Atik Ali Paşa Camii

Yazar Admin / 30 Eylül 2011. Kategori İSTANBUL'DAKİ TARİHİ YAPILARIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

 

Çemberlitaş’ta Yeniçeriler caddesi üzerinde yer alan Atik Ali Paşa Camii, vakti zamanında Sedefçiler, Eski Ali Paşa, Dikilitaş, Vezir Hanı, Sandıkçılar Camii gibi isimlerle de anılmamış değil.

Ne var ki hemen her eser, kendini yaptıranın adını taşır, başka isimleri olsa da baki kalan hep banisinin ismi olur.

Sultan II. Bayezit devri veziriazamlarından olan Atik Ali Paşa, burayı aslında cami ile beraber medrese, imaret, hankah (türbe) ve kervansaraydan oluşan bir külliye olarak yaptırmasına rağmen, biz bugün sadece cami ve ön cephesi kesilmiş olan medreseyi görebilmekteyiz.

Bu yüzyılın başına kadar harap bir halde ulaşmayı başaran İmaret, hazirenin devamındaydı. Bir kısmı Divanyolu caddesinin düzenlenmesi sırasında, kalan kısmı da 1912 -14 yılları arasında yok olup gitmiş.

Hankahın  avlu giriş kapısı yanında bulunan ve üzerinde bir muvakkithane kitabesi olan yapı olduğu sanılmakta.

19.yy.’ın sonlarına kadar ayakta olan Elçi Han’ın ise Atik Ali Paşa’nın kervansarayı olduğu düşünülür. Medrese ile beraber caddenin karşısında yer alan han, 1865 Hocapaşa yangınında harap olmasının ardından 1880’e doğru da tamamen yıkılır.

Geçirdiği bütün badirelere inat günümüze ulaşmayı başaran Atik Ali Paşa’nın yadigarı olan caminin orijinal bir kitabesi mevcut değil ne yazık ki.Ancak cümle kapısı üstünde bulunan ayet-i kerime yazısının köşesinde göze çarpan 902 tarihi bize caminin muhtemelen 1496-97 yıllarında yapılmış olduğuna dair bilgi verir. 

Tuttuğunu koparan, gözü kara, cesur Ali Paşa, aslen Saraybosna’nın Drozgometva köyünden olup, devşirme olarak Enderun’da yetişmiş.Babüssade Ağalığı, Sancak Beyliği, önce Karaman sonra Rumeli Beylerbeyliği derken 1501’de Mesih Paşa’nın ölümü üzerine kendini vezir-i azam buluvermiş. II. Bayezid pek severmiş Ali Paşa’yı. Severmiş de 1503’de görevden alıvermiş, 3 yıl sonra da yeniden vezir-i azamlığa getirmiş. Ali Paşa 1511’de Şahkulu İsyanı sırasında şehit düşene kadar sadarette kalarak, devlet işlerini başarıyla yürütmüş. Ölümü padişahı ziyadesiyle üzmüş.

Bu külliyenin yanı sıra Karagümrük’de ki Zincirlikuyu veya Atik Ali Paşa Camii, Kariye Camii, Edirne’de bir cami, Bursa’da bir imaret, Mora’da birkaç sıbyan mektebi de onun hayratları arasında.

Külliyenin ana unsuru camiye gelince: Cami, bugün Çemberlitaş dediğimiz Constantinus Anıtı’nın etrafında yer alan meydanın (Forum Constantini) yerine inşa edilir. Hatta forumu çevreleyen revak sütunları cami inşasında kullanılır. İstanbul’un yakasını bir türlü bırakmayan yangınlardan da, depremlerden de bir İstanbullu olarak o da alır nasibini. 1587 yangını, 1648 depremi, 1652 yangını… Öyle ki 1648 depremine ait olduğu sanılan bir belge de caminin orta kubbesinin tamamen, minaresinin de şerefesine kadar yıkıldığı belirtilir. 1716, 1766 depremleri, 1865 Hocapaşa yangını, 1894 depremi derken 1896’da tamir edilir. 1937-38 arasında tekrar tamir görür, 1981’de de küçük bir onarım geçirir.

Tamamen kesme taştan inşa edilen cami, plan olarak 5 kubbeli bir son cemaat yeri, bir eksen üzerinde bir büyük ve mihrap üzerinde bir yarım kubbe ile örtülüdür. Ayrıca iki yana doğru birer kare paye ile ana mekandan ayrılan daha alçak ikişer kubbenin örttüğü yan mekanlar dikkati çeker.

Cami bizi pek de muntazam olmayan avlusu ile karşılar. Avludan 5 bölümlü son cemaat yerine girdiğimiz de buranın 4’ü mermer, 2’si porfir sütunlardan oluştuğunu görürüz. Revağın orta kubbe köşelikleri badem ve yapraklarla, kubbe içi de rumi malakarilerle kaplı olan bu bölümün sağ ve solundaki duvarlarda ikişer pencere, pencere aralarında da birer mihrap görürüz.

İç cümle kapısından içeri girdiğimizde kapının her iki yanında birer niş ve dolap bulunur. Yine ana mekan içinde, girişin hemen solunda gözümüze ilişen ahşap mahfil ise yenidir.

Dışarıdan sekiz payanda ile desteklenen ana kubbenin köşeleri, içeriden baktığımızda düz ve süslemesizdir. Caminin içindeyken ana kubbe eteğinde yer alan 16 pencerenin camiye aydınlık bir görüntü sağladığını fark ederiz.

Yan mekanlara geçtiğimizde ise ana mekan kubbesinin aksine kubbe köşeliklerindeki badem süslemeler çeker dikkatimizi. Sağdaki yan mekan günümüzde kadınlara ayrılmıştır. Şöyle huzurlu bir sessizliğe ihtiyacı olan hanım misafirlerini en iyi şekilde ağırlayacaktır burası.Mermerden mihrap ve minber fazla süslü olmamakla beraber sade ve zarif görünümleriyle dikkati çekerken, mihrabın iki yanında asılı olan mum külahları, üst pencere içlerine açılır ve eşine az rastlanan bir görünüm arz eder.

Sağda bulunan minare kare kaide üzerinde yükselir. Caminin cümle kapısı üzerinde 1896 tarihli kitabe ile kemeri üzerindeki 1899 tarihli besmele ünlü hattat Sami Efendi imzasını taşır.

Caminin kıble tarafına doğru yürüdüğümüzde altı ayak üstüne oturan kubbe ile örtülü açık türbeyle karşılaşırız ki, camiden çok sonra yapılan bu türbenin kime ait olduğu bilinmez.

Caminin etrafını çeviren geniş hazire ise bir defa 19.yy.’ın 2. yarısında, iki defa da 1937 ve 1956 yıllarında yıktırılarak daha sonra yeniden yapılmış, bu arada da bazı kabirler ortadan kalkmış.

Avluda bulunması gereken şadırvan günümüzde yoktur maalesef. Onun yerine Nur-ı Osmaniye Camii tarafında eski bir su haznesi bulunur.

Ana cadde kenarında hazire duvarına bitişik çeşme, Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa tarafından 1168 (1754-55)’de yaptırılmış olup barok üslubuyla çeker dikkatleri.

Caminin hemen karşı tarafında ise medreseyi görürüz. Simetrik plana göre inşa edilen medresenin ortasında revaklı bir avlu, onun da etrafında hücreler mevcut. Aslında 16 tane olan bu hücrelerden 12 tanesi günümüze ulaşmış. Diğer 4 hücre ise, 1880’lerde cadde genişletilirken yıkılmış, yerine caddeye bakan üst odalar yapılmış, cadde kenarına ise düz bir duvar çekilmiş.

Çevredeki esnafı vakit namazları için ağırlayan cami, turistlerin de ilgisine mazhar olur çoğu zaman. Etrafındaki gürültüye inat, içerisi olabildiğince sessiz ve huzurludur…

Yazar: Ayfer İlter

  

Kaynakça:

İ.Aydın Yüksel, “Atik Ali Paşa Camii”, İslam Ansiklopedisi,I, İst.1988, s.403-405
M.İpşirli, “Atik Ali Paşa”,Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İst.1994, s.64-65
S.Eyice, “Atik Ali Paşa Camii”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, İst.1994, s.65-67

Linkler:

İBB Web Sitesi

Fatih Müftülüğü Web Sitesi

 

 

 

 

 

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

YORUMLARINIZ

Ara

Kategoriler

Son Yorumlar

  • Mustafa Gülberk: Sadece “yetim ve yoksul” ifadesine itirazım var..Çünkü bu temel bir tartışma...
  • Muharrem Soyek: Eski Darüşşafaka’nın özü derli toplu kısa tarihçesi.
  • Berk Erkent: Bu güzel sayfa, fotoğraflar ve bilgiler için çok teşekkürler. Kurtuluş’un dününü ve...
  • Sami: Benim çoçukluğum zamanında yani 70 li yılların başları burada askeriye vardı bu camiyi genellikle...
  • mehmet aydın: mimarı açıdan oldukça güzel bilgiler verilmiş, teşekkürler.

Ziyaretçi Bilgileri

  • 1055Bu gönderi:
  • 875Bugün okunanlar:
  • 1341Dün okunanlar:
  • 494Bugünkü ziyaretçiler:
  • 711Dünkü ziyaretçiler:
  • 6Şu an sitede olan ziyaretçiler:

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter
© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank