Kalamış
Kalamış,İstanbul’un Kadıköy ilçesinde bir semt ve aynı adla adlandırılan bir koydur. Kalamış ismi,geçmişte burada bulunan bodur ve sık sazlardan dolayı rumca sazlık kamışlık anlamına gelen Kalamissia kelimesinden gelmektedir. Bazı kaynaklarda bu isim Kalamati olarak geçer.
Murat Belge ise Kalamış koyunun Bizans dönemindeki isminin Eutropos olduğunu söylüyor. Eutropos, Bizans döneminde burada yazlık sarayı olan soylu bir kişi olarak bilinse de, Haldun Hürel onun aslında 4. yüzyıl sonlarında yaşamış bir köle olduğunu söyler.
Günümüzde Fenerbahçe olarak bildiğimiz ama eskiden Kalamış olarak anılan bölgedeki burna, 16. yüzyılda bir deniz feneri yapılmasının ardından burası bağçe-i fener, yani fener bahçesi adını almış.( http://www.degisti.com/index.php/archives/4249 )Bu isim söylene söylene Fenerbahçe’ye dönüşmüştür.
19.y.y. ın ikinci yarısından itibaren varlıklı ailelerin buraya köşkler,yazlıklar yaptırmasıyla, Kalamış’ın görkemli dönemi başlamıştır. 1927 yılında Fenerbahçe Spor Kulubü’nün burada düzenlediği yaz balosunu, o sıralar İstanbul’da olan Atatürk, 3. Kolordu Komutanı Şükrü Naili Gökberk Paşa ile birlikte katılmıştır.1930’lardan 1960’lara kadar Kalamış’ın popüler yerlerinden biri de Belvü Oteli ve Gazinosu’dur.
Bugün büyük bir marinası ve parkı bulunan Kalamış’da, Galatasaray Spor Kulübü’nün Kalamış Tesisleri de yer almaktadır.Ayrıca Kurbağalıdere’nin Kalamış koyuna döküldüğü yerde de,Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Dereağzı Tesisleri bulunmaktadır.
Kaynakça: Bazı fotoğraflar resimle.net sitesinden alınmıştır.
Geri Izleme..



















(91) YORUM
Kalamış, Fenerbahçe mahallesi muhtarlığına bağlı bir semtdir.Galatasaray Sosyal Tesisleri,birkaç yıl önce kanal açılarak ada haline dönüştürülmüş olan Fenerbahçe adası parkının uç noktasında bulunmaktadır. Dili varmayanlara duyurulur.
Verdiğiniz bilgi için teşekkürler. İstanbullu olsak da, bu büyük şehirdeki tüm gelişmelerden haberdar olamayız, takdir edersiniz ki…Bir semti en iyi yaşayanı bilir diye düşünüyoruz. Keşke her ziyaretçimiz bildiklerini, gördüklerini bizlerle paylaşsa, biz de doğruları buradan öğrenebilsek.
Rıza Beyin açıklaması fanatik FB lilik kokuyor. Yazık.
Rıza bey’in açıklaması % 100 doğrudur. Bu gümkü coğrafyada GS tesislerinin bulunduğu yerin Kalamış ile hiç ilgisi olmayıp orası FENERBAHÇE’ dir. Neyazık ki bazı kimseler bu semtin adını telaffuz edememektedirler. bu durum da bir vakıa olup fanatiklikle ilgili değildir. Yrıca fanatiklik olsa ne olur? hakikat değişir mi?
Saygılarımla. Nebhan Doğruman
Rıza bey kardeşim, Bunu FB liler haliyle kabullenemezler ancak güneşi de balçıkla sıvayamazlar…
ailecek KALAMISLIYIZ…bence istanbulun en guzel mekani..(eskiden oldugu gibi)
YASASIN KALAMIS
CENNET KALAMISIMIZ
Hayatimin 27 seneleri Topkapida gecti, ozamanlar Topkapi bir sahane koy idi, bugun dahi o gecirdigim gunlerin hasretini cekerim, hey gidi eski Topkapi.
Sayin Herman Hovagimyan,
Topkapi´da uzun yillar oturmus oldugunuz icin size yaziyorum.
Anneannem ve dedem Saziye ve Lütfü Derefindigi, Topkapi´da Muhallebici Hasan Sokak ve galiba No 5´te oturuyorlardi. Dört kizlari Melahat, Nebahat, Sabahat ve Bedahat´in Araksi, Sirerpi ve Ankine arkadaslariydi. Ben cocukken anilarini anlatirken bu isimleri duyardim.
Acaba verdigim isimler tesadüfen sizde cagrisimlar yaratti mi? Anilarimin tazelenmesine neden oldunuz. Tesekkürler.
Acaba cevabinizi okumak icin bu siteyi her daim kontrol mu etmek gerekli. Ben biraz deneyimsizim bu konuda, bu nedenle bilemedim.
Candan selamlarimla
Meral Akkent
Harika bir site arkadaşım önerdi iyiki önermiş. Emeği geçen herkezi kutlar ve başarılarının devamını dilerim.
ben 1946 ylında kalamışda doğdum ve orada büyüdüm. Kalamış sayfiye yeri olmasına rağmen biz yaz kış otururduk bu semtte ve fener parkı değil burası Fenerbahçe parkı idi ve spor kulübü ile alakası yoktur. Burada ilk defa İstanbul Yelken Kulübü açıldı 1952 yılında.
Sudi doğru söylüyor. Orası Fenerbahçe parkı olarak bilinir. Ben de 1957′den beri çoğu zamanımı oralarda geçirdim. Halen o semtte oturmaktayım. Resimlerde aradığım Kalamış Vapur İskelesi, Kadıköy-Fenerbahçe tramvayı ve bu tramvayın yön değiştirmek için döndürülüşü. Elinde resmi olan varsa keşke gönderse.
Kadıköy Vişne sokakta doğdum Dere ağzında denize girildiği ve berrak tuzlu sularda balıkların oynaştığı bir devrede sandalla Kalamış – Moda Fenerbahçe burnu dolaşıp dururken 1960 lardan sonra süratli bir yapılaşma ile siluetin plansız olarak değişmesi ile hızlı bir nüfus artışı gençliğimizin güzel yıllarında ne kadar şanslı olduğumuzu kefalların güneşin doğduğu saatlerde kıyılarında da yattığı Kalamış iskelesi ayaklarının en derin olanlarının dibinden para atıp dalarak çıkardığımızı hatırlıyoruz.Salaş Kahvede geceleri mehtapta ut eşliğinde terennüm edilen güzel şarkılarımız dalgaların hafif mırıltısı eşliğinde ruhumuzu okşardı.
Bu güne geldiğimizde , süratli şehirleşme ve nufus atışlarını da yermeğe pek hakkımız olmadığını düşünüyorum Yurdumuz insanınında saygı sınırları içinde bu güzellikleri hissetmesi ve bu güzellikleri koruma içgüdüsünün bir an önce gelişmesini dilerim .
Ben 1945 istanbul doğumluyum.Babamın görevi nedeniyle İzmire geldik ve yerleştik.Teyzelerim Kadıköy de Karadut sokakta
hemen girişte ahşap bir binada (arkada bahçesi olan)bir evde otururlardı.Her sene onlara gider kalamıştan kayıklara biner modaya gider ve yüzerdik.Sızin vişne sokak dan bahsetmeniz beniçoook eski çocukluk yıllarıma götürdü..zıra bu ıkı sokak bırbırıne paralel sokaklardı…Şimdi önunden geçerken üzülüyorum .Ama yinede o güzellikleri yaşamış olmaktan dolayı şanslıyım diyorum…Sizin temennilerinize de yürekten katılıyorum…
Evet İstanbul Yelken Kulübü…Yelken yarışları yapılırdı. Babam Feyyaz Tolay genellikle birinci olurdu:))
Kalamış ve Fenerbahçe denilince, Fenerbahçe plajını hatırlarım, işgal edilen güzelim sahillerimiz aklıma gelir, Neyseki bu günlere geldik sahillerimize kavuştuk.
Bizlere bu güzellikleri ikram eden sayın yetkililere ve emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim, ne mutlu bu günleri görebilenlere. Saygılarımla.
Fenerbahçe hala o eski günleri hatırlıyorum , Fenerbahçe plajı : Büyük Fikret , taka Naci abilerimiz bizlere 1948 1955 senelerinde abilik ederlerdi , bizlerde onlara son derece saygılı idik , maalesef 1955 ten sonra Delikanlı olduk ve Moda plajına gitmeye başladık , yine o senelerde Kurbağlı derede Sandalcı Ahmet vardı , Moda iskelesinden midye çıkartıp öglenleri yerdik eve gitmezdik , hey gidi günler hey , maalesef 28 Şubat 1963 senesinde İsviçreye gittim ve hala oradayım ve istanbulu terkettim kimse bana kızmasın benim bıraktığım İstanbul yok artık. ipini koparan Istanbula göç etti.
Soner Kromer Bey’e teessüf ederim. “İpini koparan İstanbul’a gelmiş” diyor. Ya ne olacaktı. Siz Başka yerlerde gezerken sizin dönmenizi mi bekleyeceklerdi? Ayrıca; Kalamış Kalamış diyoruz da; eski halini hiç anımsayanınız var mı? Dürüst olalım. Tahta Upuzun ve sanki dokunsan yıkılacak bir iskele. Etrafı yosunlarla kaplı. Civardaki köşklerin lağımlarının açıldığı denizde leş gibi bir koku burnunuzun direklerini sızlatırdı. Tabii insanlar kendi pisliklerini görmeye bilirler.Hatta içinde de yüzebilirler. Ben Kalamış’ın bu günkü halini daha çok seviyorum.
Fener burnuna gelince; 60 ‘lı yılların sonlarına kadar orada bahçe olduğunu hatırlamıyorum. Sadece FB Spor kulubünün Kamp yaptığı Motel ile küçük bir tesis vardı. Uç ta o bölgeye Fener denmesine sebep olan Fener ve yanında Deniz Kuvvetlerinin kullandığı DG İstasyonu vardı. Arada GS.’nin Küçük bir tesisi ile BJK’ ye tahsis edilip , çok beğenilmediği veya ilgilenilmediği için zamanla işgal edilen kayalık bir deniz kenarı vardı. Sonraki yıllarda Fenerin bulunduğu alana hafriyat dökülmek sureti ile bir operasyon yapıldı. Anımsıyorum O zamanlar hafriyat tepeciklerinin arası esrar – eroin – LSD gibi uyuşturucu satıcı ve kullanıcıların otağ kurduğu bir yer olmuştu. Arabası olan genç zamparalar da o hafriyat yığınları arasına arabalarına aldıkları kız arkadaşları ile gelir, manzara!! seyrederlerdi.
Çok da makbul bir yer olduğunu söyleyemem. Sonradan dolgu ve tesviye işleri tamamlanarak bu günkü imrenilen halini aldı.
Yine sonradan yapılan Marina ve Kanalizasyon şebekesi ile eskiden Kalamış’ta oturanların bölgelerine sahip çıkamayarak rant uğruna sattıkları araziler , ipini kopararak gelen!! yurttaşlar tarafından satın alınarak değerlendirildi ve bu günkü modern yapısına kavuşturuldu.
Bunları neden anlatıyorum? Çünkü yaşım 66 ve ailem İstanbul’lu (Bir tarafımız sadece.) Yıllardır Üsküdar’da oturuyorum ve İstanbul’u seyrediyorum. Benim gözlerim bunları gördü ve anlatmak zorunda hissediyorum kendimi. Tabii sorulursa!! Yoksa geveze İhtiyar olmak istemiyorum. Bu günlük bu kadar. Hoşçakalın ,sevgi ile kalın.
Ben de 66 yaşındayım , bütün çocukluğum Kalamış ve Fenerbahçede geçti, şimdi o kocaman marina sadece üzüntüden gözloerimi yaşartıyor o sizin beğenmediğiniz tahta iskeleyi tekrar orada görebilmek için neler vermezdim . Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla siz oralarda yaşamamışsınız. Benim Fenerbahçe burnunda kurulu luna parkta 3-4 yaşlarındayken çekilmiş resimlerim var. Yüzmeyi Kalamışta öğrendim. Uzun lafın kısası güzel insanlarla dolu, doğal sıcacık Kalamışın yerinde yeller esiyor şimdi.
66 YAŞIN KEYFİNİ SÜRMEYE ÇALIŞINIZ. O SICACIK DEDİĞİMİZ TAHTA İSKELE ZAMANI ODUN SOBASINDA ISINIRDIK.ŞİMDİ DOĞAL GAZ!A TERFİ ETTİK. TAHTA İSKELELER MARİNALARA DÖNÜŞTÜ. YARIN NE OLUR BİLİNMEZ?. TERCİH SİZİN.BEN DOĞAL GAZI YEĞLERİM. GENÇLERE YOL VERELİM. BİZDE TIPKI ESKİDEN TRAMVAYLARA ASILIKP GİTTİĞİMİZ GİBİ GENÇLERLE YAŞAMAYA ALIŞALIM. MUTLULUK O ZAMAN , İSTANBUL O ZAMAN.
SEVGİ İLE KALIN HOŞÇAKALIN.
Ben 73 yaşındayım Anadoluhisarı’nda doğmuş olmama rağmen ömrümün büyük bir bölümü Kalamış’da geçti. Vapur iskelesinin ucundan bakıldığında dipteki yengeçler bile görünürdü.İpini koparanlar doluşmazdan önce ben Kalamış’da ne pis bir deniz gördüm ne de fena bir koku duydum.Kurbağalı bile kokmazdı.Bizim sevdiğimiz Kalamış’ı görmüş ve yaşamış olsaydınız bugün kan ağlıyor olurdunuz.
Sayin Soner bey kardesim,ben de o bahsettiginiz yillarin heyecanini tattim,aynen sizin gibi kardeslerimle Moda Iskelesininin ayaklarindan midye cikartir ve sahilde ates yakar bir sac uzerinde pisirir yerdik ve birayla cok iyi giderdi,Moda ve Fenerbahce plajinin da mudavimlerindendim.Babam Taka Naci ve Manav Zeki zamanlarindan Altunordu amator kume futbol takiminin antrenorlugunu yapardi,Fenerbahce de Milli takimda yillarca top kosturmus oldugunu resimlerinden biliyorum,adi Suleyman Gurkan dir,ben de sizin gibi uzun yillar evvel USA ya yerlestim ve icimde cok buruk bir his ile yasiyorum,sadece Istanbul degil turkiye degisti,esen kalin.
İsviçrelilerde sizin için ipini koparan gelmiş diyordur
merhaba ben çocukluğumu bahariye-kuşdilinde, liseyi modada ve her yaz tatilimi (plaj,eski belvü gazinosu, askeri kamp vb)fenerbahçede geçirdim. üniversite ve akademik yaşam nedeniyle iki kez istanbuldan ayrıldım, döndüm: kalamışta oturuyorum:)) depreme dayanıklı yeni binalar, güvenlikli siteler modasına karşın; todoriye, marinaya, fenerbahçe parkına, sevgili fenerbahçemin satdyumuna, soley pastanesine yakın kalamışta..istambul benim bildiğim özlediğim şehirse, bildiğim özlediğim semtlerde yaşamalıyım diye düşündüm.
Bu güzel siteye bugün bir arkadaşımın FB li Cengiz Tatlıcan’ın gönderdiği maille tanışıp üye oldum.Hakikaten Istanbul’u tanıtan muhteşem bir site.Öncelikle kurucuları tebrik ederim.Sonrasında da KALAMIIŞ ile ilgli yorumları ve cevapları okuduğum zaman EFSANE HALİNE GELMİŞ TÜRK SANAT MÜZİĞİNDE ÜNLÜ BESTEKARLARIMIZA İLHAM KAYNAĞI OLUP ŞARKILARDA HALA YAŞAYAN KALAMIŞ’ı Ülkemizin Futbol aleminin olmazsa olmazı olan 2 güzide kuübünün isimlerini kullanarak polemik konusu haline getirmek yanlış olur.Ancak herkes de şunu kabul etmeli ki FENERBAHÇE’nin 1907 de Kuşdilinde kurulması ve KALAMIŞ tarihçesinde belirtildiği gibi deniz fenerinin arkasında ki bahçe ve parkdan ‘Bahçe-i Fener’ ifadesinin zaman içinde FENERBAHÇE semtinide belirtecek şekilde yerleşmesi KALAMIŞ’ın adını geri plana atmaz.
1950 lı yıllardan bu yana yazları gelip özellikle ,öğretmen olan babamın Istanbul MAARİF mÜDÜRLÜĞÜ tarafından, Kadıköy deki ilkokullardan bize tahsis edilen sınıflarda kurduğumuz pansiyonvari yaşamımız da Fenerbahçe plajında ve KALAMIŞ Koyundan kiralayıp Moda koyundaki Kadınlar plajının açıklarında yüzme ve balık avlama günlerim FB Faruk Ilgaz Tesislerimize gittiğim anlarda hala gözümün önüne o günlerin hatırası gelir.
Oktay kalamışta denıze gırıp,kayıkla modaya çıktığımız günler ne guzelmiş..o zaman teyzemler kadıköyde oturuyorlardı bende annemle onlara her yaz giderdik ..hey gidi İstanbul HEy….
Ben eski Bakirkoyluyum.Ancak etkilendim.Cunku,ayni ornekler Bakirkoy icin de gecerlidir.
Ben 1948 yılı doğumluyum. Çocukluğum Zicirlikuyu,Levent taraflarında geçmiş olmasına rağmen hemen hemen her bayram anne tarafımızdan büyüğümüz Feyyaz Dayı’yı Kalamış’taki çocukları Refet Ağabey ve Zühal Yengemizin yanında ziyaret ederdik . Oğulları Yaman benim akranımdı.
Kızları İnci ablamla yaşıttı. Refet Ağabey balığa meraklıydı ve arife gününden yakaladığı kırlangıç balığından Zühal Yenge muhakkak büyük tencere balık çorbası yapar, gelen misafirlere balık çorbası ikram edilirdi.
1950 yıllarda Bayramlar yaz aylarına isabet ettiğinden biz çocuklar muhakkak sahilde dolaşmağa,oynamağa çıkardık. Kalamış sahilini mahalle sakinlerinin sandallarını çektikleri ahşap tekne kızaklarıyla hatırlıyorum. Sahilin yosunlu deniz kokusu hala burnumda tüter. Kalamış koyu ise kumsaldı ve daha o yıllarda kirlenmemiş olacakki dip pırıl pırıl gözükürdü.Ailece sandaldan denize girilirdi.
Sonraki yıllarda kirlenmeyle birlikte parça parça yosunlar görülmeye başlamıştı. Artan nüfus ve inşaatlarla o dar sahilin paylaşılması zaten mümkün olmazdı. Bugün Kalamış Parkında yaşam alanları daha geniş.
Bunları sırf eski Kalamışlıların gözlerinde biraz daha eski resimleri canlandırmaları için anlattım. Sevgiyle kalınız.
Sayın Soner Kromer’e hürmetlerimi ve takdirlerimi sunuyor, gıpta ettiğimi itiraf ediyorum. İstanbul’dan tam zamanında kaçmış. Bendeniz 1947 İstanbul doğumluyum. Menderes zamanında başlayan ve henüz tamamlanmamış olan ikinci İstanbul işgalinin bütün safhalarını bugüne kadar yaşadım. Siyasetçiler taşı toprağı altındır diye oy potansiyeli olarak bütün anadoluyu buraya kanalize ettiler. Şu andaki halinden memnun olanlar eski İstanbul’u bilmeyenlerdir. İstanbul’da kaç İstanbullu kaldı ki artık. Utandığım, planlı bir baskı gören esas yerlileri ve durumu müsait olanlar terkedip gittiler. İşgalciler İstanbul’u büyük bir lahmacun-kebap köyüne çevirip kendi kültürlerini yerleştirdiler.
Kalabalığından,trafiğinden memnun olanlara mübarek olsun İstanbul.
Zamanında M.M.O.B. Demirel’e köprüyü yapmamasını söyledi. Göçü teşvik edersiniz,Boğazı köprülerle doldurmak zorunda kalırsınız, başedemezsiniz dedi ama, dinletemedi İspartalı’ya. Mecliste İstanbullu İstanbul milletvekili var mı? kaç tane? İstanbullu İstanbul belediye başkanına rastladınız mı? Sokakları,mekanları bir kenara bırakın, İstanbul aksanı ile düzgün türkçe konuşan kaç spiker tanıyorsunuz?
Netice itibarı ile gençlik aşkım İstanbul’un bütün semtleri değişimden nasibini aldı.
Çok yazdım ama, kusura bakmayın içim dolu.
Saygılarımla,
Ercüment
Not.Fransızlar da Paris’i büyütüyorlarmış ama, eski Paris’e hiç dokunmadan.
Yazdıklarınıza katılıyorum.Haklısınız.İstanbul İstanbulluktan çıktı,göçerler ,asalaklar,işsizler ve olaylar şehri oldu artık.Dilerim bu günleri de aramayız…
Sayın Asuman Karaarslan,
Öncelikle belirtmeliyiz ki; biz daha önce bu konuda bütün ziyaretçilerimiz için bir açıklama yapmıştık: ” Yorumlarımızı yaparken kelimelerimizi nereye gideceğini düşünerek seçelim lütfen” diye…İstanbul’a sadece kendi cephenizden bakmayınız. İstanbul ve İstanbullular belirttiğiniz sıfatları hak etmiyor.
Sizden dahada önce Çanakkale savaşında istanbullular ile anadoludan gelenler problemsiz aynı cephede savastılar şehit oldular.. ne zamanki istanbula geldiler kötü oldular. Oradaki milletin çocuğu doğuda asker olup ölünce sorun yok ama istanbula gelince ipini koparmış oluyor.. Yazık.. Vatanı ötekiler berikiler diye bölecek kelimeler kullanıyorsunuz..
ipini koparmış tabiri bulunduğu topluma uyum
sağlamayan etrafı rahatsız eden,çağadaş olamamış
ve olmak istemeyen anlamında olup esas olarak
kendini ötekileştirendir.
Ercüment beyin hissiyatına aynen katılıyorum. ben 1943 İstanbul Şişli doğumluyum. Baba tarafım 7 göbekten beri Beykoz’ludur.Rahmetli babamın gençliğinde, boğaz vapurlarında herkesin yeri varmış. Kimse kimsenin yerine oturmazmış, çok ayıpmış. Örneğin Ahmet by o gün gelmedi ise, yeri boş kalırmış,etrafındaki dostları arkadaşları akşam dönğşte hep beraber eAhmet beyin evine uğrar, hal hatır sorarlarmış, ne oldu neden gelmedin bugün, bir şeye ihtiyacın var mı? diye. Benim çocukluğumda da yani 1948-1950-1952 yıllarında da İstanbul’da taş çatlasa 50-75 otomobil ya vardı, ya yoktu. Bunların çoğunluğu da özel otomobillerdi. Tek tük taksi vardı etrafta. Şişli de ana caddede otururduk ve kızenimle pencerede geçen otomobilleri sayarak oyun oynardık. sağa gidenler snin sola gidenler benim diyerek. 1 saatte bir veya iki araba araba geçerdi belki.Dediğiniz gibi 1950 de Demokrat Partinin iktidara gelmesi ile, yatağını yorganını sırtına vuran taşı toprağı altın diyerek Istanbul’a geldi. Genelde bahçe içinde köşk şeklindeki evlerin yıkılıp apartman düzenine dönülmesi ile de kapıcılık mefhumu ister istemez ortaya çıktı ev aldı başını yürüdü. Bir gelen arkadan akrabasını getirdi yerleştirdi. bir göz odada yıllarca 10 kişi kalanları bilirim çoluk çocuk. Netice itibariyle bu günlere gelindi. Devletin arazileri yağmalandı. Bir yer çeviren bir gece kondu yaptı üzerine. Sonra 9 günlük Bayram tatilleri başladı. bu tatillerde 3 katlı yapılar çıktılar kağıt gibi duvarlar ile bu gecekonduların yerine. Bu kapıcı dediğimiz insanlar, kapıcılıktan başka her işi yaparak, bir evde 5 nüfus çalışarak, bütün masrafları apartman tarafından karşılanarak, araba aldılar, ev aldılar, arsa aldılar. Biz hala kiradayız. demek ki bizler onlar kadar akıllı olamamışız. Keşke bir kapıcılık da ben ayarlasaydım kendim için diye düşünmüyor değilim.
Konuşulan İstanbul lehçesi Türkçeye gelince, rahmetli babaannem geloorum, gidoorum diye konuşurdu. Bizler de aldığımız eğitim (Galatasaray Lisesi mezunuyum)ve annemizden ve babamızdan öğrendiğimiz Türkçemizle iftihar ediyoruz. Dediğiniz giibi TV deki spikerlerin yaptıkları hatalardan da illallah diyoruz. Ancak bir tanesi hariç. Çünkü o da annesi ve babasından iyi Türkçe konuşmayı öğrenmiş ki Türkçeyi en iyi konuşan genç nesil tv spikeri ödülünü kazandı. Türkçesi ile iftihar eddiyorum, çünkü benim kızım kendisi ve saygın bir kanalda her akşam ana haberi okuyor.
Aslında İstanbul ile ilgili o kadar çok şey var ki hangisini anlatayım. Sayfalar dolar kitap olur. Hanımların şapkalar ile (türban değil) beyefendilerin şapka, baston veya şemsiyeleri ile Beyoğluna çıkışları ve Lebon veya Mrkiz pastanelerinde boy göstermeleri, Tokatliyan Otelinin altındaki Degütasyon Lokantasında devrin tanınmış kişilerinin her akşam yemek yemeeri,rakı içmeleri, O zaman Hilton yok, en büyük otel park otel ve pera palas, buralardaki bar sohbetleri….Hepsi birer mazi oldu işte.
Şişliden Moda’ya, Caddebostan’a,Yeşilköy’e Sarıyer’e yazlığa gidilirdi o zamanlar.
Yetti daha fazla yazamayacağım…. Saygılsr, sevgiler. Tezer OLCAYTO.
Fransizlar yanliz Parisi degil butun sehirlerini buyutuyorlar ama aski binalari yikmadan. Ben 1930 da yapilmis bir evde oturuyorum senelerdir dis cepheye hic dokunulmaan ici tamamen yikilip yeniden restora edildi , cevremdeki butun binalar ayni. Yeni yerlesim bolgeleri sehrin disina insa edilmis durumda. Nedense turkiyede eski binalara karsi bir dusmanlik var,o guzel binalarin yok olmasi beni cok uzuyor. Sayin Ercument Yuzgen bey inanin hepimiz cok doluyuz. Saygilar
75 yaşındayım , Haydarpaşa-yeldeğirmeni doğumluyum. demem o kien az’ından şükürler olsun KADİKÖY!lüyüm…TÜM ÇOCUKLUĞUM-GENÇLİK YILLARIM 1954 E KADAR : 17 yaşıma kadar ıkul harici günlerim h e p FENERBAHÇE olarak bildiğim semtte geçerdi . Hatırlıyabildiğim kadar 1950 lerde bile FENERBAHÇE Plajı vardı ve yüzmeyi orada öğrenmiştim . Tahta iskelerile çocuk-yetişkin kısımları ayrılmıştı..ve yukarıda ifade edilen Tramvay ile o büyük ağaca kadar gider sonrasında da güzelim köşklerden yaya ilerleyip Plaja girerdik..ço
ıkışımızda Rahmetli Ana^cığımla Kalamışa yürür –bazı arkadaşların – beğenmedikleri tahta iskele önündeki çay bahçesinde beraberimizde getirdiğimiz nevalemizi çay-gazoz ile yer ve Rahmetli,nur içinde yatsın Üstat Münir Nurettin’in sesinden gramofonda “Kalamış” şarkısını huşu içinde dinler ve Saygı ile sanki kendisi konser vermiş gibi alkışlardık : o zamanki saygı ,sevgi …!!!!???????daha fazla yazamıyacağım….. ancak NEREDE O ZAMANLAR NEREDE O İSTANBUL DİYECEĞİM…….. Saygılarımla
Gökhan Bey FB nin kamp yaptıgı yer Belvü Oteliydi.Orası küçük bir motel degil zamanın en ihtişamlı yerlerinden biriydi ama maalesef istanbula gelen işgal kuvvetleri ne onu bıraktı,ne fb plajını,ne dalyanı ne de sosisli sandviç büfelerini.Kendi kültürlerini getirip etrafı kebaçı ve lahmacunularla doldurdular.Bu zavallı işgalciler istanbulda yaşadıklarını sanıyorlar ama nerdeeee onların hayal gücü bile buna yetmez
FB’NİN 1965-75 YILLARI ARASI KAMP YERİ BURUNDAKİ ŞU AN LOKAL OLAN YERİ İDİ. SANIRIM TARİHLER KONUSUNDA BİR YANILGINIZ VAR. ZİYA’LAR,ALPARSLANLAR HALA SAĞ.
Kalamış maddesini hazırlarken böyle kutuplaşmalara temel olacağı hiç aklımıza gelmezdi doğrusu. Kelimelerimizi,nereye gideceğini düşünerek daha dikkatli seçelim lütfen…
Site Yönetimi
Sayın Site Yönetimi,
Kelimeleri dikkatle seçerek yazdığım yazıyı denetimden geçirip yayınladığınızı sanıyorum. Yazdıklarımdan rücu etmiyorum, hissettiklerim ve fikirlerim aynıdır. Lakin, yazdığıma pişman oldum uyarınızı görünce. Keşke baştan dikkatle kontrol edip silseydiniz ve muaheze edilmek durumunda kalmasaydım.
Bu durumda, vaki hatanın mesuliyetinin tamamen üzerime yıkılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Her iki yazımı da silerseniz daha iyi olur kanaatindeyim.
Bir daha görüşmemek umudu ile.
Saygılarımla,
M.Ercüment Yüzgen
Sayın M.Ercüment Bey,
Biz yapılan her yorumu çok dikkatli bir şekilde okuyup, yayımlıyoruz. Olumlu ya da olumsuz her eleştiriye açığız çünkü. Tabii saygılı olmak şartıyla…
Site Yönetimi olarak uyarımız özellikle size değil, buraya yorum yapan ve yapacak olan tüm ziyaretçilerimize idi. Neden üzerinize aldınız bu uyarıyı anlayamadık?
Bir daha siteye girmeyecekseniz bu sizin tercihiniz. Biz kimseye gelin de, gidin de demiyoruz. Saygılarımızla…
Filiz – N.Çiğdem GÜNDÜZ
1955-1957 yillarinda, KURBAGLI DERESININ agzindan pisi baligi tutardik.SERPMECI de ilarya tutardi!
Bazen sandal kiralar, KALAMIS PLAJININ önune gider, iri KEFALLER kovalar ve vururdum.
Botla kalamistan biraz MODA´ya dogru yol alir, SIRTI ile iri KIRLANGICLAR tutardim!
Kaldimi geriye birsey !?
Ben İzmirliyim. İstanbul’u öğrenmeye orada oturan akrabalarım sayesinde Kalamış’tan başlamıştım. 50′li yıllarda teyzemin büyük kızı Kurbağalıdere’den kayık kiralayıp bizi Kalamış koyunda yüzmeye götürürdü. Daha sonraları lise çağlarımda İstabul’a geldiğimde Fenerbahçe veya Caddebostan dolmuşlarıyla Kadıköy’e giderken yolcuların dolmuş şoförüne ücret öderken “Buyrun efendim!” diye para verdiklerini hayretle gözlemlemiştim. Dolmuş şoförüyle, ‘buyrun’lu, ‘efendim’li konuşma, duymaya alışkın olmadığım bir tarzdı. Şoförlerin yolcularına da hitap tarzları aynı nezaket içindeydi. Bayılmıştım! Şimdi ise İzmir ve genel olarak Ege’de İstanbullular (İstanbul’da oturan ve bizim taraflara tatile gelenler)kabalık sembolü sayılıyorlar.
Üniversite yıllarımda da Kalamış iskelesinin karşısındaki kır kahvelerinde çok keyifli anılarım oldu. Yıllar sonra, Fenerbahçe burnunu, Kalamış’ı tekrar görmek istedim. Aksilik bu ya, günlerden Pazar’ı seçmişim, Fenerbahçe burnunda yangın var sandım. Meğerse kesif duman mangallardan geliyormuş! Üzüldüm, bir daha da oralara gitmedim. Halbuki, Belvü’de bir akşam üstü çaya gitmeyi isterdim. Acaba hala aynı mıdır?
Ben Genç Köylü’nün teyzesinin kızıyım.Kadıköyde büyüdümKızıltoprak Orta Okulu(şimdi lise olmuş)nda okudum.Kadıköy-Fenerbahçearasında işleyen tramvayları kullanırdık.Yazın Kurbağalı dereden büyüklerimiz sandal kiralar,açıkta denize girerdik.İnsanları, güleryüzlü sandalcıları,sahildeki çayhaneleri hala insanın içini titretiyor.Uzun zaman olduayrılalı,şimdi ne halde bilemiyorum.Hatıraların sıcaklığı ömür boyu unutulmuyor.
Ben 1943 şifa doğumluyum kadiköylüler bilir sugazelin n kızıyım sandalımızı bağladığımız yerler şimdi yürüyüş yolu kızım1965li şifanın önünde denize sokardık akşamları sandalla gidip belvü moda kulübü önünde müzik dinler sandalda dans ederdik oysa şimdiiii maziye gitmek kötü yaptı sonra gene yazarım saygılar mazideki kadiköylüler
Sevgili Aysen,merhaba ben Mustafa Berdan,Kalamis la ilgili yazinda ismini gorunce tum eski Sifa’daki hatiralarim canlandi.Bu arada Nebhan da bir yazi yazmis.Eski arkadaslarimizdan sadece Betul’u,Nuzheti her yaz Bodrumda goruyor eskilerdan bahsedip bazen guluyor bazen huzunleniyoruz.Ben,esim ve oglum sekiz senedir Kanadada yasiyor yazlari bir iki ay Turkiye’ye tatile geliyoruz.Sana e-mail adresimi de yaziyorum”musberdan@gmail.com” Seni esini ve kizini sevgi ile kucakliyorum.Hoscakal….
Mustafa Berdan
Sayin Aysen hanim,
Biz de Mahmut Ata hastehanesinin karsisinda otururduk 1948-1954 arasi.Halen en eski arkadaslarim Sifa sokagindandir.Gursel Kacalay,Tunc Kantemir ordalar.Kayihan Aric Viyanada,Aygen Toruner Kanada da.Seyhun Kocaman (Florida)ancak 1980 sonlari Vefat etti.
Agabeyiin Dogan Bey hatiliyorum.Baban Nuri bey cok sen espriler dolu bir zat idi.Kizkardesim Altinay ve erkek kardesim Mete Feneryolunda lar.Ben Portland Oregondayim 1975 ten beri.
Sana ve ailene selamlar.
Güzel bir site. Varlığından NY ikamet eden çocukluk arkadaşım vasıtası ile oldu. Asitanemin eski güzelliklerini özümleyerek 2 gün boyunca içeriğinde dolaştım durdum. Bazı yorumların içeriklerinden üzüntü duydum. Bu Yorum sahiplerine say deseniz ;
Bir kendim,
Bir Annem Babam,
Birde onlardan öncesi..
Eeee daha fazlası ? Yok .. Çıkartamadım, bilmiyorum, hatırlayamayacağım.
Sayın Yorumcular Asitanenin gerçek sahibi, eğer soy ağacınız içerisinde Kutsal Roma ve Doğu Roma uzantısı Rum-i vasıf yok ise beyhude serzeniş içerisindesiniz.
Bakın geriye Övündüğünüz Osmanlı bile bu Asitanenin gerçek sahibi değil. Malum onların Asitane aşkı sadece MS 1453 ile beraber başlamakta.
Günümüz Asitanelisi bu şehrin ruhunu yakalayabildiği müddetçe bizdendir. Gerisi Laf-u güzafdır.
Sevgilerimle,
Altıncı nesil İstanbul ve 1954 doğumlu biri olarak bu son yorumun önünde saygıyla eğiliyorum.
Ne yazıkki yorum yazanların hiç biri Kalamış deyince Todori ve onun müdavimi Selahattin Pınardan bahsetmemiş. Ben ilk gençlik yıllarımda talebeyken hemen her ay arkadaşlarımla Todoriye gider bilhassa duvarın dibinde ve denizin yanındaki masaya kurulur “kafayı çekerdik” Kışın içerde duvarda Selahattin Pınarın resimleri olan yerde otururduk.Gene ne yazıkki bugün “ipini koparanın dolduğu” bu yerlerde şu varlıklı halimle bile malesef yılda bir kere bile gitme olanağım zor oluyor.
Saygılarımla.
1950 Şişhane doğumluyum. İki yaşındayken Kalamış’a taşınmışız. Sahilde, bugün yerinde yeller esen tarihi bir ahşap evde kiradaydık. Oynarken bahçemizdeki süs havuzuna düştüm diye rahmetli annemden ilk dayağımı yemiştim. Todori’de geçen güzel günleri hatırlattığı için Kamil Bey’e
teşekkürler. Tüm İstanbullulara Muğla Dalyan’dan sevgi ve saygılarımla.
1946 anne ve baba tarafından 4 nesil İstanbul’lu ve doğma büyüme Feneryolu’luyum.Kalamış’tan üstelik şimdi bir açık kanalizasyon olan Kurbağlıdere’nin ağzından sandal kiralar ve denize girerdik.Sandalla Moda koyuna kürek çeker o zaman Moda iskelesi dibinde olan Moda Deniz Kulübündeki müzik ve dansları izler veya karşı sahildeki Belvü’den sanatçıları dinlerdik. Sandaldan denize girmek başka bir yerde eşi olmayan bir olaydı. Etraftan mısır meşrubat vs. satışı yapan sandallar geçerdi. Yat limanı olmadan sahildeki yalılar denize o kadar yakındı ki bazen önlerinden ıslanmadan yürümek mümkün olmazdı. O yalılar şimdi denizi dahi göremiyorlar. Tahta iskeleden 1-2 saatte bir kova dolduracak kadar balık tutardık ama verecek kimse bulamazdık. Zira balık çok boldu ve makbul sayılmazdı. Deniz gözlüğü ile bakınce sığ sularda bile kocaman Kırlangıçlar yatardı.Sadece o bölge için açık, yazlık tranvaylar çalışırdı. Fenerbahçe ismi fenerden kaynaklanmaktaydı hatta doğrusu Fener Bahçesi dir. Ne varki o yıllarda bakım ve güvenlik olmadığından pis ve düzensizdi, gece gezmek cesaret işiydi. Nur içinde yatsın Çelik Gülersoy sayesinde bu günkü o güzel ve düzenli haline kavuşmuştur.
Unuttuğum insanlar ve unutamadığım anılar, hepsinii kalamışın yosun kokusunu çok özledim ,moda iskelesini ,dalyanda – kalamışta yüzdüğüm denizi, fenerbahçesinde bindiğim salıncakları hep geri istiyorum…
böyle bir siteyi inanılmaz buluyorum. bu kadar mükemmel bir şeyi hazırlayanlaran yüreğine sağlık. zamanda yolculuk yaparak hemde hiç bir bedel ödemeden istanbulun saflık temizlik doğallık ve eski güzelliklerine seyehat etmemizi sağlayan steyi hazırlayanların yüreğine sağlık. sıksık ziyaret edeceğim. ve bu güzellikleri tekrar tekrar yaşayacağım. bu güzellikleri benimle beraber yaşayan tüm istanbul severler için de ayrıca seviniyorum. tüm istanbul severleri çok seviyorum. yıllar önce istanbulda yaşadım şimdi istanbulda değilim fakat istanbul benim hep gönlümde. huzurunuz ve muhabbetiniz bol olsun tüm zamanların bütün güzellikleri sizinle olsun.
Ankara’da dogdum ama cocuklugum ve gencligim iki sehir arasinda gecti.
Ne 40li, 50lili yillarin guzelim Ankara’sindan ne de Istanbul’undan
eser kaldi. Ankara’nin guzel bag evlerinin, meyve bahcelerinde armudun,kaysinin,uzumun cevizin vs vs inin en guzelini yerken bunlarin
boylesine hizli yok olup gidecegi hic aklimizdan gecmedi, bag evlerinin mumbit meyva bahcelerinden sonra kisin tertemiz duzenli parklari
guzel villalari ve duzenli imar edilmis apartmanlari hep tanidik ve asina insanlara rastladigimiz guzel pastahane ve restoranlarin nerdeyse tamami yok olmus. Gencligimin gectigi Yeni sehir Karanfil Sokaga seneler sonra gittigim zaman evimizin yerini bulmakta cok gucluk cektim! Ne sokaktaki guzelim agaclardan eser kalmis ne de butun sakinlerini tanidigimiz binalardan!!!! Temiz aile muhiti olan semtin yerini bilardo salonlari ve kebabcilar almis!
Istanbulda cocuklugumun gectigi Rumeli Hisar’in Necip Bey bagindan eser
kalmadi, insallah civarda az bucuk kalan bir iki koruyu koruyabilriz. En guzel anilarimin oldugu Kabatas da sahane manzarali “Curuksulu Mahmut Pasa Konaginin yerinde yeller esiyor. Hem disi fakat ayricalikla ic dekoru kolay kolay tekrarlanamiyacak yapiya sahipti. Elimizde kala kala buyuklerimizin sahane atmosferli dugun resimleri kaldi!!!!
Böyle bir semtte, sabahlara kadar gürültü yapan marina dans barlarının olması ve milletin vurdumduymazca o mekanlarda gürültüye ortak olması, utanç verici… Halbuki Kalamış’ta huzurun tadını çıkarmak için o kadar çok alternatif var ki…
1937 İstanbul doğumluyum ,5-6 yaşındayken rahmetli amcam beni arkadaşının oturduğu Kalamışa götürürdü gezmeye,orada vapur iskelesinin yakınlarında denize girerdik,ince beyaz kumların onduleleri üzerinde yüzmek olağanüstü zevk verirdi bana.Daha sonraları 1950 lerde yazlığa gittiğimiz Caddebostandaki şirin iskeleden ,yandan çarklı vapura binip Kalamış,Moda ve Kadıköy iskelelerine uğrayıp Karaköydeki okuluma giderdim.Bazen vapur Kalamışın sığ iskelesinde hafifçe kuma otururdu.Bence Kalamış o zamanlar daha keyifli idi,İstanbulun diğer semtleri gibi.
Haluk bey, onduleli kumlar tarifiniz nasıl içimi ısıttı bilemezsiniz. Ben de Kalamış’la ilgili anılarımı anlatırken her seferinde illa onu vurgularım, o bembeyaz, pırıl pırıl, dalgalı kumları.
Babam her koşulda pikniğe pek meraklıydı. Sabahtan nevalemizi alıp ailecek dere ağzından kiraladığımız bir sandalla; kardeşimle benim boyumuzu geçmeyecek, arada bir gelen vapurları engellemeyecek bir noktada demirler, akşam çökene kadar, biz yüzüp kumda oynarken onlar da sandalda yiyip içip keyif yaparlardı. 63 yıllık ömrümde Meksikalara kadar epey yer dolaştım, o kalitede suya rastlamadım desem yalan olmaz. Bu, temizliği ve kumlarının ötesinde Marmara’nın tuz oranları vs. ile ilgili olmalı.
Fenerbahçe’de eski hamamın olduğu yerde bir kır gazinosu, hemen onun yanında da kayık salıncakları vardı. O zamanlar kır gazinoları size küçük bir ücret mukabili masa kiralar, siz kendi getirdiklerinizi yerken onlardan da soğuk su ve meşrubat alırdınız.
49 doğumlu, Modalıyım. Bu piknikler sayesinde Kadıköy yakasında bir çok yerin eski halini hatırlıyorum. Bugüne göre çok daha doğal ve güzeldi, bence bu kesin. Ama ben annemin yakınmalarını da hatırlıyorum, kendi çocukluğundaki Kadıköy’ün çok değiştiğine dair. Hiçbir şey durduğu yerde durmuyor, değişim kaçınılmaz. Ama temiz olsun diye betonla kaplama anlayışının sonucudur bugünkü şikayetlerimiz.
Sayın Rıza Omayer in satırlarından fanatik Fenerbahçelilik çıkarabilmek için herhalde fanatik Galatasaraylı olmak lazımmış.
Sayın Omayer in satırları son derece seviyeli ve yerindeydi.
Bu satırlara “yazık” diyebilen sayın Yılmaz Kazancı ya ancak esefle insaf diyebiliyorum…
Kalamış,
aklıma rahmetli MÜNİR NURETTİN SELÇUK’un
güzel uygulaması geldi
Ben İskenderun doğumluyum
aklıma gelen bir gazetede donmuşolan boğaz ‘ın üzerinde yürüyerek
geçilişi idi
Kalamış-Fenerbahçe’yi çok severim.Çocukluğumun ve gençliğimin tam 24 yılı Kalamış’da geçti.(1966-1991) Kalamış’dan sandala biner,Fenerbahçe ve Moda açıklarından denize girerdik.Hıdrıllezde komşularla sahilde dileklerimizi denize atar,kumlara dileklerimizi çizerdik.Her akşam güneşin batışını penceremden veya sahilden izlerdim.Köhne’de,Orhanın Yeri’nde,Belvü’de,Fenerbahçe Burnunda İnci’de otururduk.Kalamış Koyu’nda 1 Temmuz Kabotaj Bayramı kutlanır,tekneler-yelkenliler-gemiler gelir gösteriye katılırdı.Yat Limanındaki demir parmaklıklar yoktu.Denizi doldurup,cadde yaptıklarında çok üzülmüştüm.Kalamış Parkı’nın Dereağızı tarafında küçük bir lunapark vardı.Şimdi çalışma bölgesi olarak seçtiğim Fenerbahçe ve Kalamış’ın eski havası olmasa da yine de çok güzel.selma er.
muhteşem bir site hazırlamışsınız elinize sağlık doğma büyüme modalı olduğumdan her şeyi okadar güzel hatırlıyorum onlar geride kaldı hepsi resimlerde kaldı modada doğup büyüyen ancak bu güzellikleri bilir. moda plajı moda iskelesi şato kalamış sahil full kum git git su bir karış elinize sağlık koymuş olduğunuz resimler harika istanbul harika ama eski istanbul çok daha güzel teşekkürler elinize zevkinize sağlık. nerses cem tanieloğlu
Öncelikle Sevgili Ayşn,sevgili Mustafa Berdan,Sevgil Nebhan Doğruman Mer
haba,Merhaba bunca yıl sonra burada karşılaşmakda varmış…..
Nerede o basamak tahtası ile yengeç kovaladığımız güneşin kum üzerinde
hareler çizdiği günler,birilerinin beğenmediği ama bizlerin sandalla gözlerinden altından geçtiğimiz Kalamış iskelesi,katledilyen kayıkçı
Ömer,öte tarafta salaş ve “aman yarabbi”diye kuru yemiş satıcısı,hatta
şimdi yelken federasyonu olan,ikinci kata çıkış merdiveni unutulan villa
ve daha niceleri hepsi gözümün önünde ama ancak hayali ile yaşıyoruz
dostlar için mail adresim :keremsaltok@hotmail.com….taniyan tanımayan
bütün Dere ve Kalamış’lılara sevgi ve selamlar……
Taksim dogumluyum,kisin Taksimde yazin Erenköyde (Etemefendi cad ) otururduk. Oralarda büyüdük. Sonradan Marmara yelken klübü plan , Erenköyde Mehmet ,in kahvesinden veya Caddebostanda Ressit beyin plajindan denize girerdik . Tahta iskeleler ozamanlar Erenköy, Salamis ,Moda gibi yerlerin , soluklanma,tanisma ve Flört yeleri idi. Sadece onlarmi , ozamanin bütün Istanbulu kayboldu. 35 senedir Yurt disindayim , Istanbulu taniyamiyorum.
ellerine sağlık diyorum
Selamlar,
Yukaridan ikinci fotograf Kalamis degil,
Salacak’a benziyor…
Admin: Merhaba Göktuğ Bey, yararlandığımız kaynakta orası Kalamış olarak belirtilmişti. Eski Kalamış’ı bilmiyoruz, bu sebeple burası Kalamış değildir de diyemeyiz. Bunun cevabını eski Kalamış’ı bilenlere bırakıyoruz…
Sayın,öktuğ Vensurel,
Üstten ikinci resimde gördüğünüz yer,cephenizi Kalamış iskelesine doğru verdiğiniz zaman solda kalan,daha sonraları “Salaş” isimli çay bahçesinin olduğu yerdir…..
Bilgilerinize….
Uzun yıllar evveldi..
Ben bile zor hatırlıyorum;havagazlı lambalarla aydınlanan sokakları..Zenginlik kavramının bambaşka olduğu bir ortam..Her evin ortalama üç-dört dönüm bahcesi vardi,meyve ağaçları ile donanmış..İnsanlar çok saygılıydı…Sabah işe gidenler,Kadıköy vapurun da
selam verirlerdi, fötr şapkalarını başından çıkararak..Yandan çarklı vapurların koltukları ve perdeleri fesrengi kadıfe idi..Tarihi bir resim izlenir gibiydi ortam…Beylerin ve hanımların giyim ve kuşamları son derece modern ve son Moda ya uygundu…
Yazsam anlatacak çok şey var…Ama hepsinin okunacağına inanmıyorum…
Admin: Sayın Kaya Türkden, inanın biz yazınızı zevkle okuduk ve sayenizde o resmi gözümüzde canlandırabildik.
Saygılarımızla…
kadıköylü ve modalı (eşim tarafından)olan bir kişi ve ozamanları hatırlayan, eski kalamış iskelesinden denize atlayan biri olarak o güzel günleri unutmak mümkünmü..
güzel bir çalışma.tebrikler.
Caddebostan ile ilgili resimlere neden rastlayamadım?
Admin: Tuncay Satır Bey, daha önce bu soruyu başka bir madde başlığı altında da sormuştunuz ve bizde sorunuzu cevaplamıştık.
http://www.degisti.com/index.php/archives/524
Kerem bey,
Merhaba.
O ikinci fotograf Kalamis degil. Zira Kalamis’ta 1944 den 2010 yilina kadar kesintisiz yasadim.
Ancak cevremi kavrayablmem sanirim 50 li yillarda basladi…
Sanirim İstinat duvari uzerindeki ahsap ev bugun de Salacak ta restore edilmis olarak var.
Ben artik İstanbul da yasamiyorum.
Bir gidip baksam demem olanaksiz…
Sevgiyle.
goktug vensurel
Sayın Göktuğ Vensürel,
Aynen bende artık Kadıköyde yaşamıyorum,yaşayamadım 24 senedir arada
sırada geldiğimde hasret gidersemde,oraları artık bizim bildiğimiz oraları değil…zaten çoğumuz ya terk-i diyar,yada terk-i dünya etti
kalan ve bizden olanlara selam olsun…..
Merhaba,
Öncelikle bu siteyi gerçekleştirenlere teşekkür ediyor ve ellerine sağlık diyorum. Sonra da tüm kalamış sevdalılarının duygularını paylaşıyor hepsine ayrı ayrı hak veriyorum. Ancak hayıflanmak yerine hatıralarımızı paylaşarak mutlu olsak, yeniliklere engel olamadığımız için de olumlu taraflarına baksak derim zira hala oralarda yaşıyoruz.
Ben de 1962 den beri Feneryolu’luyum. 61 yaşındayım ve DDY mensubu babam sayesinde Feneryolu istasyonunda oturarak bu semti sevdim.İstasyona arkasındaki demiryoluna gelen vagonla taşındık. Zaten o yol Fenerbahçeye hatboyu olarak bilinen yoldan Askeri kampa sefer yapardı. Tabii sonradan iptal oldu. Tüm çocukluğum ve gençliğim Kalamış, fenerbahçe, Dalyan da geçti.
Resimler tabii ki içimi sızlattı. Hepinizin yaşadığı sahillerde yüzdüm. Açıktan, DDY kampında, dalyanda, moda plajında, fenerbahçe plajında denize girdim. Belvü önünde müzik dinleyip sandaldan denize girerdik. İskele yanındaki çay bahçesinde ve Orhan da çay içip, iskele üzerindeki restaurantta yemek yedim, hele hele Kalamış sahil yazlık sinemasında mikili( o zaman hangi sinemada miki filmi varsa onu tercih ederdik) filmler setrettim, arkasındaki kafede çay içerdik.
Bunları paylaşarak sanki hepbirlikte oralardaymışız gibi bir heyecana kapıldım. Hepinizi kucaklıyorum.
Sevgiyle kalın, Sağlıkla yaşayın
İstanbul’un Fenerbehçe Burnu’na dinlenme tesisi yapmak ihtiyacını hisseden başka spor kulüplerine de buyurun deriz. Kaldıki; Merkezleri Galatasaray’daki Hasnun Galip sokağında olan kulüplerin deniz sahillerine inme arzuları doğaldır. Bilindiği gibi “dünya medeniyetlerinin doğuşu” hep sahil yerleşkelerinden doğmuş ve yayılmıştır.
Bu muhteşem siteyi kuran ve emeği geçen herkese yürekten teşekkürler.. sevgiyle kalın … bana çocukluğumu geçmişimi yeniden yaşama şansını verdiniz bu zaman tünelinde sonsuz minnettarım.. anılarda kalan muhteşem İstanbulumu tekrar yaşamak çok ama çok güzel, içim sızlasa da…. sevgiler..
emegi gecen herkese tsk.ler
Güzel bir çalışma.
Emeği geçenlerin ellerine sağlık.
Yetmişlik ihtiyar delikanlı olarak, o burunda yer alan , kırık dökük iskemle ve masalarıyla eski kahve. Bir yaz akşamüstü, içilen tekel birası ve o kaşar peynirin keyfini hiç unutamam.
75 yasindayim.1942 lerde yogurtcu parka inen ilyas sokagina tasindik avrupa yakasindan.4 sene corun ankara dan sonra 1944 te modaya sonra Sifa sokagina daha sonra kiziltoprak ,feneryolu ,kalamista oturduk.1975 ten beri amerikadayim.Kalamis a o adi marinayi yapanlar tam medeniyetsizliklerini ispat etmis. kisiler kusura bakmayin dunyanincok cesitli yerlerini dolastim ,Turkiyenin en guzel koylarindan birini yok ettiler,gorgusuz cahil kaba insanlar.Sifadaki evimizin balkonundan kalamis uzerinden dogan mehtabin koyda yansidigi sular hala gozumun onune geldikce basiyorum kufuru.Kalamis koyu bence bOazdanda guzeldir sahilde bakilinca ufuk aciktir uazakta adalar Istanbul kiyisiarkasindan gunes her sefer degisik batar.Hey gidi gunler.50 sene sonra kalan koyu doldurup park yer yaparlarsa sasmam.Anap in gedirtigi medeniyet.
