadığına göre yazılanların bazılarımızın yaşadıklarına çok benzer olması acaba tanıdık mı? diye meraklanmayı ,böylesine zengin bir yaşamı bize yaşattığınız için sizlere,ve yazanlara sevgi ve saygılar,
    teşekkürler,ancak lütfen saygılı olmak kaydı şartı ile…..

  • Şener ERGUNSÜ
    05 Şubat 2014 at 21:39 |

    1946 senesinde Haydarpaşa asker hastanesinde(GATA)doğmuşum.Doğma büyüme Moda’lıyım Moda ilk okulu,Bahariye ilk okulu Şişli Terakki ilk ve orta ile Marmara koleji Orta kısmını bitirerek Heybeliada Deniz lisesi ve Dz.Harp Okulunu bitirdim.Çocukluğum Moda plajında,Fayiman ve Ergun AKDAĞ kardeşlerin işlettiği Moda plajında geçerdi.Bazen Pasomuzu rehin bırakarak dereden sandal kiralar Latin yelken basar Kalamış sahilinde ve Fenerbahçe ile Dalyan da denize girer karnımız acıkınca kayalardan midye çıkartır ve teneke üzerinde pişirerek yerdik.Bazen elbiselerimizi naylon torbaya sarar ve yüzerek Moda’dan Fenerbahçeye geçer orada karaya çıkar elbiselerimizi giyer tranvaya biner ve Moda’ya geri dönerdik.Benden 11 Yaş büyük olan Yücel abim Moda iskelesi sütunlarının üzerine çıkar oradan denize balıklama atlardı.Çoğukez Moda iskelesine yanaşan vapurun en üstüne çıkar vapur Kalamış iskelesine yol alırken Vapurun kıç tarafından balıklama denize atlardı.Emekliliğimde gene Modadaki babadan kalma evime geri döndüm.İYK ‘nın üyesiyim bütün günümü Moda Kalamış ve Fenerbahçe veya Dalyan üçgeninde geçirmekten son derece zevk alıyorum.İstanbulumuzun en nadide bu üç semtimiz anılarıyla hala aynı güzelliğiyle yaşamaktadır.Şimdi torunlarımı bu güzel Moda semtinde yetiştirmekteyim.Bütün ailem Moda ve Kızıltoprak’da yaşamaktadır.Denizaltı Komutanlığı yaptım Milli yelken hakemliği ve yelken ile yüzme sutopu sporları yaptım.Kalamış koyunun adeta aşıklısıyım.Hepinizi sevgi ve muhabbetle selamlar sevgilerimi sunarım.

  • Gokhan Ecevit
    28 Şubat 2014 at 16:53 |

    Şener kardeşim, selam. Bu sitede karşılamak varmis kaderde. Uzun zaman oldu gorusemedik. Volkan in konakta zaman zaman buluşup kulak cinlatiyoruz. Siteyi kuran ve yönetenlere sevgiler.ĺ

  • Eser Arkun
    22 Nisan 2014 at 15:00 |

    Farkındaysanız Kalamış hatıralarını yaza yaza bir tarih oluşturuyoruz..Iyi bildiğimizi zannettiğimiz şeylerin ucundan tuttuğumuzu anlayarak…Allah bilir,bir o kadar da unuttuklarımız vardır.
    Hepinize candan sevgiler.

    • Aylan Izmirli
      01 Mayıs 2014 at 01:45 |

      Kipti buradami da varsin?

  • ünal denizli
    14 Eylül 2014 at 14:49 |

    övünmak gibi olmazsa 83 yaşında bir yıl evvel avukatlıktan ayrılan bir abinizim,kabul ederseniz….halen feneryolunda oturutorum ve de 1940 lı yılların kalamışını yaşantısını,dostluklarını,çakıllı koylarını,avuçla karides avlarını,münir nurettinin kızı ile verdiği konserleri,f.burnundaki içi kovuk ağacını ve içindeki olayları…ki şimdi i.y.k. içindedir..balıkçı reisini,arkadaşım artist süleymanı…hayatta sadece o kaldı galiba….hepinizi öpüyor ve sağlık diliyoorum

    • Yusuf Cantürk
      15 Eylül 2014 at 10:05 |

      Sekiz yaşındayken İstanbul’a Fener yoluna geldim 1941 yılında Kalamışı gördüm.
      Bütün okurlara,ZORLU DÖNEMEÇLER adındaki anılarımı okumalarını tavsiye ediyorum.
      mzcanturk.net
      cümlenize selam ve saygılar.

