Yerebatan Sarnıcı

Yazar Admin / 25 Haziran 2011. Kategori İSTANBUL'DAKİ TARİHİ YAPILARIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

Yerebatan Sarnıcı, Tarihi Yarımada’nın ortasında, Ayasofya’nın güneybatısında yer alır. İstanbul’daki en büyük kapalı sarnıç olan yapı, suyun içinden yükselen mermer sütunlarının ihtişamından dolayı halk tarafından “Yerebatan Sarayı” olarak da anılmaktadır. IV. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Constantinus tarafından yaptırılan sarnıç, İmparator Justinianus döneminde 542 yılında, onarılıp, genişletilmiştir.

Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmış olan Yerebatan Sarnıcı’nın, yabancı kaynaklarda geçen “Basilika (Basilica)” isminin ise sarnıcın yakınında bulunan Ilius Basilikası’ndan geldiği rivayet edilir.

Buradaki sular, Bozdoğan ve Malova kemerleri aracılığı ile Eğrikapı su dağıtım merkezinden gelmektedir. Yerebatan Sarnıcı’nın planı, yüzyılımızın başında Alman denizaltıcıları çıkarmıştır. Toplam 9.800 m2 bir alana sahip olan sarnıç, uzunluğu 140 m. genişliği 70 m. diktörtgen planlı dev bir yapıdır. 52 basamaklı taş bir merdivenle inilen bu sarnıcın içerisinde, her biri 9 m. yüksekliğinde toplam 336 sütun bulunmaktadır.

Birbirine 4.80 metre aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane 12 sıra meydana getirirler. Çoğunluğu devşirme olan sütunların büyük bir kısmı tek parçadan, bir kısmı da üst üste iki parçadan oluşmaktadır. Sütunların köşeli veya yivli biçimde olan birkaç tanesi hariç, büyük çoğunluğu silindir biçimindedir. Bu sütunlar içerisinde, üzeri oyma ve kabartma halinde Tavus Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinin tekrarıyla süslenmiş olanı özellikle dikkati çeker. Bu sütunların 98 tanesi Korint başlıklı, bir bölümü de Dor başlıklıdır.

Sarnıcın tavan ağırlığı, haç biçiminde tonozlar ve yuvarlak kemerler vasıtasıyla sütunlara aktarılmıştır. Sarnıcın tuğladan örülmüş 4.80 m. kalınlığındaki duvarları ve tuğla döşeli zemini, Horasan harcından kalın bir tabakayla sıvanarak, su geçirmez hale getirilmiştir. Yapı, yaklaşık 100.000 ton su depolama kapasitesine sahiptir.

Sarnıcın orta yerini geçtikten sonra, güneybatı duvarından içeriye doğru, yaklaşık 40 m. uzunluğunda 30 m. genişliğinde düzensiz bir çıkıntı halinde görülen kısım, ağırlığı taşıyabilmesi için geçmiş yüzyıllarda yapılan onarımlar sırasında örülen duvarlardır. En uzun yerinde 9 sütun, en dar yerinde ise 2 sütun olmak üzere toplam 40 sütun, bu duvarların arkasında kaldığı için görülmemektedir. Sarnıcın kuzeybatı kösesindeki iki sütunun altında, kaide olarak kullanılan iki Medusa başı, Roma çağı heykeltraşlık sanatının önemli örneklerindendir. IV.yy. ait bu başların, hangi yapıdan alınarak buraya getirildiği konusunda kesin bir bilgi olmamakla beraber, Genç Roma Çağı’na ait antik bir yapıdan sökülerek, buraya getirildikleri düşünülmektedir. Sütun kaidesi olarak kullanılmalarını açıklayan yazılı bir kaynağa rastlanmamakla birlikte, Medusa heykellerinin sarnıcın inşasında, salt sütun kaidesi olarak ihtiyaç olduğu için kullanıldığı görüşü, araştırmacılar arasında genel kabul görmektedir.

Medusa’yla ilgili mitolojiye dayandırılan birçok efsane, Yerebatan Sarnıcı’nı daha da gizemli kılmaktadır. Bir rivayete göre, Medusa yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılanbaşlı Medusa olumludur ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buraya yerleştirildiği tahmin edilmektedir. Bir başka rivayete göre de,Medusa siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kızdır. Uzun zamandan beri Zeus’un oğlu Perseus’u sevmektedir. Bu arada Athena de Perseus’u sevmekte ve Medusa’yı kıskanmaktadır. Bu sebeple de,Athena, Medusa’nın saçlarını korkunç yılanlar biçimine sokar. Artık Medusa kime baksa, baktığı kimse taş kesilir. Onu bu biçimde gören Perseus, heyecanla Medusa’nın büyülendiğini düşünerek başını keser, başını eline alıp düşmanlarını taşa çevirerek birçok savaşlar kazanır. Bu olaydan sonra Medusa’nın, eski Bizans’ta kılıç kabzalarına ve sütun kaidelerine ters ve yan olarak işlendiği söylenmektedir.

İstanbul’un fethinden sonra yaklaşık yüzyıl süreyle sarnıcın varlığı fark edilmemiş; ancak bodrumlarında su biriktiren ve deliklerden sepet sarkıtarak balık tutan insanların varlığının anlaşılmasıyla keşfedilmiştir. Yerebatan(Basilika) Sarnıcı, günümüze kadar çeşitli onarımlardan geçmiştir. Osmanlı ımparotorluğu döneminde iki defa restore edilen sarnıcın ilk onarımı,18. yüzyılda III. Ahmet zamanında (M 1723), Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından gerçekleştirilmiştir. 19. yüzyıl’da, ikinci büyük onarım Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) tarafından yaptırılmıştır. 1985-1988 yılları arasında, Büyükşehir Belediyesi tarafından, geniş ölçüde bir temizlik ve onarımdan geçirilen Yerebatan Sarnıcı, müze haline getirilerek, ziyarete açılmıştır. Halen İstanbul Kültür ve Sanat Ürünleri Ticaret A.Ş. tarafından işletilen Yerebatan Sarnıcı’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çeşitli kültür etkinlikleri gerçekleştirilmektedir.

Sarnıç her gün 09.00 – 17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Yerebatan Sarnıcı Bilet Fiyatları:
TC Vatandaşları: 5 TL.
Yabancılar: 10 TL.

Paylaşmak ister misiniz ?

Etiketler:

Geri Izleme..

YORUMLARINIZ

Kategoriler

Son Yorumlar

  • özlem: ANCAK ÇEVRE BERBAT GÖRÜNÜYOR.
  • Nesrin Cengiz: Bende doğma büyüme Mecidiyeköylüyüm 1955 doğumlu, o güzel günleri yaşamış olmanın mutluluğu içindeyim,...
  • Süleyman Altınok: Saçmalamayın mimar Sinanın kabri kendisine benzer bir heykeli yapılabilmesi için Mustafa Kemal...
  • ayhan: evet şair nedim caddesi 28 numara 2.kat yaklaşık 10 yıl oturduk ilkokul ve orta okulu beşiktaşta okudum şimdi...
  • Belma Muratoğlu: Kadıköy iskelesi binasının denize bakan yönünde bir saat vardı. Şimdi ise sülüs tarzı Arap...

Ülkelere Göre Siteye Erişim

Flag Counter

altbolum

© Copyright www.degisti.com Bu sitede yayınlanan resimler,yazılar ve diğer dökümanlar sadece bilgilendirme amacı ile yayınlanmaktadır. Site sahibi ve site yazarları, bu sitede yayınlanan herhangi bir içerikten dolayı ortaya çıkabilecek zararlardan sorumlu tutulamaz.Bu sitede kullanılmış olan Marka, Teknoloji ve Ürün adlarının tüm hakları ticari sahiplerine aittir.Bu sitede yayınlanan tüm yazılar/makaleler,videolar ve bilgiler yayınlandığı gibidir. Yazılardaki/makalelerdeki bu bilgilerin zaman içerisinde değişebileceğini, güncelliğini kaybedebileceğini UNUTMAYINIZ.Sitemizde yayinlanan yazıların tüm haklari sahiplerine aittir. Kısmen veya tamamen kopyalayıp kullanan kişiler hakkında cezai ve hukuki işlem yapılacaktır.Bu siteye girmiş herkes bu uyarıyı okumuş ve burada yazan şartları kabul etmiş sayılır. Page Rank