BU WEB SİTESİNİ HAZIRLAYARAK.SANAL DÜNYADA ANSİKLOPEDİK BİLGİ EKSİKLİĞİNİ TAMAMLADIKLARI İÇİN,SAYIN:ÇİĞDEM VE FİLİZ HANIMEFENDİLERE CANDAN TEŞEKKÜREDERİM.
HAYATIM,1947 YILI’NDAN.2012 YILI’NA KADAR, İSTANBUL FATİH İLÇESİ HARİÇ,KADIKÖY’DE GEÇDİ,KALAMIŞ’I İLK YANIDIĞIM VE ANILARIMDA KALAN HATIRALAE ARASINDA,GÜNÜMÜZDE KULLANILMAYAN,KALAMIŞ VAPUR İSKELESİ CIVARINDAKİ,SAKİN,KUMSAL KIYISIYDI.KURBAĞALI DERESİ’NİN,MARMARA DENİZİ VE KALAMIŞ KOYU’NA YAKIN KISMINDA KAYIK KİRALAYAN KAYIKCILARDAN-HATIRLADIĞIM KADARI İLE,SAATİ:2,50-İKİYÜZELLİ-KRŞ.A KAYIK KİRALAYIP,AİLECE DENİZE GİRERDİK. KALAMIŞ KOYU,KIYIDAN,YAKLAŞIK 100-YÜZ-METRE SONRA DERİNLEŞİRDİ,BU SINIR İÇİNDE,YÜZME BİLSİN,BİLMESİN HERKES KORKUSUZCA DENİZE GİRERDİ.RİNK SEFERİ YAPAN,KADIKÖY-FENERBAHÇE TRAMVAYLARI GENELLİKLE,2-İKİ VAGONLU,DIŞ CEPHESİ AÇIK TENTELİ VAGONLARDI. FENERBAKCE FENERİNİN BULUNDUĞU PARK GİRİŞİNDE TRAMVAYANA DURAĞI,KADIKÖY-KALAMIŞ TRAMVAY HATTI DA AYRICA VARDI.
ANILARIMDA KALAN,FENERBAHÇE FENERİ PARKININ İÇİNDE,YAKLAŞIK20-YİRMİ-METRE UZUNLUĞUNDA-YANILABİLİRİM-DEMİR RAYLI,2-İKİ-KİŞLİLİK KOLTUKLU,ELLE ARKADAN İTİLEN,LOKOMOTİF TRENE BİNER,SEN BİNECEKSİN, BEN BİNECEĞİM DİYE ÇOCUKCA BİR DAVRANIŞLA KAVGA BİLE EDERDİK.
ANILARI GERİ GETİRMEK ZOR.AMA BU ANILAR,ADETA SİSLER İÇİNDE KALMIŞ YOLUNU BULAMAMMİŞLAR GİBİ AKILLARIMIZDA,ZAMAN ZAMAN AKTİFE OLUYOR. SAYGILARIMLA…
Bir Galatasaraylı olarak,malesef pekmez tahinsiz olmuyor diyeceğim.
72 yaşındayım..dogma buyume Modalıyım..Saint Joseph’liyim … eski Modayı, Eski Kalamışı Eksi Kadıköyü yaşamak için neler vermezdim…Nerede o zamanki karşılıklı saygı ve sevgi…Güzel komşuluk… Nerede ö güzel insanlar…. Ama herşeye ragmen Moda yine Modadır..
Böyle çalışmaları yapabilmek yürek ve bilek ister. Sizi kutlarım bir İzmirli olarak. İstanbul Türk ulusunun eski bir başkentidir. Her vatandaşımıza açıktır ama, kirletmemek, bozmamak çıkara yönelik davranmamak kaydıyla. Aslında işte bu olumsuzluğun giderilmesi sadece İstanbula değil, tüm illerimize özgüdür. O halde tarih ve doğa bilinci içinde dürüst ve namuslu vatandaşlarımızın orumluluğu esas olup tüm bu işlemlerin MASTER PLANLAMLAR İLE HAYATA GEÇİRİLMESİNİ bir bilim adamı oolarak gerekli görüyorum sorumluluğunu da vatandaşlara değil, tüm yerel yönwtimlerin başına ve siyasal yöneticiler yüklüyorum. Selamlarımla…
Ben istanbul da yaşamadım.Uzun yıllar birlikte çalıştığımız beyefendi.74 yıldan beri bu semtte yaşıyor.(Bülent BÜYÜKSOY)her zaman kalamış ve Fenerbahçe den güzel methiyelerele ve eski ye özlemle bahsederdi.Kendisi 17 Mart 1938 doğumludur.Hatta bugün doğum günüdür.İstanbul’a geldiğimde beni ya Tedori’ye yada Zeki Çetin’in Pınar Restaurant’ına götürüdü.Yazdıklarınızın hiç birini görmedim ama sanki oralarda yaşamış gibiyim.(Anlatılanlar sayesinde)Yaşayamamış olmanın verdiği üzüntüyle.Hazırlayan,yazan ve yayınlayan herkese çok teşekkürler.
Saygılarımla,
S.Sırrı KAYA
ÇERKEZKÖY
Admin: Sayın Sırrı Kaya, sizin aracılığınızla bizde Sayın Bülent Büyüksoy’un doğumgününü kutlarız.
Saygılarımızla…
ÇOK GÜZEL BİR ANI HATIRLATMASI OLDU BENİM İÇİN TEŞEKKÜR EDRİM NEYDİ O GÜNLER SAG OLUN.
Kalamış ve Fenerbahçe’den bahsederken kimsenin aklına Sahil sineması gelmemiş… Yaz akşamları
ne güzel olurdu.. Sonra Toraman sineması.. o zamanlar TV yoktu.. herkes akşamları sinemaya gider hem yazın bunaltıcı sıcaklığından kurtulur hem de film seyrederdi…Bir de güzelim yazlık tramvaylar..
Ben kendimi şanssız, çocuklarımı şanslı sayıyorum. Nedenine gelince ; O günleri ve güzellikleri, gözümün önüne getirdikçe gözlerim doluyor ,eskiye dönmek istiyorum. Çocuklarıma gelince hiç olmazsa o günleri görmedikleri için şanslılar, çünkü onlarda benim gibi mutsuz olacaklardı. Eski tahta Fenerbahçe stadında FB. li . GS .li BJK .lı herkes beraber karışık oturur, kimse birbirine saygısızlık etmezdi ve yenilen takım seyircileri , yenen takımı alkışlarlardı.İşte işin özeti buuuuuuuu.
1957doğumluyum.kadıköyden tranvaya binip fenerbahçe plajınagidişimizi hiç unutamam.kalamışa vardığımızda rüzgarla birlikte mis gibi deniz kokusunu alırdık.plajın kumu,güzel insanları,kadınlar kısmı,koşuyolundan mahalle arkadaşlarımız,evden getirdigimiz beyaz peynirli,domatesli sandviçler,hep beraber yenilen yemekler,tahta soyunma kabinleri,eve dönerken kabinciden 25kurusa aldığımız bir kova suyla ayaklaımızı yıkamamız,babam(1970′de veft etti),annem,kardeşlerim of of ne güzel günlerdi…
suadiyeye pangaltıdan yazlığa giderdik süper yerlerdi oralar kalamış sahilleride aynen öyleydi.yanlız birşey var sahilin doğanın güzelliğini fenerbahçe tesisleriyle bağdaştırmak bence çok basite indirmek bütün bu güzelliklerin elimizden gitmesine…
suadiye eskiden çok çok güzel bir yerdi
ama malesef oranında içine ettik
(((