  • Mary Altabev
    09 Ekim 2014 at 22:25 |

    Bu kadar Fenerbahçe’den bahsedilmiş ama sahil yoluna paralel yolda 1945’lerden 70’lerin başına kadar bulunan Turing Otel’ini hiç kimse hatırlamamış. Şimdiki Dalyan Spor Klübünün bulunduğu yer. Bütün ada katolik bir vakıfa bağlı bir klise ve manastırdan ibaretken 45’lerde manastır kısmı bir aile oteline çevrilmiş, Istanbul’lu ailelere yazlık olmuştu. Kilise pazar günleri canlanır, hafta arası uykuya yatardı. Otelin ön bahçesi ıhlamur ağaçları arka bahçesi ise çam ağaçları ile doluydu. Geçen sene içeri şöyle bir göz attığımda o güzelim ıhlamurların yerlerinde yeller ettiğini görünce daha fazla içeri giremedim.

    Dario Moreno Istanbul’da ilk Belvü’de sahneye çıkmış, Fikret Kızılok ise 16-17 yaşlarında Fenerbahçe’de eski Rum evlerinin birinde arkadaşlar arasında Françoise Hardy şarkılarını gitarı eşliğinde söyler hepimizi efkarlandırırdı.

    Çok güzel günlerdi, değişen çok şey oldu ve oluyor. Bunu durdurmaya imkan yok ama keşki biraz daha kontrollü olsaydı…

    Siteyi hazırlayanlara tebrikler ve teşekkürler. Bir an bile olsa 18-19 yaşlarıma geri döndüm 🙂

  • Çınar Yaylalı
    28 Ekim 2014 at 23:31 |

    Nostalji denen kavramın ne olduğunu bilmediğimden eski İstanbul, ya da eski her neresine ait resimlerde neyin güzel bulunduğunu anlamam olanaksız.Bugüne kadar öğrenemediğime göre 72 yaşımdan sonra öğrenmem olanaksız. Aslında benim de özlediğim şeyler var elbette. Örneğin 100 yıl sonrasını özlerim, bin yıl sonrasını özlerim. Ama insan geçmişinde ne bulur da özler bir türlü anlayamıyorum. Bana sorarsanız şimdiki hali daha güzel.

  • haluk önder
    31 Ekim 2014 at 13:26 |

    1967 70 arası çok sık oturduğumuz kahve.şimdi yatlimanının başlangıçı

  • Sami Yilmz Oruc
    05 Kasım 2014 at 02:54 |

    Oncelikle bu siteye emekleri gecenleri icten kutluyorum. Yasim sekseni gecti.Ana Vatanda ikamet ederken Sonradan Kadikoylu olup once Sogutlu Cesmede ,Sonralarida Aci Badem’de oturduk Yillar 1950-1962. Izinli gunlerimin pek cogu Moda Koc’oda ve Todorinin Meyhanesi Kalamista gecerdi Ustad Selahattin Pinar agbeyimizle Raki icmis ve Vefatindan sonra Todorinin Meyhanesindeki Resimli masasini hep saygi ile anardik.Deniz Ordu’sundan sinif arkadasim Candemir Berkman (Galata Sarayda Futbol Oynardi )Dolayisile o donemin gerek Galatasarayli ve gereksede Alti yolda Ufak bir magaza isleten Fenerbahceli Akgun Kacmaz’in vesilesilede Tum fenerbahcelileri tanimis ( Arnavut Basri,Kaleci Sukru Disci Melih, Can Bartu ve digerleriyle Zaman zaman Moda koc’oda demlendigimiz olurdu. Bendenize sorarsaniz Sonradan Kadikoylu olmakla Kadikoyun ve Istanbulun Altin devrini yasamisiz. Bilmem Kadikoy iskelesinden kalkan 8:15 vapurunu, cay sohbetlerimizi hatirlatmaya gerek var mi? Yasamlarina devam eden bu can dostlarima saglikli,mutlu ve uzun omurler diliyorum. Bendenize nostalji yasattiniz. Icten tesekkurler.
    Fenwick Island, Delaware. U.S.A

  • Uğur Recepgil
    06 Kasım 2014 at 10:42 |

    Genç nesile İstanbulu,Modayı,Kalamışı,Fenerbahçeyi,Suadiyeyi,Bostancıyı tarihi geçmişi ile nasıl tanıtabileceğiz veya tanıtımlarımız kaç kişinin dikkatini çekecek bilemiyorum?Bunları hazırlayanların dikkatine,bilgilerine sağlık..

  • EDWARD CUHACI
    23 Kasım 2014 at 20:22 |

    1948 SENESINDE NISANTASHDA ENGLISH HIGH SCHOOL FOR BOYS INGILIZ OKULUNDAN MEZUN OLDUM.
    ACABA BENI TANIYAN VAR MI?
    LUTFEN E-MAIL’LESHELIM.?
    EDI CUHACI YUKSEK MUHENDIS MIMAR
    OTTAWA KANADA

  • Erden Balin
    22 Nisan 2015 at 15:24 |

    Öncelikle bu siteyi kuran hanım efendilere teşekkürlerimi bildiririm.1942 doğumluyum, 1957 de İ.Y.K ya intisap ettim.Rahmetli Ertuğrul Aray Ağabeyime, Can Kardeşim Mete Ayan a ve Taci Erce ye flokçuluk yaptım.Daha sonra Kulüpte,denetçilik, Prf.Süleyman Dırvana nın Başkanlığındaki Yön.Kurulunda çalıştım, halen Haysiyet Divanında bulunmaktayım.Yukarıda yapılan yorumları,o günleri hatırlayarak ve neredeyse gözlerim dolarak okudum.Bütün Kalamış ve Fenerbahçe li dostlara sevgilerimi gönderiyorum.Halen Kulüpte, Sevgili Kardeşım Yalçın Gürkan la birlikte oluşturduğumuz maket odasında tekne maketleri yapmaktayız.İlgilenen dostları, eskı günleri de yad etmek üzere beklerim.

  • Fatma KUCUKASLAN
    21 Aralık 2015 at 17:30 |

    Merhabalar,
    Kalamış Kilisesi, ilkokulu ve genel olarak o bölge ile ilgili bir araştırma yapıyorum. Genellikle araştırma yaparken, şanslı olarak, pekçok eski harita ve fotoğrafa ulaşmama rağmen Kadıköy’ün bu kesimi ile ilgili eski fotoğraf ve haritaya erişemedim.
    Acaba -yukarıdaki yorumlardan aldığım güçle- sizlerde varsa fotoğraf rica edebilir miyim?
    Şimdiden herkese çok teşekkür ederim.
    Yorumları okumak büyük bir keyifti.Paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
    İyi seneler dilerim bu arada.
    Saygılarımla,
    Fatma

YORUMLARINIZ

Kategoriler

Son Yorumlar

  • özlem: ANCAK ÇEVRE BERBAT GÖRÜNÜYOR.
  • Nesrin Cengiz: Bende doğma büyüme Mecidiyeköylüyüm 1955 doğumlu, o güzel günleri yaşamış olmanın mutluluğu içindeyim,...
  • Süleyman Altınok: Saçmalamayın mimar Sinanın kabri kendisine benzer bir heykeli yapılabilmesi için Mustafa Kemal...
  • ayhan: evet şair nedim caddesi 28 numara 2.kat yaklaşık 10 yıl oturduk ilkokul ve orta okulu beşiktaşta okudum şimdi...
  • Belma Muratoğlu: Kadıköy iskelesi binasının denize bakan yönünde bir saat vardı. Şimdi ise sülüs tarzı Arap...

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter

altbolum

© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank